18 Eylül 2014 Perşembe

Çınar'ın Oyuncakları: Cars!

Son yılların çocukları en çok yakalayan serilerinden biri Cars sanırım! Oyuncakları bizim evde son 3 yıldır hiç değişmeden oynanan oyuncak kategorisinde. Araya zaman zaman başka figürler ve konular girse de, bir kutu Cars oyuncağı her daim odamızda oynamaya hazır ve nazırdır!

İşte bu Cars oyuncaklarından Şimşek McQueen'imizi tatilde kaybedince ve hiçbir oyuncak mağazasında kendisini bulamayınca yine soluğu Toyzzshop'ta aldık. Onu alırken arabaları dizip oynayabileceği bir platform da görünce sepete bu platformu da ekledik. Evet, Çınar okula başlamış olabilir; ama okuldaki rehberlik öğretmeninin de dediği gibi "oyun çocuğun işidir" ve kafasını dağıtması için oyuncaklarına da ihtiyacı vardır!



Şimşek McQueen ile birlikte diğer araçları da yerleştirerek oynayacağı platform olarak Ramon'un dövmeci dükkanını seçtik. Aslında seçtiğimiz farklıydı (Luigi'nin lastik dükkanı); ama bu geldi, çok da itiraz etmedi Çınar. Evde bütün karakterlerimiz de mevcut olduğundan (hatta Şimşek McQueen'in Radyatör Kasabası'nda boyandıktan sonraki hali de dahil) Ramon'un dükkanında oyun başladı! (Buraya link de eklemek isterdim ama Toyyzshop'un sitesinde bu oyuncağı göremiyorum şu anda).


Çınar'ın olayı zaten "role play/rol oyunları". Bu yüzden de bu tür karakter oyuncaklarıyla oynamaya bayılıyor. Oynarken kendisi de o oyunun içine giriyor, dünyayı unutuyor. Böyle zamanlarda onu izlemeyi çok ama çok seviyorum. Dinlemekten de ayrı keyif alıyorum; çünkü, normalde bize anlatmadığı şeyler de dökülüveriyor :)


Ben çok ara ara yazabiliyorum artık buraya... ve sanki okul macerası başlamışken bunu yazmam tuhaf, değil mi? Ama okulla ilgili kafamı toparlayıp da yazamıyorum. Şimdilik iyi gidiyor gibi. Biz anne-baba olarak Tevfik Fikret'i sevdik; sanırım Çınar da sevdi. Ama hala alışma evresindeyiz ve bu aşamada yazmak istemediğimi fark ettim. Belki başlangıçla ilgili bir kaç şey yazarım daha sonra... şimdilik sadece kafamı dağıtmaya çalışıyorum!

Bu arada, Çınar bunlarla oynarken minnak da dikkatle izliyor, kendi çapında çırpınıyor. Abi de arada bir kaç arabasını eline veriyor. İkisinin birlikte oynayacağı günleri sabırsızlıkla bekliyorum... aslında, artık Rüzgar'ın Oyuncakları diye bir seri de yapabilirim; çünkü gerçekten çok tepki verdiği ve hiç ilgilenmediği oyuncakları da var. Ve hatta kitapları. Ah bir zaman bulabilsem... İş-ilkokul-minnak-sabah 5:30-6:00 arası kalkmak beni sosyal her şeyden kopardı gibi. Bir düzene gireyim, her şeye yetişeceğim yine umarım! Bakalım...

22 Ağustos 2014 Cuma

Son Zamanlarda Çınar ve Rüzgar...

Rüzgar Mayıs ortası doğunca ve dolayısıyla doğum iznim tam yaz aylarına rastlayınca bu sene tatilin dibine vurduk! Rüzgar 2,5 aylıkken evden çıktık, 3,5 aylıkken geri dönüyoruz.


Bizim iki oğlana da bu yaz tatili yaradı! Büyük çılgınca yüzdü, kariyer hedefini belirledi, D vitamini ve iyota doydu. Gezegenler ve güneş sistemine iyice saran arkadaş büyüyünce astronot olacakmış! İki hafta önce büyüyünce Batman olacağım diyen Çınar'ın seçtiği ilk gerçek meslek. Bana da fotoğraf çekecekmiş uzaydan, bakalım, heyecanla bekliyorum!


Çınar'ın abiliğiyle ilgili de bir sıkıntımız yok, maşallah diyeyim... Dengeli davranmaya, ona daha çok vakit ayırmaya çalışıyoruz. Fakat yine de şımarmasına ve bebek gibi konuşmasına, mızmızlanmasına ve ona kızarsak "zaten siz beni hiç sevmiyorsunuz, hep bana kızıyorsunuz, Rüzgar'a hiç kızmıyorsunuz" demesine engel olamıyoruz. Son bir aydır hep anane&dede ile birlikteyiz, onlar Çınar'a bizden de özenli davranıyorlar. Ama sanırım bir yerde bir şeyleri kaçırıyoruz. Şu bebek gibi konuşma işi beni deli ediyor; ama, ne yaptıysam olmadı. En son Ruhan Teyzem dedi ki "bir de umursama bakalım". Genelde herşeyi dibine kadar yaşayıp sonra tatmin olunca bırakan oğlumda bu son taktiğin işe yaramasını umuyorum! Bebek gibi konuşması dışındaki diğer davranışları için de keşke birileri beni uzaktan izleyip "bak bunları bunları yapma" dese... Çınar hiç üzülsün istemiyorum çünkü. Öyle şefkatli ve iyi bir abi ki... Keşke biz de onun gibi anne&baba olsak!

Abi, kardeşine kitap okuyor

Öbür minnak ise tam bir bal damlası oldu.  İlk gülücüğünü attığında 16 Haziran'dı; neredeyse 40 günlüktü. Zamanla gülücük konusunda ustalaştı! Şimdi önüne gelene kelimenin tam anlamıyla "yılışıyor" :)) o dişsiz gülüş öyle tatlı ki! Saros ahalisi kendisine bayıldı. Özleyen kışın Ankara'ya gelsin diyorum!


Gülücükler ve "agu"lar gırla giderken hareket konusunda abisini aratmayacağının sinyallerini Antalya'da verdi ve sırt üstünden yüzüstüne 2,5 aylıkken döndü! Ama bu işi tam anlamıyla tam 3 aylıkken yaptı. Geçen günlerde ise, yatağın üstünde sanki sürünerek bir miktar ilerledi; ama, emin olamadık tam. Fakat kollarıyla vücudunu çekebileceğini yakında keşfeder diyorum... 

Bugün ise, neredeyse 3,5 aylıkken, ellerini Ruhan Teyze'si istediğinde uzattı! Şu bile ne büyük aşama! Eve dönünce aktivite halısını çıkarmanın vaktidir.


Bu arada, kalabalıkta çocuk bakmak çok keyifli bir şey. Emzirdikten sonra bebek kapanın elinde kalıyor. Bazen sırf sevişelim diye emmesi bitse de odadan çıkmıyorum :) e Rüzgar'a bakan olunca, alıp büyüğü denize gidiyorum. Yüzüyoruz, güneşleniyoruz, kitap okuyoruz. İki çocukla yaz tatilinde dinlenmek ancak yanında destek kuvvetle mümkün. Benim moralim yüksek olunca, bebek de huzurlu oluyor.

Ve şimdi Ankara'ya dönme vaktimiz geldi. 4 Eylül'de ben işe başlıyorum. 8 Eylül'de Çınar ilkokula başlıyor. Tevfik Fikret Lisesi'nin kurasında çıktı çok şükür, bu okulu çok istiyorduk. Okulu, iş yerimin dibinde. Birlikte gidip geleceğiz; ikimiz için de motivasyon olacak. Minnağın çok sevdiğimiz bir Aylin Abla'sı var (maşallah). O yüzden gözüm arkada değil. 4 aylık bırakmak zor geliyor hala, ama hem çalışmayı seviyorum, hem de çalışmak zorundayım. Ama 4 Eylül'den sonraki hayat gözümü biraz korkutuyor... Artık o zamanlarda, bu yaz depoladığım enerjiyi kullanırım diyorum!

Siz de bize bol şans dileyin olur mu?


31 Temmuz 2014 Perşembe

Küçük Bebekle Tatil Önerileri

Bu konuda tek bir önerim var:

Yanınıza anane/babaneyi de alın!

(Teşekkürler ananecik)

Şaka değil, hem Çınar'ın ilk iki, hem Rüzgar'ın ilk tatilinde yanımızda annem vardı ve gerçekten tatil yapabildik. Destek ve tecrübe önemli! 

Diğer önereceğim "tali" şeylerse:

- İdeal olarak 10:00-17:00 arası bebeği dışarı  çıkmarmayın (biz biraz esnettik, gölgede ve tente altında tutmak kaydıyla 11:00-16:30 oluyor genelde.
- Otelde park yatak yoksa park yatağınızı yanınıza alın.
- Ana kucağı da hem bebeği hem kendinizi dinlendirmek için pek yararlı
- Alıştığı bir düzen varsa (uyku ve beslenme saati) bunu koruyun ki topluca rahat edin. Rüzgar henüz sesten çok etkilenmediği için havuz başında emzirip uyutabildim. Ama etkilenseydi odaya götürür getirirdim. Düzeni olan bebek huzurludur çünkü...
- Pompanızı, biberonları yanınıza almayı unutmayın :)
- Kolsuz bodyler candır!
- Emzirme dışında yapabileceğiniz herşeyi babasının da yapabileceğini unutmayın :))

Ek gıdaya başlamamış bebekle tatil kolay aslında. Ama yanında bir de abi/abla varsa zor. Bunun için de yazının ennn başındaki öneriye dönüyoruz :)) 

Ek gıdaya başlayan bebek içinse yukarıdakilere ek olarak portatif mama sandalyesi diyorum. Fisher Price'ın var bizde, burada da yazmıştım... Hayat kurtarıcı! Üşenmeyin taşıyın derim. Kendi kaşık/çatalını, kaplarını ve kullan-at mama önlüklerini de unutmayın. 

İyi tatiller!!!

29.07.2014, Kundu, Antalya