binbir çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
binbir çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2016 Salı

Binbir Çiçek'te Oyun Grupları ve Rüzgar'ın Deneyimi!

Aşağıda okumak üzere olduğunuz oyun grubu yazısının iki kısmı var: Oyun Grubunda Neler Yapılıyor ve Bizim Deneyimimiz... bence sonuna kadar okuyun; ya da önce sonunu okuyun, sonra başa geçin. Siz bilirsiniz :)

Binbir Çiçek'in Çınar'ın mezun olduğu yuva olduğunu (linke tıklayınca açılan sayfadaki kafası karışık yavru da Çınar'ın ta kendisi!) blogu eskiden beri takip edenler biliyorlar. Hilal'i ve diğer tüm öğretmenleri ne kadar çok sevdiğimizi de. Rüzgar'ın Aylin Ablası'ndan memnun olduğumuzdan kreşi biraz daha sonraya bıraksak da (azıcık da Çınar'ın okuldan karşılanabilmesi için), hem biraz sosyalleşmesi hem de gelişiminin takip edilmesi için Binbir Çiçek'in cumartesi günleri düzenlediği oyun grubuna götürelim dedik. 

Oyun grubu yarım saat müzik dersi, yarım saat resim dersi ve iki ders arasında 15 dakika atıştırma zamanından oluşan 1 saat 15 dakikalık bir aktivite zamanı aslında.  Müzik dersini Mine Öğretmen, resim dersini de Ayşegül Öğretmen yürütüyor; Hilal de derslere girip çıkarak çocukları gözlemliyor. Üçü de dünyanın en şeker ve çocuklarla iletişimi en tatlı insanları! Toplam 8 hafta süren oyun grubu, Cumartesi günleri 10:00 - 11:15 saatleri arasında yapılıyor. (Daha fazla bilgi için TIKTIK) Son oyun grubu günü ise Veda Partisi ile bitiyor.


Müzik dersi daha çok çocukların hızlı-yavaş gibi ritm duygusunu geliştirmeye yönelik aktivitelerle geçiyor. Seçilen müzikler çok eğlenceli. Müzikteki duyguya göre öğretmen bir kompoziasyon yazıyor ve çocukları ritme göre yönlendiriyor. Bazen toplar, bazen ziller, bazen davullar devreye giriyor. Hep birlikte dans edildiği gibi, çocuklardan "sırayla" yapılması beklenen aktiviteler de oluyor. Kısacası, derste çocukla ilgili pek çok konuda gözlem yapmak ve çocuğu bir toplulukla birlikte ya da topluluğa uyarak hareket etmeye yönlendirmek mümkün. 






Resim dersinde ise rengarenk kartonların üzerine zararsız boyalarla, oyun hamurlarıyla, ve çeşitli baskı malzemeleriyle (ip, yaprak, vb) resimler yapıyorlar. Bazen de, duvarı kağıtla kaplayıp daha özgürce boyuyorlar. Tabii Rüzgar'ın yaş grubu için yönergeye göre resim yapmak çok kolay değil; ama, boyalarla "kirlenmeyi" öğrenmeleri ve renkleri keşfetmeleri için çok güzel bir yarım saat. Pek çok boyadan ve kirlenmekten korkan çocuğa çok iyi geldiğini gözlemledim katıldığımız iki dönem boyunca! 




Atıştırma saatinde ise masada iki tür sağlıklı besin ve bir de içecek bulunuyor. Portakal ve tam buğday ekmeği ile ıhlamur benim en sevdiğim örnek mönü mesela. Atıştırmaların illa "fantastik" olması gerekmediğini de "süper anne (!)" kafamıza yazmış oluyoruz böylece. Bir yandan da, çocukların birbirilerine bakarak yemek yeme davranışını nasıl geliştirdiklerini keyifle izliyoruz. 


Oyun grubu 18 aylıktan büyük, 36 aylıktan küçük çocuklar için. Bunun nedeni "kendi başına iş yapabiliyor olmaları"nı garantilemek. Ama derseniz ki "benim oğlum/kızım 16-17 aylık ama kendi başına bir sürü şey yaapbiliyor"; o zaman da kapıları açık. Daha ayrıntılı bilgi için (öğretmenler, koordinatör, yapılan etkinlikler vb) BURAYA tıklayabilir ve Binbir Çiçek Yuva'nın 0312 448 18 18 numaralı telefonundan bilgi alabilirsiniz. 

Gelelim bizim Rüzgar'la deneyimimize. Şimdi efendim, Rüzgar tam bir Boğa burcu, tam bir asi ruh. Biraz fazla asi ve başına buyruk! Bu 16 hafta içinde müzik ve resim dersinde de acayip kafasına göre takıldı. Müzikleri çok sevdi, hatta CD'yi evde de dinlediğimize mutlulukla dans etti, tepki verdi. Resim dersinde de boyalarla yalnızca kendi kağıdını değil, diğer çocukların kağıdını, kıyafetlerini, saçını, başını, her yerini boyadı. Tam bir sanatsever Boğa burcu olduğunu tüm gruba kanıtladı. Atıştırmalıkları da kah yedi, kah çeşitli sulu deneyler yapmayı tercih etti. Çocuklarla birlikte olmayı sevdiğini, onlarla iletişim kurmaktan hoşlandığını gidip ona buna sarılmasından da anlamış olduk. 


İlk dönem Veda Partisi'nden

İkinci dönem Veda Partisi'nden

Peki biz ne öğrendik bu oyun gruplarından? Rüzgar'ın fazlaca başına buyruk ve kendi takılmayı seven bir tip olduğunu, ama bu kadar soyutlamanın onun ilerideki sosyal yaşamına sekte vurabilecek düzeye yaklaşmış olduğunu öğrendik. Hilal durumu iyi yakalayıp, bizi bu konuda çok iyi yönlendirdi. Biz de uyarıyı aldık, ve "ya ne güzel işte kendi kendine takılıyor bu çocuk da" dememizin Rüzgar özelinde çok da iyi bir yaklaşım olmadığını öğrendik. Bu yüzden şimdi ona "başkalarıyla birlikte, kendinden de taviz vererek oynamanın" da eğlenceli bir şey olduğunu anlatmak için elimizden geleni yapıyoruz. Yalnız takılmasına hiç izin vermeden tepesindeyiz, sürekli oyun ve iletişim haline geçtik. 4 yaşına kadar çocukların eğilimleri ve gelişimleri epey manipüle edilebiliyormuş. Umarım biz de Rüzgar'ı oyun çocuğu yapabileceğiz :) 

Şimdi bu iki bölümden ortak çıkarım olarak, oyun grubuna 2 yaş civarı çocuğunuzu Picasso olsun ya da davula ritimle vursun diye göndermeyin. Bu beklentiye gelen velileri de fark etmedim değil :) Aslında çocuğunuzun toplum içindeki davranışlarını gözlemlemek, gidişatını tahlil etmek -ya da işin uzmanının tahlil etmesini sağlamak- için de gidin. İlla çocuğunuzda bir sorun olması da gerekmiyor. Sosyal bir ortamda başkalarıyla bir arada hareket etmeyi öğrenmeye başlaması da önemli! Bu arada duyduğu müzikler, katıldığı eğlence, öğrendiği danslar ve yaptığı boyamalar da yanınıza kar kalsın! 

Şu anki oyun grubu geçen hafta başladı; ama her grup sonunda telafi dersi olduğu için geç kalmış sayılmazsınız (20 Nisan'da bitiyor). Bir sonraki grup ise 20 Nisan'dan sonra başlayacak ve 8 hafta sürecek. Bence çocuğunuza bir iyilik yapın ve bir üst paragraftaki bakış açısıyla en azından bir deneme dersine gidin :)

Sevgiler!

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Bir Gebeliğin Seyri ve Başak'ın Bebek Partileri

Gebeliğim boyunca heyecanımı ve mutluluğumu paylaşan herkesle paylaşmak istediğim şeyler olduğu için buraya da yazmak istedim. Herşey yolunda giderse, siz bu satırları okurken, 38 hafta 2 günün sonunda, Rüzgar bebek de benim kucağımda olacak inşallah...

Öncelikle çok şükür ki rahat ve kolay bir hamilelik geçirdim. Yememden pek kıstığımı söyleyemeyeceğim; hatta deli gibi yedim. Ama evde bir de abi olunca çok ayaklarımı uzatıp yatmaya fırsatım olmadı. İş de yorucu olunca toplamda 12,5 kilo aldım. Dediğim gibi, ne diyet yaptım, ne gıdamdan kestim... hatta fazlaca tatlı yedim diyebilirim. Biraz bünye, çokça hareket meselesi diyelim; zira, Çınar'da 17 kilo almıştım... Bana en çok yararı olan şey ise her sabah içtiğim taze sıkılmış portakal suyu ve bir yemek kaşığı pekmez oldu. Bol bol ayran ve yoğurt tüketmeye çalıştım. Haftada bir balık yedim. Kırmızı et ve meyve de bünyeme yardımcı diğer gıdalardı.

Göbekte çatlak olmasın diye Fresh Line'ın Vanilla&Caramel Body Butter'ını kullandım ilk 7 ay. Son 2 ay Organique Shea Butter kullandım ve ikincisinin çok daha etkili olduğunu söylemeliyim.

Gebeliğim boyunca içinde:
  • Paraben ve SLS, SLES içeren kozmetiklerden
  • Retinoid, retin-a, retinoik asit bulunan anti-aging ürünlerden
  • salsilik asit içeren ürünlerden
  • kimyasal filtre (oxybenzone, avobenzone) içeren güneş koruyuculardan
  • Phtalat içeren parfümlerden (Durance bu konuda iyi)
  • AHA (alfa hidroksi asit) içeren bakım ürünlerinden
uzak durdum. Bu kimyasallar gebelikte önerilmiyor; aklınızda bulunsun...

Ve kötü düşünceleri aklıma getirmemeye çalışıp hep pozitif düşündüm. Gebelik çok mutluluk verici bir olay benim için, bu sefer de doya doya yaşama şansım oldu çok şükür!

Çınar'ın tatlı okulu gebeliğimin 36. haftasında benimle aynı haftada olan bir veliyle birlikte çok güzel bir Bebek Partisi düzenledi bizim için. Kokoş anne olarak süslenip püslenip gittim tabii! 


 Elbise: Gebe, Kemer: H&M, Çorap: Penti, Ayakkabılar: Bambi, Taç: Cocquet


İkramından oynanan oyunlara kadar Hilal'ciğim her türlü ayrıntıyı düşünmüştü ve gerçek bir Bebek Partisi yaptı bize. Biz anne adayları olarak izledik, gelen konuklar çeşit çeşit oyunlarla bizi gülmekten kırıp geçirdiler! Tuvalet kağıdıyla bez bağlamaca, gözü kapalı bebeğe yoğurt yedirmece, bebek ihtiyaçları listesi oluşturmaca oyunlardan sadece bir kaçıydı.


Akşamın sonuna doğru harika bir pastayla kutlama yaptık ve okulun hediyesi şeker mi şeker bez pastalarımızı aldık! Ayrıca Hilal kocaman kartonlar hazırlayıp bizlere mesaj yazılmasını da rica etti. Çok güzel bir anıyla da eve dönmüş olduk böylece. Bu muhteşem gece için Hilal'e ve Binbir Çiçek Montessori Önokul ailesine bir kez daha sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum...

İsimli sonsuzluk kolyesi: BuseGözDesign

Daha sonra blogger arkadaşım Kübra'nın etkinliğinde ufak bir bebek kutlaması yaptım (37 hafta 2 günlük hamileyim). Bu kutlamada da Hilal'in bez pastası ve sevgili Gamze'nin Zececookie'leri bize eşlik etti. Zececookie Instagram hesabı için BURAYA lütfen!

Bu harika fotoğraf için teşekkürler Gözde'cim!

Gamze'nin nefis Zececookie'leri!!!
Zececookie ayrıntılı bilgi için BURAYA TIKTIK Lütfen

Doğumda ise ikram etmek için iki sevgili arkadaşımdan iki değişik siparişim oldu. Canım Pınar'cım (Sabunopia) bana hediye olarak mis kokulu taşlarından yapmayı teklif etti. Bu güzelim taşlarla birlikte Pamo Tasarım (Instagram hesabı için TIKTIK) iki adet nefis bileklik göndermiş. Çook çok teşekkürler canım benim! Sabunopia Facebook sayfasına BURADAN, Instagram hesabına BURADAN ulaşabilirsiniz. Bu kokulu taşlkar hediyelik olarak herika alternatif. Bütün evin havasını değiştiriveriyorlar resmen!


Bizim kutlamalarımızın vazgeçilmez lezzeti Kekdekor'dan kurabiyeler sipariş etmesem olmazdı tabii ki! Zececookie'lerin yanına benim çok sevdiğim minik kavanozlu kurabiyelerden de Yasemin'ciğimden sipariş ettim. Çok cici kavanozlar hazırladı bizim için. Lezzetleri zaten bir olay! Ellerine sağlık güzel arkadaşım... Kekdekor Instagram hesabı için BURAYA, Facebook hesabı için BURAYA lütfen!


Ve artık bebeğimizi karşılamanın zamanı geldi... umarım mutlulukla geçen bu gebeliğimin kavuşma anı da mutlu olur ve ÇınÇınAbi'nin kardeşi, evimizin üçüncü erkeği sağlıkla aramıza katılır!

Benimle bu süreci ve mutluluğumu paylaşan herkese teşekkürler... 

Gebe Günlüğü: 
Sol üst: 5 hafta + 0 gün



Sağ alt: 38 hafta + 0 gün

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Binbir Çiçek'te (Son) Anneler Günü!

Dün (6 Mayıs 2014) Binbir Çiçek'te Anneler Günü Çay Partisi'ne ve "Anneler Günü Haftası Teması" için "göbek göstermeye" davetliydim! Bu Anneler Günü Çay Partisi'ni 4 senedir bekliyorum desem, yalan olmaz! Çınar okula başladığından beri hep imrenerek baktığım bir etkinlikti; ama her sene yapılmadığı için ancak son senemizde kısmet oldu. Aslında bu çay partisine iki oğlumla birlikte katılmış oldum; beklediğime değdi!!

Anneler Günü Haftası'nda Binbir Çiçek'te çok değişik temalar işlernir her sene. Mutlaka canlı bir bebek sınıfta yıkanır, giydirilir. Çocukların gerçek bir bebeğe nasıl davranılması gerektiğini öğretmek açısından harika bir yol. Ve her sene sınıfa gebe bir veli davet edilerek bebeklerin nasıl doğduğu, doğmadan önce neelr olduğu anlatılır. Rüzgar bebek yıkama seremonisine yetişemediyse de, annesinin karnındaki gelişimini abisinin sınıf arkadaşlarına anlatırken model oldu hiç olmazsa. Circle-time'da Çınar'ın sınıf arkadaşlarına Rüzgar'ın karnımdaki macerasını, ne zaman doğacağını, nasıl büyüdüğünü anlattım. Bal çocukların sorularını yanıtladım (neyse ki beni çok terletmediler). Çınar da kardeşinin ultrason fotoğraflarını arkadaşlarına gösterdi.


Sözlü ve fotoğraflı anlatımdan sonra sıra o haşmetli 37 hafta 4 günlük göbeğimi göstermeye geldi. Çocukların coşkusu ve merakı görülmeye değerdi! Normalde kıpır kıpır olan Rüzgar, bir sürü minik el üstünde gezinmeye başlayınca neye uğradığını şaşırdı sanırım, kıpırdamadan durdu. Bu anlamda pek beklentiyi yerine getiremesek de, kafasının, sırtının, poposunun ve ayaklarının nerede olduğunu minnaklara gösterebildim. O kadar güzel ve duygulu bir andı ki. Hepsi çok merakla karnıma dokundular. Rüzgar da böylece abisinin arkadaşlarıyla ilk kez tanışmış oldu!


Bu bebek-anne-göbek faslı bitince, sıra Çay Partimize geldi. Ben Çınar ne yapacak diye pek heyecanlıydım. Benim centilmen oğlum servis tepsisini hazırladı, çayımızı demledi, kurabiye ve çay servisimizi yaptı.  


Sonra da sohbet ederek afiyetle hepsini yedik. Çınar'ın bütün bunları tek başına ve ne yaptığını gerçekten bilerek, ciddiyetle yapmasını izlemek öyle güzeldi ki! Buraya yazmaya başladığım 15. ayında minik adamım diye seslendiğim oğlumun gerçekten bir minik adama dönmüş olduğunu hissettim. Artık onunla kendimize çay saati yapabiliyoruz, sohbet edebiliyoruz, birbirimizi güldürebiliyoruz... anne olmak gerçekten de dünyada eşi benzeri olmayan bir deneyim. İyi ki anneyim! 


Ve çay saatimiz bitince, sofrayı nasıl kurduysa öyle topladı Çınar'cığım ve hani doğurdun doğuracaksın demeden birlikte bulaşıklarımızı da yıkadık. Montessoriyi seven düzenine katlanır diyoruz biz buna :)


Partşden sonra Çınar bana çalışma göstermek yerine arkadaşlarıyla birlikte en sevdiği oyunu oynatmayı tercih etti: Tombala! 4-5 el kadar oynadık; aslında çocukların sayıları öğrenmesi için harika bir yol! Çınar da bu şekilde öğrenmişti. 


Başından sonuna kadar 4 senedir bekleidğime değen, heyecan ve mutluluk verici bir gündü benim için. Çınar'ın heyecanı da coşkusundan belliydi zaten. Bir kez daha okulumuzu ne kadar çok sevdiğimi hissettim... nasıl bırakıp da "büyüklerin okuluna" başlayacağız acaba?.. Bu konu da daha sonraki yazılarda gelecek; tabii ben yine üşengeçlik yapmazsam!

Bu güzel gün için Binbir Çiçek ailesine ve bütün güzel çocuklara çook teşekkürler! Harika çay partimiz için de Minik Adamım'a sonsuz teşekkürler ve öpücükler!!!

17 Eylül 2013 Salı

Binbir Çiçek Çocuklar Evi Oyun Grupları Başlıyor!

Binbir Çiçek Çocuklar Evi Oyun Grupları

Çocuğunuzun akranlarıyla zaman geçirerek gelişimini olumlu yönde etkilemek ve onunla yapacağınız etkinlikleri zenginleştirmek için oyun gruplarımıza katılın.
 

Oyun grubumuz her cumartesi saat 10:00 – 11:15 saatleri arasındadır.     

Oyun grubumuza 18–36 ay yaş grubu çocuklar ebeveynleri ile katılırlar.
     
Program 8 haftalıktır. Gelecek program 21 Eylül’de başlayacak ve
16 Kasım’da sona erecektir.
     
Ayrıntılı bilgi için 0 312 448 18 18’den bilgi alabilir ya dainfo@binbircicekyuva.com adresine e-posta ile başvurabilirsiniz.
     
Program içeriği ile ilgili ayrıntıyı aşağıda bulabilirsiniz.

     Geçmiş dönem oyun gruplarının fotoğrafları için www.binbircicekyuva.com  adresini ziyaret edebilirsiniz.



Program Akışı

10:00 – 10:30 Ozzy ile Kinderjam
10:30 – 10:45 Beraber Atıştıralım
     10:45 – 11:15 Sanata İlk Adımlar




:Kinderjam Website:new_header.png


KINDERJAM NEDİR?
            Kinderjam, çocuklara okul öncesi kavram ve becerilerini, kinestetik (yaparak ve eğlenerek) ve dokunsal öğretim metoduyla kazandırmayı amaçlayan, eğlenceli bir fiziksel ve zihinsel gelişim programıdır. Çocuklarımızı doğdukları andan okul dönemine kadar geliştirmeyi hedefleyen Kinderjam, ‘Ailem ve Ben’ formatında icra edilmektedir. ABD’de geniş yankı uyandıran Kinderjam, okul öncesi akademik becerileri kazandırmaya ve güçlendirmeye odaklanırken çocukların ilgisini baştan korur. Kinderjam müzik eşliğinde çeşitli eğitim malzemeleri, araç ve gereçlerinin kullanıldığı yüksek enerjili yeni bir aktivitedir.

OZZY KIMDIR?
            Ekonomi eğitimi alan ve aynı zamanda da bir eş ve anne olan Ozzy, ABD’de bulunduğu dönemde Kinderjam’in “Ailem ve Ben” sınıfına oğluyla birlikte katılmıştır. Çocuğunun eğlenirken geliştiğini gözlemlemiş, giderek büyüyen Kinderjam ailesinin bir parçası olmuştur. Aynı zamanda yüksek lisans eğitimine devam eden Ozzy, Türkiye’de Kinderjam öğretmeni olan ilk ve tek kişidir.

NEDEN BERABER ATIŞTIRMALIYIZ?
Çocukların ilk araçları elleridir. Her aktivitede olduğu gibi yemek yerken de ellerini kullanmak isterler. Yediği şeyi duyusal olarak keşfetmeleri için elleri bulunmaz bir araçtır. Kendileri için hazırlanmış sağlıklı ve güvenli atıştırmalıklar onlarda kendi kendine beslenme davranışını geliştirmek için desteklenmesi gereken bir davranıştır. İki aktivitenin arasında sunulan atıştırmalıklarla birbirlerini örnek alarak yiyeceklerin tadına bakmalarını ve yiyecek yelpazelerini genişletmelerini hedefliyoruz.

SANATA İLK ADIMLAR NASIL ATILIR?
Sanat çocuklar içindir. İçlerindeki sanatçıyı ortaya çıkarmak ya da iyi birer izleyici olmalarını sağlamak için atılan ilk adımlar çok büyük önem taşır.  Malzemelerle tanışmaları, korkusuzca onları kullanmaları ve canları istediğince formlar yaratmaları için keyif alacakları bir ortam ve rehberlik edecek yetişkinler yeterli olacaktır. Programın bu kısmında hem onlara hem de ebeveynlerine yaratıcılık, keyifle etkinlik yapma, keşfetme, müdahale etmeden sürece katılma konularında yardımcı olmayı hedefliyoruz. Çeşitli boyalar, farklı formlarda kağıtlar, doğal malzemeler, kum, hamur, çamur ve en önemlisi ellerimiz kullanacağımız malzemelerin sadece bazıları…

AYŞEGÜL BAKIR KİMDİR?
Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümü’nden lisans ve yüksek lisans dereceleri olan Ressam Ayşegül Bakır en önemli hedefinin “çocukların özgürce görsel sanatlar koridorlarında dolaşmaları ve malzemeleri görünce heyecan duymaları” olduğunu söylemektedir. Duvar boyama, desen, güzel sanatlar öğrenci hazırlık gibi çalışmalarını halen sürdüren sanatçı aynı zamanda okul öncesi çağdaki çocuklarla “Yaratıcı Sanat” derslerini yürütmektedir.  Yurtiçi ve yurtdışında çeşitli sergilere katılan Ayşegül Bakır’ın çalışmaları pek çok özel ve resmi koleksiyonda yer almaktadır.

PROGRAM KOORDİNATÖRÜ HİLAL MUTLUSOY ÖKTEM KİMDİR?
1998 yılında Ankara Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun olduktan sonra 2003 yılına kadar özel bir okulda ilköğretim öğrencilerine Psikolojik Danışmanlık yapmıştır. 2003 – 2008 yılları arasında ABD’de Montessori eğitimi almış ve Montessori Eğitmenliği yapmıştır. 2009 yılından bu yana kurucusu olduğu  Binbir Çiçek Çocuklar Evi’nde çalışmalarına devam etmektedir. Ailelere çocukların kendi hızında ve ilgileri doğrultusunda birer birey olarak yetişmeleri için eğitimler vermekte, aile danışmanlığı, Montessori eğitmenliği, Zeynep ve Elif’in anneliği görevlerini severek sürdürmektedir. 
Binbir Çiçek Oyun Grupları’nda temel hedeflerinin çocukların tüm gelişim alanlarını desteklemek, akranları ile keyifli zamanlar geçirmelerini sağlamak ve ailelere de çocukları ile yeni başlayan maceralarında rehberlik etmek olduğunu belirtmektedir.

17 Haziran 2012 Pazar

Dragon Bot Festivali: Çok mu Çok Oluyoruz?

9-10 Haziran'da Mogan Gölü'nde yapılacak Dragon Bot Festivali için bu sene ne kadar sıkı hazırlandığımızı yazmıştım. Geçen sene daha çok, eğlenip gözlem yapmıştık. Bu sene biraz daha ne yapmamız gerektiğini biliyorduk. Üstelik, bu sene "davulcu kostümü"nde de iddialıydık. 

Geçen seneden beri benim aklımda tshirt'ün üstüne keçeden bebekler kesip dikmek vardı. Hilal bu fikri çok beğenip üstünde düşünmüş ve de kollardan da böyle Kızılderili misali bebekler sarkıtmayı planlamış. Fikri geliştiren Özge de keçe bebekleri birbirine dikip elbise gibi Başak'a giydirelim demiş. 

Bütün fikirleri birleştirdik. Bir hafta boyunca kestik, biçtik; bir gece oturup gece yarısına kadar da kostümü diktik! Bizce festivalin en renkli kostümü olacaktı; ki öyle de oldu! Kostümün, takımın diğer üyelerinin formalarına da uygun olması gerekiyordu. Bu yüzden kızlara keçe bebeklerden saç bandı, erkeklere de "maşallah" yaptık :))

Siyah body'nin kollarından keçe bebekleri kurdelelerle sarkıttık. Yine rengarenk keçe bebeklerden kaftan dikip, arkadan kurdelelerle bağladık. Altına siyah tayt ve başımdaki bebek tacı ile kombinledik :) 
Tasarımcımız Leyla Teyze'ye sonsuz teşekkürler!

Cumartesi 30 derece sıcağa rağmen bütün gün bu kostümle dolaştım. Bir miktar sıcak geldi tabii, ama sorun değil... değdi! Nitekim, gerçekleştirilen kostüm yarışması sonrası...


Kostümümüz EN YARATICI KOSTÜM ödülü aldı!!! 

Tasarımcımız, "mentor"umuz, herşeyimiz Leyla Teyzeeeeeee!!!!

Hatta daha sonra bir jüri üyesi yanımıza gelip "en yaratıcı demek bile sizin için az, muhteşemsiniz" bile dedi :) Zaten Cumartesi boyunca tanıyan tanımayan herkes fotoğrafımı çekti, elbisemdeki bebeklerden istedi. Benim de çok beğendiğim kostümler vardı; mesela Medicana'nın organ bağışı temalı kostümü, ATÜ'nün Free Shop torbası şeklindeki kostümü... Onlar da farklı dallarda ödüller aldılar zaten. Bizim temamız tabii ki çocuklardı; ve çocuklarımıza "takım olmayı" anlatmaya çalışıyorduk. Zaten, konuşmamda da şöyle dedim:

Biz, çocuklarımıza "ben yapabilirim"i öğretmeyi hedefleyen bir eğitim kurumuyuz. Tek başlarına pek çok şeyi yapabilecekleri gibi, takım olup birlikte çalıştıklarında başaramayacakları hiçbir şey olmadığını da göstermek istedik. Bu köstümle de botta 17 değil, 17 artı 70 kişiyiz!

Ahmet bu konuşmadan sonra, gizlice okula ortak olduğumu sanmış :) Finansal olarak ortak değilim; ama okulumuzu çok benimsedik, orası ayrı!

Neyse efendim, yarışlara gelirsek... Cumartesi günü sıralama yarışları vardı. 1:16 ve 1:18 derecelerle 42 takım arasından 26. olabildik; ama daha iyi oldu. Zira ilk 24 takım Sports kategorisinde yarışmaya hak kazandı, son 18 takım da Fun (eğlence) katgeorisinde. E tabii biz Fun'ın en iyi ikinci takımı olarak birden kendimizi kürsüye yakın hissettik :)

Evet, tabii ki kostümle yarıştım!
İlk gün sonunda takım olarak, En Yaratıcı Kostüm ödülümüzle...
Hilal, Cuma günü ufak bir kaza geçirip ayağını çatlattı ne yazık ki :( 
Ama iki gün de takımın yanında olup sonsuz destek verdi!

Cumartesi anneannenin işi olduğu için Çınar yanımızda değildi. İyi ki değildi; çünkü iki gün üst üste o civcivli ortam yavruyu perişan edebilirdi! Ama, Pazar günü anneanne desteğini arkamıza alıp Mogan'ın yolunu tuttuk! Çınar pek keyif aldı hem kocaman bir alanda bütün gün koşturmaktan hem de yarışları izlemekten. En büyük destekçimizdi kendisi :) Nasıl başardı bilmiyoruz ama, o gürültüde 1,5 saate yakın uyudu bile! Anneannemiz de peşinde biraz yoruldu... hakkını nasıl ödeyeceğiz, bilmem...


Pazar günü ilk yarış eleme yarışıydı. İlk ikiye kalamazsak final şansımızı kaybediyorduk. Ve 2 saniye farkla, 1:13 çekerek ikinci olduk!!! Bir coşku bir coşku tabii. Final yarışına kadar dinlendik ama bir heyecan var, anlatamam... İlk defa madalya alabiliriz! İlk 3 şansımız çok yüksek. Ben ölüyordum heyecandan çünkü tempoyu iyi vermem, ne milleti yormam ne de yavaş bırakmam lazım...

... ve yarış başladı! 

1 Numaralı bot bizimki... 2 epey önde kazandı, evet!

Çıkışımız kötüydü, tempoyu çok yüksek vermedim, sona doğru hızlanmayı planladım. Bir ara baktım en arkalardayız, kaptan da hızlan deyince, asıldım davula. Ve son 50 metrede, 2 botu geçip 6 bot arasından 3. olduk :) Ve deeee, Bronz Madalya kazandııık!!!! Bizim derecemiz 1:17:00 idi, 4. derece 1:17:07! Kılpayı!!!!


Sevinçten kendimizden geçtik. Yarışılan üçüncü senenin ardından gelen madalya, mutluluk verici! Hem de, çocuklara da "takım olmakla ilgili" söylemek istediklerimizi göstermiş olduk! Çınar'la iskelede kucaklaşırken "anne, nasıl da hepsini geçtiniz amaaaa" dedi bana. Heyecanlanmışlar anneanneyle yarışı izlerken...

Madalya törenine de kostümümü giyip çıktım tabii ki. Çok coşkulu bir organizasyon zaten, hepimiz çok ama çok eğlendik. Ama tören de çok iyiydi !! Madalyalarımızı da Halil Abi verdi; beni alnımdan öpünce pek duygulandım! Halil Abi sen bizim, herşeyimizsin :)

Madalya sonrası takım fotoğrafı... Ne yazık ki, Itır'ım bu fotoda yok :( 
İlk gün cengaverce kürek çekerken belini sakatladı, ikinci günü evde iğnelerle geçirdi...

Özetle bol ödüllü, bol eğlenceli, bol heyecanlı, süper bir haftasonu geçirdik! Aşağıdakiler de toplu halde ödüllerimiz...


Çok mu çok oluyoruz ne?

:))