eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Çınar'ın Oyuncakları: Hotwheels Çılgın Sharky Sahilde

Uzun zamandır Çınar'a oyuncak almıyoruz. Evde artık sığdıracak yerimiz olmadığı gibi, dededen fırsat da kalmıyor :) Hal böyle olunca, bayram için yavrucağımı sevindireyim dedim. İnternetten bir oyuncak seçebileceğini söyledim bir akşam. Acayip mutlu oldu ve Hotwheels'ın Çılgın Sharky Sahilde setini seçti! 


Ben oyuncağı Toyzzshop'tan satın aldım. Pek çok şubesi bulunduğundan, internetten sipariş verdikten sonra Ankara şubesinden çıktı oyuncak ve  çok ilginç biçimde kargolandığı gün elime ulaştı! Gayet iyi biçimde paketlenmişti, sağ salim kargodan teslim aldık. 

Oyuncak çok eğlenceli. Çanta şeklinde geliyor ve açılınca arabayı yürütebileceğiniz bir platforma dönüşüyor. Arabayı kafesten çıkarıp istediğiniz yollardan geçirerek, asansörden çıkararak, roket gibi fırlatarak ya da çarkta döndürerek oynayabiliyorsunuz. Köpekbalığının  ağzından, içindeki sörf tahtasını kıracak şekilde geçirdiğiniz zaman köpekbalığı konuşuyor! 


Neyi sevdik?

- Kompakt, kolayca katlanıp çanta olabilen bir oyuncak. Taşımak, bir yere götürmek çok kolay.  Ayrıca, odada dağınıklık yaratmıyor! Diğer dinozorlu olan (Hotwheels Çılgın Dinozor T-Rex) kapanmadığı için odada sığdıracak yer bulmakta zorlanıyorduk.

- Birden çok aktivite yapmak ve beceri geliştirmek mümkün. Döndürülen çark, fırlatma için çekilen pim, asansör... çocuğun el becerileri için gayet yararlı.


- Yollar arabanın takılmadan ilerleyebileceği şekilde yapılmış, rahatça oynanıyor. Kolayca kırılabilecek ya da zarar görecek bir oyuncak değil.

- Köpekbalığının konuşması Çınar'ın çok hoşuna gitti!


Neyi sevmedim?

- Yollar takıldığı yerden oyun sırasında çıkabiliyor, biraz daha sağlam takılabilse daha rahat oynanırdı. 

- Bu Hotwheels oyuncakları biraz vahşi konuşuyor sanki; dinozorda da bir irkilmiştim. Çınar çok memnun tabii; anne olarak bana biraz tuhaf geliyor. Bir de, sürekli köpekbalığının ağzından geçirilirse araba, ses düzeyi ev halkını yıldırabilir. Ama çocuk için hiç sakıncası yok haliyle...


Bu garaj tipi, arabaların yürütülebileceği platformlu oyuncaklar içinde benim en beğendiğim oyuncak oldu diyebilirim. Aslında, Çınar'ın bahanesiyle ben de oynuyorum, diğer Hotwheels arabalarını da koyup yarıştırıyoruz! Oyuncak arayanlara önerilir... sevgiler!

17 Haziran 2012 Pazar

Dragon Bot Festivali: Çok mu Çok Oluyoruz?

9-10 Haziran'da Mogan Gölü'nde yapılacak Dragon Bot Festivali için bu sene ne kadar sıkı hazırlandığımızı yazmıştım. Geçen sene daha çok, eğlenip gözlem yapmıştık. Bu sene biraz daha ne yapmamız gerektiğini biliyorduk. Üstelik, bu sene "davulcu kostümü"nde de iddialıydık. 

Geçen seneden beri benim aklımda tshirt'ün üstüne keçeden bebekler kesip dikmek vardı. Hilal bu fikri çok beğenip üstünde düşünmüş ve de kollardan da böyle Kızılderili misali bebekler sarkıtmayı planlamış. Fikri geliştiren Özge de keçe bebekleri birbirine dikip elbise gibi Başak'a giydirelim demiş. 

Bütün fikirleri birleştirdik. Bir hafta boyunca kestik, biçtik; bir gece oturup gece yarısına kadar da kostümü diktik! Bizce festivalin en renkli kostümü olacaktı; ki öyle de oldu! Kostümün, takımın diğer üyelerinin formalarına da uygun olması gerekiyordu. Bu yüzden kızlara keçe bebeklerden saç bandı, erkeklere de "maşallah" yaptık :))

Siyah body'nin kollarından keçe bebekleri kurdelelerle sarkıttık. Yine rengarenk keçe bebeklerden kaftan dikip, arkadan kurdelelerle bağladık. Altına siyah tayt ve başımdaki bebek tacı ile kombinledik :) 
Tasarımcımız Leyla Teyze'ye sonsuz teşekkürler!

Cumartesi 30 derece sıcağa rağmen bütün gün bu kostümle dolaştım. Bir miktar sıcak geldi tabii, ama sorun değil... değdi! Nitekim, gerçekleştirilen kostüm yarışması sonrası...


Kostümümüz EN YARATICI KOSTÜM ödülü aldı!!! 

Tasarımcımız, "mentor"umuz, herşeyimiz Leyla Teyzeeeeeee!!!!

Hatta daha sonra bir jüri üyesi yanımıza gelip "en yaratıcı demek bile sizin için az, muhteşemsiniz" bile dedi :) Zaten Cumartesi boyunca tanıyan tanımayan herkes fotoğrafımı çekti, elbisemdeki bebeklerden istedi. Benim de çok beğendiğim kostümler vardı; mesela Medicana'nın organ bağışı temalı kostümü, ATÜ'nün Free Shop torbası şeklindeki kostümü... Onlar da farklı dallarda ödüller aldılar zaten. Bizim temamız tabii ki çocuklardı; ve çocuklarımıza "takım olmayı" anlatmaya çalışıyorduk. Zaten, konuşmamda da şöyle dedim:

Biz, çocuklarımıza "ben yapabilirim"i öğretmeyi hedefleyen bir eğitim kurumuyuz. Tek başlarına pek çok şeyi yapabilecekleri gibi, takım olup birlikte çalıştıklarında başaramayacakları hiçbir şey olmadığını da göstermek istedik. Bu köstümle de botta 17 değil, 17 artı 70 kişiyiz!

Ahmet bu konuşmadan sonra, gizlice okula ortak olduğumu sanmış :) Finansal olarak ortak değilim; ama okulumuzu çok benimsedik, orası ayrı!

Neyse efendim, yarışlara gelirsek... Cumartesi günü sıralama yarışları vardı. 1:16 ve 1:18 derecelerle 42 takım arasından 26. olabildik; ama daha iyi oldu. Zira ilk 24 takım Sports kategorisinde yarışmaya hak kazandı, son 18 takım da Fun (eğlence) katgeorisinde. E tabii biz Fun'ın en iyi ikinci takımı olarak birden kendimizi kürsüye yakın hissettik :)

Evet, tabii ki kostümle yarıştım!
İlk gün sonunda takım olarak, En Yaratıcı Kostüm ödülümüzle...
Hilal, Cuma günü ufak bir kaza geçirip ayağını çatlattı ne yazık ki :( 
Ama iki gün de takımın yanında olup sonsuz destek verdi!

Cumartesi anneannenin işi olduğu için Çınar yanımızda değildi. İyi ki değildi; çünkü iki gün üst üste o civcivli ortam yavruyu perişan edebilirdi! Ama, Pazar günü anneanne desteğini arkamıza alıp Mogan'ın yolunu tuttuk! Çınar pek keyif aldı hem kocaman bir alanda bütün gün koşturmaktan hem de yarışları izlemekten. En büyük destekçimizdi kendisi :) Nasıl başardı bilmiyoruz ama, o gürültüde 1,5 saate yakın uyudu bile! Anneannemiz de peşinde biraz yoruldu... hakkını nasıl ödeyeceğiz, bilmem...


Pazar günü ilk yarış eleme yarışıydı. İlk ikiye kalamazsak final şansımızı kaybediyorduk. Ve 2 saniye farkla, 1:13 çekerek ikinci olduk!!! Bir coşku bir coşku tabii. Final yarışına kadar dinlendik ama bir heyecan var, anlatamam... İlk defa madalya alabiliriz! İlk 3 şansımız çok yüksek. Ben ölüyordum heyecandan çünkü tempoyu iyi vermem, ne milleti yormam ne de yavaş bırakmam lazım...

... ve yarış başladı! 

1 Numaralı bot bizimki... 2 epey önde kazandı, evet!

Çıkışımız kötüydü, tempoyu çok yüksek vermedim, sona doğru hızlanmayı planladım. Bir ara baktım en arkalardayız, kaptan da hızlan deyince, asıldım davula. Ve son 50 metrede, 2 botu geçip 6 bot arasından 3. olduk :) Ve deeee, Bronz Madalya kazandııık!!!! Bizim derecemiz 1:17:00 idi, 4. derece 1:17:07! Kılpayı!!!!


Sevinçten kendimizden geçtik. Yarışılan üçüncü senenin ardından gelen madalya, mutluluk verici! Hem de, çocuklara da "takım olmakla ilgili" söylemek istediklerimizi göstermiş olduk! Çınar'la iskelede kucaklaşırken "anne, nasıl da hepsini geçtiniz amaaaa" dedi bana. Heyecanlanmışlar anneanneyle yarışı izlerken...

Madalya törenine de kostümümü giyip çıktım tabii ki. Çok coşkulu bir organizasyon zaten, hepimiz çok ama çok eğlendik. Ama tören de çok iyiydi !! Madalyalarımızı da Halil Abi verdi; beni alnımdan öpünce pek duygulandım! Halil Abi sen bizim, herşeyimizsin :)

Madalya sonrası takım fotoğrafı... Ne yazık ki, Itır'ım bu fotoda yok :( 
İlk gün cengaverce kürek çekerken belini sakatladı, ikinci günü evde iğnelerle geçirdi...

Özetle bol ödüllü, bol eğlenceli, bol heyecanlı, süper bir haftasonu geçirdik! Aşağıdakiler de toplu halde ödüllerimiz...


Çok mu çok oluyoruz ne?

:))

Bir Kova Su Yeter :)

Sıcak bir yaz gününde, çocukları mutlu etmek için...


...bir kova su yeter :)

14 Haziran 2012 Perşembe

Çocuk Olmak Demek...

Bahçedeki fıskiyenin altına girip...


"Anne üşüdüm" diyene kadar koşturup...


Donuna kadar ıslanmaktır!

1 Şubat 2011 Salı

Karlı Bir Gün

Hiç bir çocuk, dışarıda kar yağarken pencere önünde böyle "miyavlamayı" haketmez!



Evet, ben bunun bilincinde bir anneyim :) Ve bu pazar, dışarıda böyle nefis, lapa lapa yağan bir kar varken, biz de oğlumla evde oturmadık tabii ki! Attık kendimizi dışarı...



Önce yarım saatten fazla bir süre karda yürüyüş yaptık. Ayaklarımızın altında kırt kurt ezilen karları dinledik (sabah epey erken bir saatte çıktığımız için ortalık da çok sessizdi)... Sonra da parka gittik. Ben parkta yalnızca koşarız sanıyordum ama, Çınar'ın aklına daha iyi bir fikir geldi: kaydıraktan kaymak! Daha önce denememiş olanlara şiddetle öneririz, üstü karla dolu kaydıraktan jet hızıyla kaymak çooook eğlenceli!!! Yalnız, kaydırağın tepesindeyken çocuğunuzun ayağı kayabilir, ona dikkat etmek gerekiyormuş :)




Parkta biraz daha oynadıktan sonra evimize döndük; sıcacık bir banyo ve uyku...

İşte güzel bir pazar günü bu!