31 Mayıs 2010 Pazartesi

Babalar Günü Yarışması :)

Damla'dan gelen maili iletiyorum;

Haydi anneler, arşivler açılsın; ya da sarılın fotoğraf makinenize!!!



Nurturia'da babalar günü için çok güzel bir fotoğraf yarışması düzenledik. Anneler eşlerinin fotoğraflarını yükleyecek, Nurturia ve Facebook üyeleri tarafından en beğenilen fotoğraftaki baba Nintendo Wii kazanacak.

Yarışma ile ilgili bilgi için bir TIK!!!!

21 Mayıs 2010 Cuma

MUT-LU-LUK!

Bu sabah...

Saat 06:20, minik adamın odasından uyanma sesleri geliyor...

"eeeeee", "iiiiii", "ühü ühüüü"... Böyle kesik kesik!

Azmettim, uyuyacağım; babasını dürtüyorum: "Ahmeeet, dün ben kalkmıştım; bugün de sen kalkar mısın? Aynı saatte yattık, hadiii..."

Babada ses yok, o da beklemede... hani Çınar vazgeçer de uyursa diye!

10 dakika sonra "yalandan" ağlamalar sıklaşıyor. Yok, uyumayacak. Bir ümit sesleniyorum: "Çıınaaaar!" Ses kesiliyor, kulakları dikti, kesin! Yeniden sesleniyorum "Çıııınaaaaarrrr! Kimi çağırıyorsun?" (her zaman yaptığım gibi "annecim?" diye bitirmiyorum bu sefer, ipucu olmasın :D).

İçeriden yanıt geliyor, önce boğuk: "ıınnnee"... Yok yok, mırıldandı yahu...

Yine ümitle, "Kimi çağırıyorsun, anlayamadık?"

Bu sefer yanıt gayet net: "AAAANNNNEEEEEEEEEEE!!!!!"

Oha Çınar, yuh Çınar!

Sevgili eşim basıyor kahkahayı! Bende son çırpınışlar: "Baba gelsin mi?"

"AAAAANNNNEEEEEEE!!!"

Sonra...

Fırlayıp yataktan koşarak odasına gidiyorum, kocaman bir gülümseme bana günaydın diyor. Kapıyorum minik adamı, doğru yatak odasına!

Yatağın ortasına alıyoruz, öpüyoruz, ısırıyoruz, mıncırıyoruz, kokluyoruz, öpüyoruz, öpüyoruz, öpüyoruz....

20 Mayıs 2010 Perşembe

Hasret/Vuslat

Dayımıza kavuştuk... En sonunda!

Geçen hafta sonundan beri anlatıyorum Çınar'a "pazartesi akşamı dayın askerden gelecek, bir daha da hiç gitmeyecek!" diye. Anlıyormuş sanırım, çünkü "Salı günü kimi göreceğiz annecim?" diye kaç kez sorduysam, hepsinde aynı coşkuyla "oooooo, adaaaaaa" diye bağırarak yanıtladı!

Ve salı akşamı kavuştular... biz de kavuştuk; çok özlemişim kardeşimi. Ama en büyük asker bizim asker en çok yeğenini özlemiş.

Yalnız bizim minik adamın bir huyu var, birini çok özledi mi kavuşma anında hemen sarılamıyor. Önce bir seviniyor, koşuyor, gidiyor, geliyor, bağırıp çağırıyor; sarılma faslı ondan sonra! Yine aynısı oldu, ama bu sefer bir de Çınarca bir şeyler anlatmaya çalıştı. Tahminim şu: Dayıcım, nerdeydin sen ya bunca zamandır. Bi' gittin bi'daha gelmedin; hey allahım ya, neyse geldin ya şimdi, yaşasın!

Ama anlatmakla olmayacağını bildiğim için videoya çektim vuslat anını... buyrun izleyin videolarımızı:


Oğlum Dayısını Karşılıyor from Basak Celik on Vimeo.


Dayım nereye gitti, şimdi buradaydı! from Basak Celik on Vimeo.