Çok sevdiğim bir arkadaşımın baldan tatlı kızı Çınar'ı böyle tanımlıyor: Çılgın!
Çocukların tahlil yeteneği kesinlikle büyüklerden kat kat iyi. İçgüdüleriyle yönetildiklerinden olsa gerek, karşılarındakinin hem dışını hem de içini çok iyi görebiliyorlar. Bu yüzden de Beril, Çınar'ı "çok hareketli, yaramaz, yerinde duramayan, inatçı, vs." diye değil, "çılgın" diye tanımlıyor.
Çünkü Çınar gerçekten hayatı ve duygularını dolu dolu, coşkuyla yaşayan bir çocuk. Kafasına koyduğunu yapan, aklına düşenin peşinden gidenlerden. Hedefe ulaşana kadar durmayanlardan. Dolayısıyla, amacına ulaşmak için en saçma yolları bile denemekten vazgeçmeyenlerden. İşte bu yüzden de biraz çılgın, çokça delidolu! Kesinlikle kararlı...
Ve hayır, birlikte yaşamak, tam tersi karakterde bir anne olmak kolay değil. Hem de hiç! Ama onu kendi olduğu gibi -ya da Beril'in dediği gibi- kabul edersen, eğlenceli.
Bu ara aslında yine kendimi sorgulama dönemim. Geçen seneden, 2011 İlkbahar-Yaz sezonuyla ilgili çok beklentiye girmişim. Çınar'ın durulmasını, benim yanımdan ayrılmayan, sözümden çıkmayan -ne demekse- yavru haline gelmesini beklemişim. Beklentilerim boş çıkınca da sabırsızlaşmışım, gerilmişim, germişim. Ama o bir "çılgın", bunları -henüz- yapamaz ki :)
Yine de çok büyük bir iş başardı bu bahar, hem de annesinin "beklemediği" kadar kolaylıkla! "Bezlerini çöpe attı", az şey mi? Hayır! Ve aslında, artık söylenenleri de dinliyor, çoğu zaman anlıyor, kimi zaman uyuyor. Kural nedir biliyor, esnetme denemeleri oluyor; ama, biz tutarlı davranınca kabul de ediyor. Geçen sene kurallara uyabileceğini tahmin edebilir miydim? Hayır!
Demek ki, herşeyin bir zamanı var. Ve bu zamanı hep bizim çılgın belirleyecek. Yani, az biraz durulmasının da zamanı gelecek, "tehlikeli"nin ne olduğunu anlamasının da...
Annesi o zamana kadar enerji veren vitaminlerle, meyve desteğiyle idare etsin ve "çılgın"ının tadını çıkarsın yalnızca :)
32 aylık "çılgın"ım, Sapanca'da, Beril'in şapkasıyla...