Bu sabah...
Saat
06:20, minik adamın odasından uyanma sesleri geliyor...
"eeeeee", "iiiiii", "ühü ühüüü"... Böyle kesik kesik!
Azmettim, uyuyacağım; babasını dürtüyorum:
"Ahmeeet, dün ben kalkmıştım; bugün de sen kalkar mısın? Aynı saatte yattık, hadiii..."
Babada ses yok, o da beklemede... hani Çınar vazgeçer de uyursa diye!
10 dakika sonra
"yalandan" ağlamalar sıklaşıyor. Yok, uyumayacak. Bir ümit sesleniyorum:
"Çıınaaaar!" Ses kesiliyor, kulakları dikti, kesin! Yeniden sesleniyorum
"Çıııınaaaaarrrr! Kimi çağırıyorsun?" (her zaman yaptığım gibi
"annecim?" diye bitirmiyorum bu sefer, ipucu olmasın :D).
İçeriden yanıt geliyor, önce boğuk:
"ıınnnee"... Yok yok, mırıldandı yahu...
Yine ümitle,
"Kimi çağırıyorsun, anlayamadık?"
Bu sefer yanıt gayet net:
"AAAANNNNEEEEEEEEEEE!!!!!"
Oha Çınar, yuh Çınar!
Sevgili eşim basıyor kahkahayı! Bende son çırpınışlar:
"Baba gelsin mi?"
"AAAAANNNNEEEEEEE!!!"
Sonra...
Fırlayıp yataktan koşarak odasına gidiyorum, kocaman bir gülümseme bana günaydın diyor. Kapıyorum minik adamı, doğru yatak odasına!
Yatağın ortasına alıyoruz, öpüyoruz, ısırıyoruz, mıncırıyoruz, kokluyoruz, öpüyoruz, öpüyoruz, öpüyoruz....