Geçen pazar bahara hoşgeldin dedik...
Talep Çınar'dan geldi. Sabah uyandı ve "Been paaka ditceeem, tepçeeyle toppağı kazcaaam, kaamona doolduucaaam!" dedi. O zaman istikamet Ahlatlıbel, dedik! Öğleden sonra saldık kendimizi ve oğlumuzu çimene...
İyi ki de salmışız. Yaptığı ilk hareket, yere yüzüstü yatıp çimenleri ve toprağı koklamak, sonra da yanağını toprağa yaslamak oldu! Tamam yavrucum; adın Çınar da, sen bir insansın, ağaç değilsin :)
Toprakla vuslata erdikten sonra bütün Ahlatlıbel'i bir uçtan diğer uca koşarak geçti. Koşmakla öyle meşguldü ki, havuzları pas geçti (biz de derin bir nefes aldık!). Yorulunca da piknik örtümüzü serdik, kuruyemiş eşliğinde kepçeyle toprağı kazdık, kamyona doldurduk. Daha doğrusu, babası ve Çınar yaptılar inşaat işini, ben de fotoğraflarını çektim! Birz park, biraz uçurtma... Bahara "merhaba" deyip, haftaya yeniden görüşmek üzere evimize döndük!
Evet, hoşgeldin bahar! Bu sene de senden çok ümitliyim... bezi bırakacağız, emziği bırakacağız. Seninle başaramazsak, en azından yardımcı ol ki, yazın işi kolaylaşsın :)
Haftaya yeniden görüşürüz, kendine iyi bak!
