montessori etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
montessori etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2013 Çarşamba

Duyuru: Evde Montessori Semineri -Binbir Çiçek-

Yine okulumuzdan bir seminer duyurusu... Çok keyifli oluyor bu seminerler, daha önce katılmadıysanız, şiddetle öneririm! Sevgiler...

Çocuğumla –Hemen Şimdi – Montessori Etkinlikleri

“Kendi kendime yapmayı öğrenmeme yardım et” 

Bütün çocukların kalbinde yatan istek aslında budur. Günümüz dünyasının aşırı meşgul 
yetişkinleri olan bizlerse çoğu zaman onun yerine kendimiz yapmayı tercih ederiz. Ona 
deneyim yaşatmak için ya vaktimiz yoktur ya da sabrımız. Biz bir an önce sonuca ulaşmak 
isterken çocukların süreçten keyif aldıklarını unuturuz. Oysaki her işi yetişkinler tarafından 
yapılan çocuklarda bağımsızlık ve öz disiplin gelişimi engellenir! 


Montessori Eğitimi; çocuğun süreci yaşamasına izin verir ve ben kendim yapabilirim 
duygusunu hissettirir. Tüm dünyada 100 yılı aşkın bir süredir uygulanan ve her gün saygınlığı 
artan Montessori yöntemini daha yakından tanımak, kendi çocuğunuzla evde yapabileceğiniz 
uygulama örneklerini görmek için “Evde Montessori Sistemi” adlı atölye çalışmamıza davetlisiniz. 

Hilal Mutlusoy Öktem
Psikolojik Danışman, Montessori Eğitmeni

Tarih: 4 Mayıs 2013 / Cumartesi 
Saat: 14.00 – 17.00

(Katılımcıların okul telefonundan rezervasyon yaptırması gerekmektedir.)
Ücret: 25 TL (Öğrenciler için ücretsiz)

Adres:
Binbir Çiçek Çocuklar Evi
Reşit Galip Caddesi Fıskiye Sokak No:16 G.O.P. Çankaya Ankara

İletişim&Rezervasyon:
0 312 448 18 18 / info@binbircicekyuva.com

9 Ekim 2012 Salı

Duyuru: Binbir Çiçek'te MONED Kermesi!!!

Duyduk duymadık demeyin, 
bu Pazar bizim kreşe gelin!!!!

Adres:
Binbir Çiçek Çocuklar Evi
Reşit Galip Caddesi, Fıskiye Sokak No:16 
Gaziosmanpaşa, Çankaya, Ankara


Hayalimize destek olmak isteyen herkesi bekliyoruz! 
Görüşmek üzere...

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Duyuru: Çocuğumla -Hemen Şimdi- Montessori Etkinlikleri

Montessori çalışmalarını öğrenmek isteyen, "evde nasıl yaparım?" diye merak eden anne-babalar için okulumuzdan duyurudur:


“Kendi kendime yapmayı öğrenmeme yardım et” 

Bütün çocukların kalbinde yatan istek aslında budur. Günümüz dünyasının aşırı meşgul yetişkinleri olan 
bizlerse çoğu zaman  onun yerine kendimiz yapmayı tercih ederiz. Ona deneyim yaşatmak için ya vaktimiz 
yoktur ya da sabrımız. Biz bir an önce sonuca ulaşmak isterken çocukların süreçten keyif aldıklarını unuturuz. 
Oysaki her işi yetişkinler tarafından yapılan çocuklarda bağımsızlık ve öz disiplin gelişimi engellenir! 
        
Montessori Eğitimi; çocuğun süreci yaşamasına izin verir ve ben kendim yapabilirim 
duygusunu hissettirir. Tüm dünyada 100 yılı aşkın bir süredir uygulanan ve her geçen gün saygınlığı 
artan Montessori yöntemini daha yakından tanımak, kendi çocuğunuzla evde yapabileceğiniz 
uygulama örneklerini görmek ve başka anne-babaların deneyimlerini paylaşmak için  
“Evde Montessori Sistemi” 
adlı atölye çalışmamıza hepiniz davetlisiniz. 

Hilal Mutlusoy Öktem
Psikolojik Danışman, Montessori Eğitmeni

Çalışma Tarihi: 26  Mayıs  Cumartesi 2012
Saat:  10.00 – 14.00
(Katılımcıların okul telefonundan rezervasyon yaptırması gerekmektedir.)

Ücret : 25 TL  (Binbir Çiçek velileri için ücretsizdir)
Çalışma Yeri ve İletişim: Binbir Çiçek Çocuklar Evi *
Reşit Galip Caddesi Fıskiye Sokak No:16 G.O.P. Ankara
Tel: 0 312 448 18 18
info@binbircicekyuva.com

*Çalışma Binbir Çiçek Çocuklar Evi’nde tüm orijinal ve alternatif 
materyalleri bulunduran bir Montessori sınıfında yapılacaktır.


19 Nisan 2012 Perşembe

Kimdir Montessori? Nedir Bu Montessori Sistemi?

Diyorsanız...

Ya da, bu sistem hakkında "robot çocuklar yetiştiriyormuş" gibi oradan buradan duyma "asılsız" düşünceleriniz varsa...

NTV bu sistemin kurucusu olan Maria Montessori'nin hayatını ve kurduğu eğitimi sistemini anlatan bir belgesel yayınlayacak. Pazar günleri saat 22:00'deki Belgesel kuşağının Olağanüstü Kadınlar dizisinin 8. haftasında yayınlanacak belgeseli kaçırmamanızı öneririm . 

Bu sistemle ilgili güzel bir özeti BURADA bulabilirsiniz.

(NOT: Blegesel şu anda kaçıncı haftada, M. Montessori ile ilgili bölüm hangi güne denk gelecek yayın akışından öğrenemedim. Öğrenebilirsem yazarım. Sevgili Defne'ciğim öğrenmiş, bu pazarmış... yani, 22 Nisan 2012)

Bu haberi duymama vesile olan Itır'a çok teşekkür ederim!





Kaynak: Uzunçorap

3 Nisan 2012 Salı

MONTESSORİ İLKÖĞRETİM OKULU KURULUŞ TOPLANTISI

Okulumuzdan güzel bir haber, güzel bir davet var!!! Herkesi bekliyoruz...


Değerli Aileler,

Çocuklarımızda 3-6 yaş arasında inşa etmeye çalıştığımız özgüvene, kişisel tercihe, karşılıklı saygıya ve iç disipline dayalı eğitim felsefemizin 6 yaştan sonra devam etmesi, hepimizin zaman zaman dile getirdiği bir istektir. Bu istek ve gerekli koşulların sağlanabileceği yönündeki öngörülerimiz, bir Montessori ilköğretim okulunun temellerini atmak için bizleri cesaretlendiriyor.

Böyle bir okulun bireysel insiyatife değil kollektif bilince dayanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu bilinci oluşturmak ve okulumuzun kuruluşu ile ilgili temelleri atmak için yapacağımız toplantımıza hepinizi bekliyoruz.

 Yer: Binbir Çiçek Çocuklar Evi  Kroki için:www.binbircicekyuva.com

 Tarih: 6 Nisan 2012 Cuma

 Saat: 19:00

İçerik: Toplantıda okulun kuruluş çalışmalarına ilişkin bugüne kadar yaşanan gelişmeler Montessori  İlköğretim Eğitmenimiz, Milli Eğitim Danışmanlarımız ve konu ile ilgili katkı sağlayabilecek yetkili kişilerle konuşulacak ve önümüzdeki aylara ilişkin yapılacaklar tartışılacaktır.

 Not: Toplantıya katılacakların ikram organizasyonu için rezervasyon yaptırmalarını rica ederiz. Rezervasyonunuzu 448 18 18 den Meltem Hanım'a yaptırabilirsiniz.

    Toplantı sadece yetişkinler içindir.



MONTESSORI ELEMENTARY SCHOOL FOUNDATION MEETING

Dear Families,

The continuity of self-confidence, personal preference, mutual respect and internal discipline we are trying to build up between ages 3 and 6 is one of the main wishes we express from time to time. This wish and the anticipation about the possibility of providing the necessary conditions for laying the foundations of a Montessori elementary school encourage us.



We share the idea that a school of this kind should be based on the ground of collective conscious other than personal initiation. You are all welcome to join the meeting  to create awareness and lay the foundation of our school.



Place:            Binbir Çiçek Children's House

Date:  Friday, April 6

Time:  19:00



Context: At the meeting, the path followed till today and future plans will be discussed in company with our Montessori Elementary School Trainer, National Education Consultants and experts who can contribute.  



Not: It is important that the attendants make reservation for catering service. For reservation, please contact Meltem Özbek through (312) 448 1818.



The meeting is for parents only.

3 Aralık 2011 Cumartesi

Yılın Sonunda Yeni Başlangıçlar

Çınar Binbir Çiçek'e başladığında "bebek sınıfında"idi. 20,5 aylık minnak bir bebekti kendisi. Sonra, 2011'in başında "toddler" (herhalde küçük çocuk olarak çevrilebilir) sınıfına terfi etti. Biraz daha büyümüştü, tek derdi özbakım olmaktan çıkmıştı, daha "entellektüel" etkinliklerle zaman geçirebilir hale gelmişti...

Seviyordum ben "toddler" sınıfının entellektüel ama hala bebeklikten kurtulamamış neşeli havasını. Özenini, coşkusunu. Ama bir yandan da, Montessori gruplarının her hafta yaptıkları gezileri, yüzme derslerini, çeşit çeşit etkinliklerini ve paylaşım günlerini kıskanmadan da edemiyordum.

Bir önceki hafta Hilal Hanım "artık yavaş yavaş Montessori'ye geçiriyoruz Çınar'ı" dediğinde ben çok sevindim; Çınar o kadar sevinmedi. Benim oğlum muhafazakardır alışkanlıkları konusunda. Anneannesinden az ekmek yemedi :) Dolayısıyla işin gezi, etkinlik, paylaşım kısımları hiç ilgilendirmedi onu, varsa yoksa Miss Özge'si ve sınıf arkadaşlarından ayrılma derdi... Neyse, her zaman yaptıkları gibi, yine Çınar'ın ritmine uydurdular geçiş dönemini ve geçtiğimiz hafta ortasından beri Çınar artık bir Montessori veledi! Yeni öğretmeni Miss Züleyha, aslında Çınar'ın bebek sınıfındaki ilk öğretmeni. Hoş, hala "ben Miş Züeyya'nın sınıfına ditmiyceeem, tendi sınıfıma ditceeem" diye tuttursa da arada, sanırım alışmaya başladı iyice. Tabii, Monetssori sınıfları biraz daha sıkı kuralları olan sınıflar. Kural denince, aklınıza Alman disiplini gelmesin. Hayatı kolaylaştıracak kurallardan bahsediyorum... şimdilik Çınar için o kurallar biraz esnek. Soundbox'ların içindeki malzemeleri birbirine katmasına ya da sınıfta deli danalar gibi koşmasına ses çıkarmıyorlar; ama işte, yavaş yavaş tempoya uyduracaklar.

Toddler sınıfında öğrendiği şarkılardan Itsy Bıty Spider... Montessori sınıfının ilk circle-time'ında arkadaşlarına söylemiş. Ben videoyu sabahın köründe çektiğim için yavrum biraz pejmürde, idare ediverin :)

Ben ondan daha hazırmışım tabii. Gezi, etkinlik, paylaşım, ıvır zıvır dendi mi kendimden geçiyorum. Bence, en az anası kadar sosyal ve gezenti bir kişilik olan, aynı zamanda da en az anası kadar kural seven oğlum da kısa zamanda eski alışkanlıklarını kırıp kendini Montessori sınıfının eğlenceli ama kurallı dünyasına teslim edecek :)

20 Eylül 2011 Salı

Kozmik Eğitim

Geçen cumartesi İlköğretimde Montessori seminerine gittim. Anlatılanlar, bize "bunun üzerine gece gidip kafaları çekelim, başka türlü sindiremeyiz bunu" dedirtecek ya da Hilal Hanım'a "en iyisi siz bizim çocuklar ilkokul çağına geldiğinde haftasonu Montessori kursu açın" diye saçmalatacak kadar güzel ve bizim ülkemize hayal niteliğindeydi...

Yine de, bu tür şeylerin konuşulması, "nasıl yapabiliriz" diye beyin fırtınası yapılabiliyor olması bile ümit verici. Bir gün gelecek, çocuğumuzun yararlanmasını istediğimiz eğitim modelini seçebileceğiz diye de düşünüyorum. Çınar'a yetişir mi, bilemiyorum ama, bu çabaların içinde olmaya devam etmeyi umuyorum.

Seminer, ağırlıklı olarak 6-12 yaş dönemi için Montessori yönteminin ne olduğu ve pratikte nasıl uygulandığı ile ilgiliydi. Tabii, temel olarak Montessori felsefesinden, Maria Montessori'nin hayatından da bahsetti Melek Hanım. Ben mesela, Maria Montessori'nin İtalya'nın ilk kadın tıp doktoru olduğunu, ilk kez zihinsel engelli çocuklarla çalıştığını ve İtalya'da o sene yapılan sınavlarda bu çocukların, zihinsel engelli olmayan çocuklardan daha yüksek not aldıklarını bilmiyordum. Öğrenmek güzel şey...

Ve şaşırdığım bir diğer nokta da, Montessori'nin insanın gelişim sürecini 24 yıla yaymasıydı. Yani, 24 yaşına kadar çocuk sayılıyorsunuz, öğrenebilirsiniz: 0-6 yaş (emici beyin -absorbent mind), 6-12 yaş (kozmik eğitim dönemi), 12-18 yaş ve 18-24 yaş.

Önce 0-6 yaşın öneminden bahsetti Melek Hanım. Bu evre, "emici beyin -absorbent mind" olarak tanımlanıyor. Çünkü bu yaş döneminde bebek/çocuk bilgileri yargılamadan, filtrelemeden alıyor beynine. Ne duyarsa, ne görürse... Bu yüzden mesela bu yaştaki dil eğitimi önemli (yabancı dilden bahsetmiyorum yalnızca; ana dil eğitimi için de geçerli bu tabii ki). Dolayısıyla, bu dönemde ne kadar iyi bir eğitim alırsa (ne kadar iyi şeyler görürse ve yaşarsa da diyebiliriz), çocuğun sonraki yaşamı için o kadar iyi bir arka plan yaratılmış oluyor. Bu evrede çocuklar gözlemci, gerçek şeylerle uğraşmayı, anne-baba ya da çevrelerinde kim varsa taklit etmeyi seviyorlar. Dolayısıyla, onlara sunulan "malzemeler" çok önemli.

Mesela, 3-6 yaş Montessori eğitiminde meşhur bir "pembe kule" vardır. Ben şimdiye kadar arkasındaki felsefe nedir, tam çözememiştim. Halbuki, bu kulenin yapı taşlarını oluşturan küçük küpler, çocuğun 9 cm2'lik bir alanla 10 cm2'lik bir alanı "parmaklarıyla, dokunarak" ayırd etmesini ve duyularıyla "matematik" öğrenmeye başlamasını sağlıyormuş. Benzer şekilde "binom küpleri" var mesela... O emici dönemde "hissedilerek öğrenilen" bu matematiğin, çocuğun sonraki yaşamını nasıl kolaylaştıracağını düşünsenize...

(Nurturia'daki "yüksek ücret isteyen kreşlere çocuk niye gönderilir ki" sorusunun bir kısım yanıtı benim için bu iki paragrafta bu arada...)

6-12 yaş dönemi ise, artık hayal kuran, soyut zekanın işlemeye başladığı, çocuğun muhakeme yapmaya başladığı dönem olarak tanımlanıyor. Ve burada, Montessori "kozmik eğitim" kavramını atıyor ortaya: Evrendeki herşey birbiriyle ilişkili, heşeyin bir kuralı var ve herşey buna uygun hareket eder. Ve bütün eğitim felsefesini bunun üzerine kuruyor. Biyolojiyi, tarihi, coğrafyayı, jeolojiyi, matematiği, geometriyi, fiziği, kimyayı ve hatta dili ve etimolojiyi bu fikir üzerine geliştirilen öykülerle, bütünden başlayıp parçaya giderek ve sonra yine bütüne dönerek öğretiyor. En önemlisi de, öğretilen şeyler "çocuğun kendi ritmine uygun" olarak veriliyor. Yani, mevcut eğitim sistemlerindeki gibi "yaşlara göre sınıflar" yok. Karma eğitim sistemi var. 6-12 yaş bir arada aynı sınıfta bulunuyor; bir konu bir gruba anlatılırken başka gruptan bir çocuk da dinlemek isterse, itiraz edilmiyor. Yani, kontrol çocuğa bırakılıyor; neyi ne zaman öğrenmek isterse, o zaman öğreniyor. Ve böylece çocuk yeteneklerinin, kendinin daha farkında oluyor. Yardım istemeyi de öğreniyor.

Bir yerde yanlış yaptı diyelim, o yanlış hemen düzeltilmiyor. Bir gün sonra mesela, öğretmen yanlış yapılan konuyu -yanlış yapılan kısma vurgu yaparak- yeniden anlatıyor. Böylece, çocuğun daha bilinçli olması sağlanıyor.

Ben şahsen, karma eğitim sistemini çok seviyorum ve çok doğru buluyorum; tıpkı aynı evin içinde yaşayan kardeşler gibi! Sosyal getirisinin çok fazla olduğunu düşünüyordum ki, Melek Hanım beni doğruladı. Ama yalnızca sosyal değil, akademik getirileri de varmış. Hindistan'da öğrenim gördüğü Montessori okulundaki deneyimlerinden anlattığı kadarıyla, karma sistemde:

- Çocukların yardımlaşma, örnek alma, birbirleriyle iletişim halinde olma becerileri artar.
- Büyük çocukların liderlik vasfı gelişir, daha çok insiyatif alabilirler.
- Yine büyük çocuk, kendinden küçüğe bir şeyler anlatarak (öğreterek) öğrenebilir (ki, öğrenmenin en iyi yolu öğretmektir).
- Küçükler ise kendilerinden büyükleri izleyerek rol modeller seçerler, örnek alırlar.

Peki, nasıl işliyor bu sistem? Bir sınıfta, neler oluyor?

Sınıfta bir öğretmen ve bir asistanı var. 6-12 yaş arası, her yaştan eşit sayıda çocuk olacak şekilde çocukların hepsi aynı sınıfta bulunuyor. Ortam, Montessori ana okullarında gördüğümüz sınıflar gibi; biraz daha yüksek raflar ve daha farklı materyaller var. Öğretmen, her çocukla ilgili her gün not tutuyor; çocuk da her gün kendisiyle ilgili notlar tutuyor. Bunları 2 haftada bir yaptıkları, konferans adı verilen görüşmelerde tartışıyorlar ve eğitim planlarını şekillendiriyorlar. Dolayısıyla, not-ödev-sınav gibi kaygıları yok. Derecelendirme yok. Yargılama yok... Kendi başarılarından duydukları tatmin var! Ne mutlu bir eğitim biçimi değil mi?

5 ana öykü var Montessori eğitiminde. İlk haftalarda, yaklaşık birer hafta arayla, bütün sınıfa bu öyküler anlatılıyor derslerde (ders değil de, sunum diyorlar aslında). Daha sonra bu öykülerin içinden konular seçilerek detaya iniliyor ve yeniden öykünün ana fikrine bağlanarak bitiriliyor sunumlar. Öyküler yalnızca sözel anlatılmıyor, görsellerle, deneylerle, materyallerle destekleniyor. Aynı zamanda, bu öykülerin en büyük özelliği, mükemmel bir anlatım ve dilbilgisi kullanılıyor olması. Montessori eğitiminde dil çok önemli, çünkü, dili ne kadar iyi kullanılırsa, o kadar iyi düşünülebileceğini savunuluyor (sonuna kadar da katılıyorum).

İlk gün, Maria Montessori'den tam metin olarak kalan tek öykü olan "Gods With No Hands -Elleri Olmayan Tanrı" ile başlıyor (Tanrı sözcüğü kültürlere göre değişiyormuş; mesela, ateist topluluklarda "doğa kanunları" olarak çevrilirmiş... İngilizce tam metnine buradan ulaşabilirsiniz, Türkçe'si henüz yok). 45 dakikalık bu sunum, bir çocuğun evrenin yaradılışı, dünyanın oluşumu ile ilgili bütün sorularını yanıtlıyor. Aynı zamanda jeoloji, fizik ve kimya konularını içeriyor (daha sonra bu konular parça parça ve daha ayrıntılı olarak yeniden ele alınıyor).

İkinci öykü, Dünyada Yaşam Nasıl Başladı? sorusunu yanıtlıyor. Bu öyküde evrim teorisi ve tek hücrelilerle başlayıp dinazorlara ve ilk insana kadar olan süreç upuzun bir çizelge üzerinden anlatılıyor. Ağırlıklı olarak biyoloji bilimiyle ilgili konulara bu şekilde giriş yapılmış oluyor. Yine, çizelgenin her bir bölümü daha sonra ayrıntılı olarak inceleniyor.

Üçüncü öykü, İnsanın Hikayesi'ni anlatıyor. Yine bir çizelge üzerinden, ilk insandan günümüze nasıl yaşandığı, insanın ortam koşullarına kendini nasıl uydurduğu, hangi evrelerden geçtiği anlatılıyor. Böylece, yine biyoloji bilimiyle birlikte coğrafya ve tarihe de giriş yapılmış oluyor.


İkinci ve üçüncü öyküler için çizlegeler...

Dördüncü öykü, Sayıların Öyküsü. Çocuklar, hangi toplum hangi sayıları kullanmış; hangi toplumlar hangi sayıları ya da sayma sistemini "keşfetmiş", öğrenmiş oluyorlar. Montessori'nin ilginç bir tarih anlayışı var. Tarihten kastı, savaşlar ve kim hangi toprağa/topluma hükmetmiş, değil. Çocuklara tarih içinde, hangi toplumlar ne işe yaramış, hangi hizmetlerde bulunmuş gibi bilgiler ve dolayısıyla, bu hizmetlere minnet duymaları öğretiliyor tarih eğitimiyle. Matematik de bu bağlamda öğretiliyor. Aynı zamanda, bildiğimiz gibi kağıt üzerinde değil, binom küpleri gibi materyallerle dokunarak, hissederek, "görerek" matematik ve geometri öğreniyorlar. Tüm duyularıyla algılayabildikleri için de, bize hala karmaşık gelen bir çok problemi, bu çocuklar kendileri yazıp çözebiliyolar.

Beşinci ve son öykü de Alfabenin Öyküsü. Daha önce de yazdığım gibi, dil çok önemli. Bu öyküyle de, harflerin nasıl ortaya çıktığı anlatılıyor. Kelimlerle ilgili etimolojik bilgiler veriliyor, dilbilgisi anlatılıyor.

-----------

Kulağa hoş geliyor, değil mi? Açıkçası, ben çok etkilendim ve "keşke" dedim, "keşke, herşey çok hızlı ilerlese ve Çınar ilkokula başladığında bu tür bir eğitimi alma şansına sahip olsa". Bakalım, girişimler ne sonuç getirecek göreceğiz. Sonuçta, dünyanın pek çok ülkesinde uygulanan bir eğitim sistemi, neden Türkiye'de uygulanmasın ki? Uygulanabilr, değil mi? Hayaller de bir gün gerçek olabilir, değil mi?...


22 Mart 2010 Pazartesi

Yuva Notları -II

"Bugün pazartesi, Bebek Koala anaokuluna vardı bile. (...) Eşyalarını dolaba yerleştiriyor, dolap kapağına güzel bir resmini yapıştırmayı da unutmamış.
(...) Bam bam bam, badabam! Gün müzikle başlıyor.
(...) Her yerde boya kalemleri, keçeli kalemler, fırçalar var. (...) Bebek Koala önlüğünü giyip resim yapmaya başlıyor. Burnunun ucuna bile boya bulaşmış!
(...) Bebek Koala ve arkadaşları bahçede oynuyorlar. Salıncaklar, kaydıraklar, hayvanlar, tahterevalliler...
(...) Eğlenceli bir öğle yemeğinden sonra Bebek Koala yoruluyor. (...) Anaokulunda sanki gece oldu, herkes uyuyor. Şışt, sessizlik lütfen!
(...) Bebek Koala ve arkadaşları evcilik oynuyor, taklalar atıyor, jimnastik oynuyorlar! Ne kadar eğlenceli! (...) İkindi kahvaltısından sonra öğretmenleri çocuklara en sevdikleri hikaye kitabını okuyor.
(...) Bebek Koala anaokulunu çok seviyor. Yeni arkadaşlar da edindi. (...) Günün bitmesini hiç istemiyor!"