hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2011 Pazartesi

Kusma ve İshal Diyeti

Başlık her ne kadar iç kaldırıcı olsa da, arandığında kolay bulunsun diye böyle dümdüz yazmayı tercih ettim...

Bizim minik adam, doğumgününün gecesinde ateşlendi ve hala düzelebilmiş değil. 1 kez serum, 3 kez de serum+damardan "antibıdı" almasına rağmen ateşini ancak ilaçla kontrol altında tutabiliyoruz. Pazardan beri nispeten daha iyi olsa da, hala 39 dereceyi görebiliyor olmak can sıkıcı.

Ateş dolayısıyla pek bir şey yemek istemiyor. Israr da etmiyoruz (ben gerçekten bu konuda Nirvana'ya ulaştım sanırım...). Ama cuma gecesi kendi gelip deli gibi "acıktıım, ne yemek yiyebilirim?" diye peşimde dolaşıp ardından da yediği herşeyi -gece boyunca- kusunca, cumartesi hastaneye attık kendimizi.

Serumdan sonra doktor elimize bir liste tutuşturdu. Ben bilmiyordum; ama, ishalde olduğu gibi, kusma durumlarında da yenmesi ve yenmemesi gereken şeyler varmış. Yenmemesi gerekenler, kusmayı tetikliyormuş. Buyrun liste aşağıda. Gerçekten, bunlara 2 gün dikkat ettik, kusması kesildi yavrumun... Bundan önceki hastalıklarında, kötü olan midesini resmen biz daha kötü ediyormuşuz meğer!

YENECEKLER:

Yağsız yoğurt
Haşlanmış yumurta
Haşlanmış patates
Pirinç lapası
Muz
Çay
Ayran
Yağsız yayla çorba
Ekmek (tercihen kızarmış)
Haşlanmış veya ızgara tavuk
Makarna (yağsız, salçasız)

YASAKLAR:

Şekerli gıdalar, tatlılar, reçeller, bal, pekmez
Çikolata, nutella, vb.
Bisküvi, kek, kurabiye, kraker, poğaça, simit
Yağ içeren herhangi bir gıda
Süt
Dondurma
Sebzeler (domates, salatalık, biber, fasule, mercimek, vb.)
Meyveler (muz hariç hepsi yasak)
Meyve suları
Çorbalar (yayla çorba hariç)

2 Kasım 2010 Salı

Naammaaa!!!!

Çınar hasta -evet, yine!

Lütfen "ne kadar sık hasta oldu" falan demeyin, zaten kendi kendime sinir olmuş durumdayım. Muhtemelen Anıtkabir'de üşüttü, ya da okkulda kaptı gene bir şeyler. Sonuç: hasta işte. Ve ben bu sefer, kendime kızdım. Hiçbir anlamı yok, biliyorum, ama kendimi "ne kadar sık hasta ediyorum bu çocuğu" derken yakaladım işte. Ve o iç ses, bir türlü çıkmak bilmiyor kafamdan...

Neyse, "bir annenin itiraflarından" sonra asıl konuya geleyim. Konu, hastalık değil. Çocuktur, hasta olur. Hele okkula gidiyorsa, daha çok hasta olur. Konumuz, hastayken iştahsızlık. Pazar gecesinden beri Çınar'a yemek yedirebilmek mümkün değil. Yapmadığımız şebeklik, izletmediğimiz video, okumadığımız kitap kalmadı. Sağ el defansa geçip de "nammaaa!" dedi mi iş bitiyor, yemek yemiyor! Tabii, bütün aile tepesindeyiz. Hele evde anneanne/babaanne/dedelerden biri veya hepsi varsa, seyreyleyin şenliği! Kötülüğüne yapmıyoruz tabii, amacımız, hastayken bir de üstüne aç kalıp vücudu iyice halsiz düşmesin...

Yanlış yapıyormuşuz! Evet, yanlış. Az önce Hilal Hanım aradı. Sağolsun, Çınar'ı merak etmiş. Ağzındaki yaralar yüzünden yemek de yemiyor, deyince yine bana doğru yolu gösterdi sağolsun! Her zamanki gibi! Kafamı binanın duvarlarına vurasım geldi ama, neyse... zararın neresindne dönülse kardır!

Diyor ki Mrs. Hilal, nasıl elektrik kesintisi olduğu zaman, çoğu bina jeneratörü elektriği yalnızca o an binanın en çok işine yarayacak kısımlarına yönlendiriyorsa, vücut da hasta olduğu zaman, enerjisini aynı şekilde korumaya çalışıyor. Sindirim, başlı başına zor ve yorucu bir iş. Dolayısıyla, hasta olunduğunda iştahsız da olmamızın nedeni bu! Ve çocuklar bizden daha çok içgüdüleriyle yaşadıklarından, bu his onlarda daha kuvvetli. Yani, vücut, yorulmasın diye yemek yemiyor. Asıl ihtiyacı olan şey, yemek yemek değil. Dinlenmek!

Doğru, normalde 8 saat uyudu mu zıpkın gibi ayağa kalkan çocuk, 10 saat uyuyor ve uyandıktan 3 saat sonra 2 saatlik şekerlemeler yapıyor. Ve bütün gün uyuduğu halde, gece 9 olmadan yastığını alıp "anne uyut beni" diyebiliyor! Çünkü, onun ihtiyacı zorla yedirilmek değil, dinlenebilmek.

Ve Hilal Hanım yine diyor ki, hasta olduğumuz zaman, hepimizin canı başka başka şeyler yemek ister ya da istemez. Çocuklar içgüdüleriyle daha çok yönetildikleri için, vücutlarının ne istediğini bizden çok daha iyi bilirler. Yani, eğer sadece yoğurt yemek istiyorsa (bizde durum bu), bırakın yalnızca yoğurt yesin. Kaç öğün üst üste yerse yesin. Onun vücudunun ihtiyacı yoğurt demek ki!

Ve asıl önemli noktaya geliyorum, iyi okuyun (okuyayım):

Hastayken zorla yemek yedirilmeye çalışıldığı zaman bu (yani zorla yemek yemek/yemeği reddetmek), çocuklarda sonrasında da alışkanlık olarak devam ediyor. Ama, hastalık sırasında zorlamayıp, yemek yememesine izin verirseniz/ses çıkarmazsanız, hastalıktan kalkınca çok büyük bir iştahla saldırıyorlar yemeğe ve anında aç zamanlarını telafi ediyorlar!

Yani keşke dedim, sizinle dün konuşsaydık bunları... neyse, yazdığım gibi, zararın neresinden dönersen kar. Şimdi babaannesini arayayım da, yemek yedirmeye zorlamasın. Bıraksın, ne istiyorsa onu yesin. Hepimiz için zor bunu yapmak, çocuk açken, doyamayanlardanım ben mesela.

Ama, sonrası için lazım demek ki... Akşam da ben kendime mukayet olayım bari!