Hoşçakal Eski Hayat dememizin üzerinden 1,5 ay geçti; çok beklettim bu yazıyı, farkındayım...
Ama, Çınar'ın odasının tamamlanmasını bekledim. Öyle çok mükemmel olacağından değil, bana göre eksiği kalmasın istedim :)
Yeni evin en büyük odasını minik adama tahsis ettik. Keyifle oynayacağı, arkadaşlarını ağırlayacağı bir mekanı olsun dedik. Ben uzunca araştırdım; duvarlar ne renk olsun, eşyaları nasıl saklayalım, yatak nasıl olsun, halısı, perdesi, oyuncakları... Sonuçta da bu oda çıktı ortaya:
Odasının kapısı için eski evden yapıştırmalı ahşap harfleri getirdik, dayısının oda kapısında vaktiyle açtığı ufak göçüğü kapatmak için de Winnie'yi (nam-ı diğer iii-daaaat) kullandık :) Kapı arkasında da Çınar'ın sevgili Winnie ve Tigger'ı (İii-daaaat ve GoGo) olan bir kapı askısı var...
Yatağın karşısındaki duvara bulut raflarımızı ve Çınar'ın 1 haftalıkken aldığımız, belli belirsiz minicik el ve ayak izlerinin olduğu çerçeveyi astık. Yatağın olduğu duvarda ise Paşabahçe'den anane-dedesinin aldığı taşıt yapıştırmaları var.
Minderler, aslında Çınar parmaklıkları çıkan yatağından kendini yerlere attığında canı çok acımasın diye yaptırıldı. Ama ben zaten odaya bir "yayıla yayıla okuma köşesi" istediğim için, o amaca da hizmet etmiş oldu. Şimdi kah orada yayıla yayıla kitap okuyoruz, kah Çınar yayıla yayıla keyif yapıyor! Minik masa ve sandalye Alp Abi'mizden (teşekkürler). Meğer oğlumun içindeki ressamın ortaya çıkması için böyle bir masas-andalye takımına ihtiyacı varmış! Bu set eve geldiğinden beri, sabah gözünü açar açmaz "aydede" diyerek eline kalemi alıyor, "otu otu" diyerek sandalyeye oturuyor (önce ayaklarıyla üstüne tüneyip sonra oturmak suretiyle) ve başlıyor çizmeye: aydede, at, bavuu, obbö, mee, el çiziyormuş (yani, aydede, at, büyük araç, otobüs, kuzu ve el).
Bizim babayla en çok sevdiğimiz oda detaylarından birisi lamba! Bunu resmen aradık! Ahşap ve uçaklı olmasını istediğimizi biliyorduk ama ne istediğimizi bilmiyorduk -ve bulamıyorduk- ki Bauhaus'ta bu lambayı gördük! Bayıldık! Çınar da bayıldı! Her sabah uyandığında "büyük" ve "küçük" uçakları gösteriyor bana! Bildiği tüm jest ve mimikleri kullanarak!
Pencerenin önünde tırmanmaya gayet uygun bir dolap olunca, camlara demir yaptıralım, dedik. Ben, bombeli demir-saksı-çiçek üçlemesini ezelden beri pek severim! Fırsat bu fırsattır dedim, demirleri yaptırdık, sardunyalarımızı saksılara ektik! Üstteki fotoğrafta, Çınar çiçeklerini suluyor (hem de ne keyifle)! Aslında şimdi yavruağzı ve beyaz çiçekleri de açtı sardunyalarımızın, bir ara da onları çekmek lazım...
Bu da Seda'ya özel foto-not olsun....
Bütün bunlara ek, http://www.bitenekadar.com/ 'dan harf şeklinde dekoratif aynalar aldım, ÇINAR yazacağım bir duvara, ama hangisine karar veremedim. Ve de, kitap koyduğumuz raftan kitaplarını seçerken Çınar'ın zorlandığını fark ettiğimden beri, kitapları cepheleri bize bakacak şekilde dizebileceğim bir raf/dolap sistemi istiyorum. Hani mağazalarda kitapları teşhir ettikleri türden. Ama nereye koyacağım konusunda hiçbir fikrim yok... Mavi şeffaf oyuncak kutusunun olduğu yer nasıl olur acaba?
Son olarak... bunlar Çınar'ın odasından değil, balkonumdan. Azimle sulayıp da öldürmediğim ender çiçeklerden, sevgili sardunyalarım! Evimizin daha fazlası için, böyle blogla olmaz, bekleriz efendim!
Sevgiler...
