Anne-bebek bloglarının toz pembe bir havası vardır, değil mi? Muhteşem çocuklar ve herşeyin en iyisini bilen anneler! Ama bu okuyacağınız yazı, öyle toz pembe bir yazı değil; uçuk siyah! Ne gri -yani ortada, ne de kapkara -yani salt kötü... bildiğiniz uçuk siyah...
Hala ve ısrarla "2 yaş kötü değildir" diyorum kendime. Etiketlemek istemiyorum bu yaşadığımız dönemi; etiketleyip de geçiştirmek istemiyorum. Anlamaya çalışıyorum. Böylesi bana daha iyi geliyor. Ama gerçekten, bu geçiş döneminde yaşanılanlar zormuş, çok zor.
Karşımda artık bebek olmadığını bilen, ama daha çocuk da olmayan bir insan yavrusu var. Fiziksel olarak (yani kaba ve ince motor gelişimi derler ya) epey ilerledi, hareketlerini takip edince insan gerçekten büyüdüğünü anlıyor. 15-20 gündür de konuşuyor! Gerçekten, söyleyeceği ne varsa söylüyor (ya da biz öyle sanıyoruz). İsteklerini net bir biçimde ifade edebiliyor:
"Galoşlarımı giydiirme baba, baççede oynıycam beeen!", "Baba ben acıktım, pooça al bana!", "Anne Çinay'i sakın giydiiirmeeee!!!"
Konuşmasını dinlemek, istediklerini söyleyebildiğini farketmek müthiş keyifli mesela! 2 yaş kesinlikle sürprizlerle dolu, eğlenceli bir yaş!
Ama işte handikapları da var. O da, biz de, geçen seneye göre müthiş gelişen hareketlerini ve konuşmasını gördükçe, sanki her şeyi artık yapabilirmiş ve anlatabilirmiş hissine kapılıyoruz. Halbuki, öyle değil. Yapabilecekleri hala sınırlı, ama Çınar öyle olmadığını sanıyor; ve bir şeyi başaramayınca şaşırıyor, üzülüyor, sinirleniyor.
Ya da sanırım, biz ona herhangi bir şeyi önce söyleyip sonra yapıyoruz ya; o da bize "anne sakın Çinay'ı giydiirmee" ya da "ben banno dapcaaaaaaam, çıkmııcam bannodan!" dediğinde kendisini yüzde yüz dinleyeceğimizi sanıyor. Tabii, ardından kıyamet kopuyor! Sesimizi duyan biri, Çınar'a işkence yaptığımızdan emin olur! O derece...
Bir de tabii, "gereksiz" ağlamalar var. "Gereksiz" damgası tamamen bizim tarafımızdan yapıştırılmış. Çocuk konuşmaya başlayınca sanıyoruz ki, aklından geçen herşeyi söyleyebilecek. Biz ifade edebiliyor muyuz allah aşkına aklımızdan her geçeni! Yapabiliyor olsak, hangi ilişkide sorun kalırdı? Toplamda 15-20 gündür net konuşabilen bir çocuktan ne çok şey bekliyorum/bekliyoruz! Kimbilir neler düşünüyor ve ifade edemiyor:
Çınar iç ses: Evimizde değiliz uzun bir süredir, anneannemde kalıyoruz... burayı seviyorum, ama, neden evimizde değiliz? Babam da yok 3 gündür, işe gitti diyor annem ama işe gidince, gelirdi... şimdi gelmiyor... endişeliyim, merak ediyorum...
Çınar dış ses: Üvveeeeaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!!!!!!!!!
Belki fazlasıdır hatta iç sesin söyledikleri. Tabii, bu banyo-tadilatı-dolayısıyla-annemlerde-kalma durumu, bizim aileye özel bir durum oldu; ama eminim, her çocuğun kafasından dile dökemedikleri şeyler geçiyordur.
Ve bu değişim-gelişim ve ardından gelen "yine de yetememe" duygusu bizde kocaman bir "itirazlar" sinsilesine dönüştü. Ben öyle olduğunu düşünüyorum ya da. Her şeye itiraz ediyor Çınar, herşeyin sonu ağlayarak bitiyor: giyinmek, banyodan çıkmak, yemek yemek, uyumak, oyunu bırakmak, parkı bırakmak... Hepsi büyük bir olaya, hatta trajediye dönüşüyor!
Ve ben çok yoruldum! İdare edemiyorum. Bazen sinirleniyorum, bazen alttan alıyorum, bazen oturup kısaca anlatıyorum... ama çözüm bulamıyorum. Beklemekten başka çare yok gibi, ama ne kadar hasarsız atlatıyoruz bu dönemi, bilmiyorum. İşin kötüsü, benim de canım sıkkın (iş, güç, vs -oğlumun alanını işgal etmeyeyim). Hissediyordur tabii gerginliğimi, ama elimden hiçbir şey olmuyormuş gibi davranmak da gelmiyor. Öyle olunca da işler iyice sarpa sarıyor. Belki bu kısım önemsizdir, hani, hangimizin hayatı gerçekten toz pembe ki? Ama ben, anne olarak, yetemediğimi hissediyorum.
Biliyorum ki, bir çok anne aynı dönemden geçiyoruz, benzer şeyleri yaşıyoruz. Bazılarımız daha dirayetli, bazılarımız değil. Ve geçiyor bugünler, sağlıkları yerinde olsun da, sıkıntı dediğimiz bu şeyler atlatılıyor, yerini başka tasalar alıyor.
Ama bu ara, ben biraz uçuk siyahım. Arz ederim...