27 Haziran 2015 Cumartesi

Rüzgar 1 Yaşında: Doğum Günü Partisi!

Evet, zaman çabuk geçmiyor, uçuyor! Rüzgar 1 yaşını geçti bile; ve ben yazmak için 1,5 ay geç kaldım. 

Abartılı bir parti yerine, Rüzgar'ın arkadaşları ve çekirdek aile için şirin bir doğumgünü yaptık. Mekanımız tabii ki kreşimiz Binbir Çiçek'ti. Canım Hilal'cim yine tüm imkanlarını seferber edip bizi en güzel şekilde ağırladı.


Partinin konspetini, Rüzgar'ın okumayı çok sevdiği, bizim de onunla özdeşleştirdiğimiz Çok Aç Tırtıl olarak seçtik. Temamızı süslemelere yansıtan ise Parti Maymunu'nun sevgili sahibesi Emine oldu. Ellerine sağlık, her şey çok içimize sindi; hediyelik magnetleri de konuklar çok çok beğendiler.



Sadece süslemeler değil, çocukların oyalanması için yemek masasına boyama yapılabilecek Amerikan servisler de hazırladı. Böylece çocuklar yemeklerini yedikten sonra güzelce boyama da yaptılar, bahçede koşmaktan yorulanlar dinlenmiş oldular.

Abi ve Ablalar :)

Kuarbiyelerimizi her zamanki gibi canım Kek Dekor Yasemin'cim hazırladı! Hem görüntüsü hem de tadı nefisti, eline sağlık canım benim! Pastamızı ise Hilal'ciğimin önerisiyle Ayşin Hanım'a sipariş verdik ve tam istediğimiz gibi bir Aç Tırtıl pastamız oldu! Elinize sağlık Ayşin Hanım!



Hava da o gün harikaydı. Abi ve ablalar bahçede koşturdular; Rüzgar ve arkadaşları da. Şimdi Rüzgar'ın arkadaşları da kim diye merak ediyor olabilirsiniz. Bizim ofiste hamileliğimizi birlikte geçirdiğimiz diğer iki arkadaşımın Rüzgar'dan 7 ve 3 hafta büyük oğulları tabii ki! Yani Kaan ve Can :) Ayrıca da, diğer blogumun bana kazandırdığı en tatlı arkadaşlardan biri olan canım İnci'cim de Rüzgar'ın doğumgünü için 4,5 ay küçük oğlu Arda'yı da kaptı Ankara'ya geldi. E dolayısıyla Rüzgar'ın 4 tane arkadaşı vardı ilk doğumgünü partisinde! Yavrular da bol bol hava aldılar, Rüzgar ve Kaan ortada epey bir koşturdular. 

Soldan sağa: Rüzgar, Can, Kaan

İnci Teyze-Arda ve Kübra Abla


O gün Rüzgar o kadar çok ortada dolandı, koşturdu ki, "partilemekten" en sonunda yorgun düşüp salıncakta uyuyakaldı! 


Bizimle birlikte olan, bir yaş sevincimizi birlikte yaşadığımız herkese çok teşekkür ediyoruz! Birlikte nice yıllarımız olsun... iyi, ki doğdun evimizin en minik neşesi, seni çook seviyoruz!!!

7 Nisan 2015 Salı

Yayınımıza Kaldığımız Yerden Devam Ediyoruz: RüzRüz ve ÇınÇın'dan İlkler...

Çocuklar büyüdükçe (daha doğrusu ilk çocuk büyüdükçe) benim annelik heveslerine ve hallerine olan ilgim epey azaldı. Dolayısıyla, çocuk büyütürken olanlar bana normal, çocuklar hakkında yazılanlar da abartılı gelir oldu. Mesela Facebook'ta bir grup var, arkadaşım üye yaptı beni (Nurturia'dan sonra tövbeliydim ya kızı kıramadım). Böyle oraya biri soru sorduğunda gayrı ihtiyari yanıt vereyim istiyorum; sayfayı açıyorum... sonra bir bakıyorum, oooovv, yanıtlar kıyamet gibi. Herkes bir çocuk doktoru, herkes bir pedagog! Kimse da aşağı perdeden konuşmuyor, herkesin bildiği en iyisi, en doğrusu. Hal böyle olunca, ilk çocuğu 6,5 yaşına gelmiş, ikinciyi de doğurup neredeyse bir yaşına getirmiş, ermiş demeyeyim ama hanyayı konyayı anlayıp feleğin çemberinden geçmiş bir anne olarak "he neyse bana ihtiyaç yok, zaten bu kafaya meram anlatmaya gücüm ve vaktim de yok" deyip geçiyorum. 

Vaktiyle kendi yazdıklarım da çok tuhaf geliyor. Şimdi okuduklarım da. Dolayısıyla, bu bloga da "çocuk büyütürken dikkat edilecek üçyüz elli nokta" içerikli yazılar yazmak anlamsızlaşıyor benim için. Belki de daha çok "ne oldu" diye anlatırken deneyimlerimi paylaşsam daha sevimli bulabilirim bu mecrayı :)

Bu yüzden de şimdi minik minik insanlık için küçük, bizim hayatımız için anlamı büyük ilklerden bahsedip ileriki zaman yazılarına bir girizgah yapma niyetindeyim.

Mesela mesela, geçen zaman içinde ÇınÇın Abi okuma yazmayı söktü (Ocak 2015 başı itibariyle) ve ilk karnesini aldı! Okulumuzdan (Tevfik Fikret Okulları) inanılmaz mutluyuz. Çınar gibi algısı açık ve fakat nükleer enerjiyle çalışan bir çocuğu son derece hoşgörüyle karşılayıp "kendini kontrol etmekte zorlanıyor; ama, yaşı daha çok küçük. Bunlar normal. Sene başından beri çok aşama kaydettik, daha da iyi olacak. Zaten sorumluluğunu biliyor, derste konsantre olduğunda süper yapıyor, algısı çok iyi; zamanla  davranışları da oturacak ve çok iyi olacak" diyen bir eğitimci kadrosu var muhatabımız olarak. Her gün ödev verilmesine karşın çocukları ödevden bıktırmayacak kadar makul miktarda tutan ve yine de hiçbir okuldan geride kalmayan bir anlayışla öğreniyoruz. Fransızca'yı da çok şükür sevdi bizim mösyö, aksanla konuşurken ağzını koparasım geliyor (vehşete bağlayan anne!). Çınar sınıf öğretmenini de çok seviyor; biz de! Hem disiplinli, hem de çocuklara onları çok sevdiğini hissettiren bir kadın. Daha da bir şey beklemiyorum ilk sene. 


Çınar'la ilgili bir ilk daha... geçenlerde lisanslı bir jimnastikçi olarak ilk jimnastik yarışmasına katıldı. Önemli olan yarışmaktı, dediğimiz bu turnuvada serisini başarıyla tamamladı. İzlerken resmen gözlerim yaşardı!!! Benim instagramda videosunun bir parçası var... Jimnastik için Yüzüncü Yıl'daki Vamos spor salonunda yer alan Bambini'ye gidiyor Çınar 1,5 senedir ve çok çok memnunuz.


Ufağa gelirsek, RüzRüz adıyla uyumlu olarak bir fırtına olarak hayatına devam ediyor. 6,5 aylık emeklemeye başladı, 7-7,5 aylıkken diş çıkardı (şu an neredeyse 11 aylık, 6 tane dişi var) ve 10,5 aylık da yürümeye başladı. Yürüken çok şeker, bacaklarını ısırasımız geliyor. Anlamlı heceler yoksa da henüz "bababa" "memmmemmemmee" gibi ağzında bir şeyler geveliyor (hiç susmuyor; bizim çocukların modeli bu galiba). Kapaklı kitapların kapaklarını açıyor, deli gibi arabalarıyla oynuyor (bildiğiniz sürüyor arabayı) ve kendi kendine epey uzun zaman oyalanabiliyor. 


İlk kez de bu hafta, 11 aylık olmasına 1 hafta kala, hasta oldu kuzucuk. Abi ya da ben taşıdık eve sanırım, yavru yakalandı. Grip. Ciğerlere indi mi inmedi mi derken epey bir korkuttu bizi ama inmemiş çok şükür. Bu kadar küçük bebek ateşli olunca insan pek üzülüyor...


Bu hastalığın tali sonucu olarak iki çocuklu bir evde hiçbir şeyi ertelemememiz ve her şeyi zamanında, planlı, programlı yapmamız gerektiğini de bir kez daha anlamış oldum!

Abi-kardeş ilişkilerinden de bahsedip bu uzuuun yazıyı bitireyim. Çınar Rüzgar'ı, Rüzgar da Çınar'ı çok seviyor. Net. Küçük zaten abinin poposunun dibinde. Bu yüzden yavrum bebek oyuncakları yerine Transformers ile oynamaya başladı :) Çınar kıskanıyor mu, diye sorarsanız, kardeşini kıskanmıyor; ama, kardeşinin çektiği ilgiyi haliyle kıskanıyor. Dolayısıyla bazen çok aşırı ve gürültülü davranabiliyor. Sabırlı olma konusunda iyi ebeveynler olduğumuzu söyleyemeyeceğim; ama, özellikle pedagogla da konuştuğumuzdan ber, daha çok çabalıyoruz. İKi çocuklu hayat, net iki çocuklu hayat değilmiş. yarattığı etki 2,5 hatta 3 çocuk gücünde bence... 


Başka bir "neler oluyor hayatta" yazısında buluşmak üzere, esenkalın!!

4 Şubat 2015 Çarşamba

Çınar'ın Oyuncakları: Transformers Sevgisi Bitmez!

Transformers'a fena sarmış halde Çınar... Optimus Prime ile yatıp Bumblebee ile kalkıyoruz (arada benim adımı bilmediğim sayısız autobot ve decepticon da var tabii). Hal böyle olunca, piyasada ne kadar Transformers oyuncağı varsa hepsini test etme imkanına sahip olduk. Ve hangisinin bize en uygun olduğuna da nihayet karar verdik.

Yine bir Toyzzshop alışverişimizden iki adet Transformers oyuncağı aldık. Aslında niyetimiz Megaflip figürlerden almaktı; ama o anda sitede yoktu (artık var ve fiyatı mağaza fiyatından 10 TL daha ucuz; zaten bu yüzden de biraz internetten almayı tercih ediyoruz). Biz de Beast Hunter figürlerden aldık (şu anda da bizim aldıklarımız sitede yok...). Bu arada, Toyyzshop'ın online sitesinin sevmediğim tarafı figürü seçemiyor olmak. Karakterler/Figürler kategorisinde sipariş kısmına gelene kadar hangi figürü istediğinizi belirtemiyorsunuz. Ve ben genelde bu kısmı unutuyorum... yine öyle oldu ne yazık ki. Keşke figür isimlerini bir pull-down menu yapsalar. Bir de, ürünler çok değişken, niye öyle anlayamıyorum.

Figürler geldiğinde Çınar heyecanla birini açtı. Dönüştürmeyi başardık sayılır; ama, oyuncak stabil değil. Parçalar kopo duruyor; zaten tövbe yeniden robota dönüşmüyor. O kaldı bir köşede... Dur, dedik, ikinciyi açma da değiştirelim. Online değiştirmek yerine yakın bir Toyzzshop mağazasına gittik; durumu anlattık ve ilgilenip yardımcı oldular. Müşteri memnuniyeti harikaymış! Biz de sonuçta ikinci oyuncak olarak Autobot Hound'u aldık.


Transformers 4 Hareketli Figür olarak geçen bu oyuncaklar 6 yaş üstü ve 8 adımda kolayca robota ya da araca dönüşebiliyor. Çınar eline ilk aldığında kendisi de yapabildiği için çok memnun oldu! Alır almaz arabada oynamaya başladı bile.



Bir bu 8-9 adımda dönüşen figürler çok güzel; bir de şu Megaflipler fena değil. Fakat, bu ufak olanlar Megafliplerden çok daha sağlam dönüşüyorlar. Bir de mini boy, tek adımda dönüşen cinsleri var. Onlar da Rüzgar'ın favorisi :)

Ve böylece sanırım bir Transformers dosyasını kapatmış oluyoruz. Yardımcı olabildiysek ne mutlu bize diyor; sizleri Çınar'ın çeşitli Transformers yorumlarıyla başbaşa bırakıyorum...

Robotlarla dönüştükleri araçları eşleştirmiş :D