bademcik ameliyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bademcik ameliyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2012 Perşembe

Ameliyattan İki hafta Sonra: Durum Raporu

İki hafta geçti Çınar'ın ameliyatından beri... kısa kısa, merak edenlere ve bu ameliyatı düşünenlere özet geçeyim:

Ameliyat sonrasında, çok şükür ki, kanama gibi bir sorunumuz olmadı. 3-4 gün içinde anestezinin etkisi tamamen geçti ve eski kıpırdak minik adam geri geldi.

İlk bir kaç gün uyurken hırıltısı vardı; ama kesinlikle horlama gibi değildi. Bir kaç günden sonra hırıltı da geçti, nefes alıp almadığını anlamak için dibine girip bakar olduk! Halbuki bundan önce, iki oda uzaktan dosta güven düşmana korku salan horultularını duyardık! Son zamanlarda, ağzı kapalı uyuduğunu da fark ediyoruz.

Arkadaşların tavsiyesi üzerine ilk günden itibaren odasında buhar makinesi çalıştırdık. Zırt pırt zorla da olsa su içirdik. Bu, boğazının nemli kalmasını ve çabuk iyileşmesini sağladı sanırım. Fakat, doktorun önerdiği "sakız çiğnesin, kasları kuvvetlendirir" önerisini uygulayamadık. Daha önce sakıza bayılan adam, ilaç niyetine olunca zinhar ağzına sürmedi!

Bir kaç güne kadar, yemek yerken bazen "boğazının acıdığını" söylüyordu. Bu yüzden yemeği bitirmediği oldu. İlk başlarda boğazı değil, ağzının içinde ameliyat nedeniyle oluşan yaraları acıyordu. O yaralar için Pyraldine kullandık, çok etkili bir ilaç! Ama daha sonraları sanırım boğazı da ara sıra acıdı. Ama büyük sorun yaratmadı. Son bir kaç gündür de böyle bir şikayeti kalmadı.

İlaç olarak, 1 hafta antibiyotik kullandı; 3 tam gün de günde 3 kez ağrı kesici. Daha sonra ağrı kesici gerektirecek bir durum olmadı.

İlk bir kaç gün yalnızca sıvı/krem gıdalar verdik: çorba, su, elma suyu, yoğurt,puding  ve tabii ki dondurma! Bunların yanında, Esin Teyze'mizin önerdiği "ılık çaya bisküvi bandırıp yedirmek" de hayat kurtarıcı oldu! Bir kaç gün sonra kahvaltıda krep yapmak annemin aklına geldi -aslında, teyzelerimizin aldığı "Gergedanlar Krep Yemez" kitabı sayesinde Çınar krep isteyince, tarif annemin aklına geldi, demeliyim :) Çok iyi bir tesadüf olmuş, çünkü pek çok şeyi yutmakta zorlanırken, krep tam ağzına layık oldu. Buyrun tarifi:

- 2 su bardağı süt
- yarım paket instant kuru maya
- 1 yumurta
- boza kıvamına gelinceye kadar un

Üstüne kah reçel sürdük, kah krem peynir. Böyle böyle beslenmesini düzgün tutmaya çalıştık.

İştah konusuna gelirsek, henüz bir gelişme yok. 1 aya kadar daha ameliyat etkisinde olduğunu varsaymaya karar verdim bugün; ama ne yemek yeme konusunda ne de büyümesinin birden hızlanması konusunda mucize beklemiyorum. Bizim için en önemli mucize, rahat ve sessizce uyuması...

Bu arada, uykusunu gece çok daha iyi aldığı için, uyku süresini bir miktar kısalttı. Zaten az uyuyan bir yavru olunca, bu durum benim çok da hoşuma gitmedi doğrusu :)

Son olarak, ameliyat nedeniyle ve ameliyat sonrası ultra özenli bakımın etkisiyle bir miktar cozuttu, tabir-i caizse şımardı diyebilirim. Önceki sakin günlerimizi mumla arıyoruz; ama azimliyiz... yakında fabrika ayarlarına geri döneceğini umuyoruz :)

Ben bu iki haftalık süreçte iki kez çıldırdım... Hani o "temizim" dediğim yazıya uygun davran-a-madım. Ama yalnızca iki kere ve gerçekten dayanamayacak noktaya gelmiştim (Ahmet bile hak verdiğine göre...). Ama şimdi yeniden sakin kalmaya özen gösteriyorum. Dün akşam mesela, cinnet geçirebilecekken sesimi bile yükseltmedim. Kıvırdım sanırım bu işi!

İki haftamız böyle geçti, herşey normale dönüyor gibi. Şimdi bizi bekleyen bir haftalık bir seyahat var; hepimiz pek heyecanlıyız! Sağlıkla gidip gelelim, burada bol bol okuyacaksınız :)

İyi bayramlar diliyorum şimdiden herkese!!! Sevgilerimle...


2 Ağustos 2012 Perşembe

Oksijenli Hayata Merhaba!

Evet, tatilden döndük... tatil anılarını yazmadan önce, beklenen haberi vereyim: Çınar badem'cik'lerinden ve geniz etinden bugün kurtuldu ve oksijenli hayata merhaba dedi :)

Sabah 9'da Hacettepe Üniversitesi'nin günlük cerrahi katına gittik. Şanslıydık, 10:40'ta ameliyata aldılar. Burnundan "mutluluk damlası" verildikten sonra, iyice "sarhoş" olana kadar yanındaydım. Kıvama gelince hemşire ablanın kucağına teslim ettim ve çıktım. Anneanesi, babaannesi ve dedesi yanımdaydılar sağolsunlar. 


Itır "sarhoşluk anını kesinlikle videoya almalısın" deyince kaçırmadım... 
gerçekten çok komikti ama :))

Çınar'ın ameliyatı 1 saate yakın sürdü. Çıktığında Dr. Demir Bey hem ameliyatla hem de ameliyat sonrasıyla ilgili bilgi verdi; ne yapmamız ve ne yapmamamız gerektiğini tane tane anlattı. Çok şeker bir doktor; Ankara'da olup da bu tür sorunu olan herkese şiddetle öneririm. 

Doktorumuzdan bilgi aldıktan sonra ameliyat önlüğünü ve galoşlarımı giydim, başıma bonemi takıp oğlumun yanına gittim. Anesteziden korktuğum gibi uyanmadı minik adam. Ağladı; ama daha çok sızlanma gibiydi. Gözleri yarı kapalı... hırıldıyor, ağzında su var gibi sesler çıkarıyor... insanın içi gidiyor minicik yavruyu o halde görünce...

Ama hayır, ağlamadım efendim! Defalarca boğazım düğümlendi; ama bunun ne kadar kolay ve sıradan bir operasyon olduğunu ve daha da önemlisi bundan sonra Çınar'ın hayatının nasıl daha kaliteli olacağını hatırlattım kendime. Ne dertler, ne hastalıklar var. Allah hiçbir çocuğa vermesin...

Anesteziden ayılmakla ayılmamak arasındayken hemşire "uyutabilseniz iyi olur" dedi. Ben de yatırdım yatağa, zaten bir iki "piş piş"lemeden sonra uykuya daldı. Doktor "1-2 hafta daha burnunda hırıltı olur, sonra geçer" dediği halde o kadar sessiz ve hırıltısız uyuyordu ki, gerçekten nefes alıp almadığını anlamak için mönitörden kalp atışlarını izlemem gerekti :) Son zamanlarda yaşadığım en büyük mutluluk olabilir bu!

Bu uykudan daha sakin ve mutlu uyandı Çınar. Zaten bir yarım saat sonra da ilaçlarımızı yazıp taburcu ettiler. 

Sağdaki fotoğraf; ameliyat öncesi oyalama çalışmaları
Sol üst; ameliyattan hemen sonra, ayılma odasında
Sol alt; taburcu oldu, evde çizgi film izliyor

Eve gelince de oyalansın diye DVD'yi açtık haliyle... Bir yanda çizgi film keyfi, bir yanda kase kase yiyebileceği dondurma ile Çınar hayatının keyfini yaşıyor olabilir. Tabii bir de ağrısı olmasa... ama o da çok ileri boyutta değil, çok şükür.

dondurma keyfi

Bitirmeden, bugün bizi arayan, soran, mesaj/email atan, facebook, twitter ve instagram'dan geçmiş olsun dileklerini esirgemeyen herkese çok ama çok teşekkürler. Böyle zamanlarda, bu kadar çok sevilmenin ve önemsenmenin şaşkınlığını yaşıyorum ve etrafım böyle harika insanlarla çevrili olduğu için şükrediyorum! Hepinize sonsuz teşekkürler, iyi ki varsınız!

Zeynep-Tuba-Özge-Seda-Şermin Ablalar'dan gelen Bonnyfood sürprizi... 
çileklerin bir kaçını püre yapıp yedirdik :)

Son bir teşekkür de Itır'a! Önayak olup da randevumuzu almasaydı belki de daha çok uzun süre bademleri ve geniz etiyle hırıl hırıl yaşayacaktı oğlum! Itır'cığım, ne kadar teşekkür etsem az! Seni, koca gözlü oğlunu ve biblo kızını çok seviyorum!!!

Umarım bizim minik adam hızla iyileşir ve beklediğimiz gibi nefes alması, uyuması, hayatının kalitesi iyileşir...