11 Kasım 2012 Pazar

Olmasaydın, Olmazdık!


Çok çok sevdiğim Antaşyalı canım arkadaşlarım Pınar ve Yasemin, ve onların baldan tatlı oğulları Efe ve Gazihan ile bugün Ata'mızı andık; kendisine bir kez daha teşekkür ettik...

Çınar'a "öldü/ölmek" kavramlarını anlatamıyorum. Kendime bile tam açıklayamadığım bir şeyi, çocuğuma anlatmakta zorlanıyorum. Bu yüzden "Atatürk böyle güzel bir ülke var etmek için çok çalışmış, çok yorulmuş, bu yüzden de dinlenmek için çoook uzun bir uykuya dalmış" diyebiliyorum. Sürekli ne zaman uyanacağını, onu ne zaman görebileceğini soruyor dolayısıyla. Aslında bu ülkede severek, özgürce yapabildiğimiz her şeyi yaşadıkça, Ata'yı gördüğünü bilmiyor.


6 Kasım 2012 Salı

Elimizde Patlayan Yöntemler Serisi #1

Çocuk yetiştirirken kontrolü elde tutma ve krizleri önleme adına türlü kitapta türlü yöntemler geçer. Bu yöntemlerin hemen hepsi Amerika'dan ithaldir; çünkü kitaplar çeviridir. Çeviri olmasa bile, genelde kitap yazan pedagoglarımız da Amerika menşeili makalelere atıfta bulunduklarından durum çok değişmez. 

Bu yöntemleri uygulayıp da başarılı olan ebeveyn sayısı eminim çoktur; fakat bizim ailenin Türk genleri çok baskın ki devşirme yöntemler hep benim elimde patlıyor. Bu yazılara keşke daha önce başlasaydım, ortaya çok daha fazla yazı içeren bir seri çıkardı. Aklım başıma yeni geliyor. Bundan sonra, yaşadıkça yazıp buraya kaydedeceğim. Amacım eleştirmek değil, güldürmek. Hatta belki içlerinden bazılarını deneyen ve yararlanan olur, kim bilir...

Yöntem#1: Hareketinin sonuçlarını görmesini sağlayın

(Çınar azıttığı için kafasını duvara "çotank" diye çarpar ve ağlar. Bir süre geçip ağlaması durduktan sonra..)

Başak: Çınar'cım, ne yapmasaydın canın yanmazdı?
Çınar: Orada duvar olmasaydıııı!!!!!!!

Aslında yöntem güzel; ama çocuğu hazırcevap olmayan ebeveynlere öneriyorum! Esenkalın!

1 Kasım 2012 Perşembe

Nasıl Kriz Çıkarsam?

Çınar: Bizim arabamızda A var mı? (plakayı soruyor)
Başak: Var canım.
Ç: B var mı?
B: Var canım... Ahmet'in A'sı var, Başak'ın da B'si var.
Ç: Çınar'ın Ç'si yok mu?
B: (hah, aferin, herşeyin doğrusunu söyle Başak, bittik şu anda...) eee, şey, yok Çınar'cım...
Ç: Niye yok???
B: Eee, bu arabayı aldığımızda sen daha doğmamıştın, o yüzden biz de bilemedik, öyle oldu... (fırtına yaklaşıyor...)
Ç: (dudaklar düşer, titreyen bir sesle) anneyle baba beni seeeeevmiyoooo... böööğüüüüüüü (ağlama efekti)!!!!
B: (iç ses: nerden merak saldı bu harflere bilmem ki!!!) dış ses: Tamam Çınar'cım, Ç de yaparız arabanın plakasına...


Zeynep'in bugünkü yazısını okuyunca ben de bunu buraya yazayım, hem bu aralar halet-i ruhiyemizi özetlemiş olayım hem de blog bir silkelensin kendine gelsin dedim... 

Krizsiz günler diler, "terrible two, horrible three, f.cking four"dan başka "five" ile ilgili bir şey biliyorsanız hemen yorum kısmına yazmanızı rica ederim. Hayır, bir sene sonrası için boşuna ümitlenmeyelim :)