beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2012 Salı

Meyve ve Sebzeleri Güvenle Tüketmenin Yolu!

Google Reader'da bloglar arasında gezinirken, sevgili Benden Bizden'in bu çok yararlı yazısına rastladım. İzniyle paylaşıyorum ve çok teşekkür ediyorum...

Kabuğuyla meyve-sebze tüketmek daha sağlıklı iken, kullanılan tarım ilaçları nedeniyle günümüzde bundan korkar olduk. Benden Bizden çok kolay, her evde bulunan malzemelerle bu zehirlerden nasıl kurtulacağımızın formulünü vermiş:

Bir bardak su
Bir bardak sirke
½ limon suyu
Bir tatlı kaşığı kabartma tozu


Bu karışımı ister spreyli bir şişeye koyup kabuklu meyvelerinizin -yıkandıktan sonra- üzerlerine sıkıp 5 dakika bekleterek afiyetle yiyin; isterseniz de marulunuzu, üzümünüzü bu karışımın içinde 5 dakika bekletip ondan sonra tüketin. İki yöntemle de, meyvelerin kabuğundaki zararlı maddelerden arındırmış olacaksınız.

Afiyet olsun!!!

10 Şubat 2011 Perşembe

Kahvaltı Üzerine Çeşitlemeler

Nedendir, niyedir bilinmez, sanki anne-çocuk dünyasında en sıkıntı duyulan öğün kahvaltı gibi... Ya yumurta yemez çocuklar, ya peynir sevmezler; ya süt içmezler, ya zeytinden nefret ederler. Ve "temel kahvaltı gıdası" saydığımız şeyleri nasıl yapsak da yedirsek diye biz anneler (ve tamam, bazı babalar da) uğraşır dururuz.

Çınar'ın belli bir kahvaltı gıdasına karşı bir antipatisi olmamakla birlikte, büyüdükçe "her gün aynı tip kahvaltıdan" bıkmaya başladı. Neyse ki büyüdükçe ve yiyebileceği şeyler çoğaldıkça oldu bu. Geçenlerde annemle konuşurken farkettim ki, kahvaltı adına pek çok alternatifimiz olmuş. Size de fikir versin diye, buraya yazayım dedim.

1- Haşlanmış yumurtalı kahvaltı: Haşlanmış yumurta (ama kayısı kıvamında sever arkadaş), peynir (yüreğimde yaradır, hala yalnızca labne yemek istiyor), domates (tabii ki zeytinyağlı ve kekikli/naneli/reyhanlı), süt (sütün tadını sevmediği için içine pekmezli bisküviden koyuyorum -önce robottan çekerek)

2- Omletli kahvaltı: Hellimli (illa ki!) omlet, domates, süt

3- Beşiktaşlı ekmekli kahvaltı: UNO'nun Büyümek diye bir ekmeği var, nefis! Çınar deliriyor tadına... onun yarısının üstüne zeytin ezmesi, yarısının üstüne de eritme peynir sürüyorum; al sana Beşiktaşlı ekmek! Yanında tabii ki domates ve sütle!

4- Tostlu kahvaltı: Kaşarlı tost, domates, süt

5- Bıldırcın yumurtalı kahvaltı: Haşlanmış yumurta yerine, haftada bir bıldırcın yumurtası. Minik yumurta, değişiklik iyidir :) Yine peynir, domates ve süt ile...

Bal/reçel pek yedirmiyorum ama şu ekmeğin üstüne tereyağ/bal/kaymak belki seveceği bir çeşit olabilir. Krep, bir kere yapmıştım, pek sevmemişti; ama denenebilir. Bir ara, Anneyazar'dan tarifini aldığım "menemenvari"yi yapardık, bayılırdı. Eski günlere dönülebilir...

Ve umarım, hepsi size birer fikir olabilir!

Afiyet olsun!

29 Ocak 2010 Cuma

Minik Adamın Yemekleri

Merhaba!

Öyle çok boğazına düşkün olmasa da yüksek damak zevki olan bir oğlum var... böyle olmasında anneannesinin leziz yemek/baharat önerilerinin rolü büyük! E ben de üşenmeyip 7-8 aylıktan beri ona sade sebze püresi vs gibi kendimizin bile yemekten çok hoşlanmayacağı şeyler yerine tavuk/yayla çorbası, sebze çorbası vb. verince minik adam bu yaştan gurme oldu bile!

Blog yazmaya başladıktan sonra Çınar'ın sevdiği yemek tariflerini yayınlamaya da karar vermiştim, üstelik de bu tariflerin hepsini çok sevdiğim bir arkadaşıma da gönderdiğim için elimde elektronik formatta da hazırdı. Ama tarifleri blogda alt alta yayınlamak yerine google docs'a atmayı tercih ettim (yer kaygısı). Merak edenler buradan ulaşabilirler -arkadaşıma yazdığım için tarifler pek senli benli, ama düzeltmekle uğraşmadım açıkçası, kusur bakmayın, samimiyetime verin :) İlk 4-5 tarif Çınar'ın dişleri çıkmadan önce ya da yeni çıktığı dönemlerde yazıldığı için blender/foodmill (linke tıklayınca, foodmill'i bulmak için sayfanın altına inmeniz gerekiyor...) ikilisi baş rollerdeler!

Çınar'ın sevdiği ve sıkça yediği yemekleri aşağıda listeledim. Tabii bunların yanına çoğu zaman evde yapılmış yoğurt, zaman zaman da domates-salatalık püresi/rendesi, ya da yine aynı sevgili arkadaşımdan öğrendiğim avokado salatası (rende domates, salatalık, avokado, azıcık tuz, zeytinyağı, limon) eşlik ediyor! Bir de, çorbalar çok sulu olursa, içine daha önceden kurutup robotta çektiğim tam buğday ekmeğinin içinden 1-2 kaşık koyuyorum. Bence, bebişlerin B vitamini almaları için biraz da olsa ekmek yemelerinde yarar var!

Dosyada tarifleri olanlara link de koydum... Link olmayanlar zaten çok bilinen yemekler, bir balık çorba ile balık köftesi var tarif gerektiren, onları da bir ara belgeye ekleyip size haber veririm :)

Çorbalar
Kırmızı mercimek çorbası
Yeşil mercimek çorbası (kıymalı ve terbiyeli iki ayrı versiyonuyla)
Terbiyeli tavuk çorba
Yayla çorba
Sebze çorbası
Balık çorbası
Tarhana çorbası (kıymalı/tavuklu/balıklı/sade)
Brokoli çorbası
Kıymalı, pirinçli domates çorbası

Kırmızı Et Yemekleri
Izgara köfte
Pirinçli köfte -havuçlu ve patatesli
Terbiyeli kereviz
Etli/Bulgurlu Ispanak
Bamya (kıymalı)
Kabak dolma
Biber dolma
Havuçlu patates oturtma

Tavuk Yemekleri
Kabaklı, patatesli, havuçlu tavuk
Bamya (tavuklu)

Balık Yemekleri
Balıklı makarna
Balık köftesi

Güzel tarifleri/önerileri olan varsa çok sevinirim! Tüm minik adamlara/hanımlara afiyet olsun!

Sevgiler... Başak

Güncelleme: Çınar'ın aylara göre ayrılmış günlük yemek listesine buradan göz atabilirsiniz...

28 Ocak 2010 Perşembe

Pedagog Maceramız -Bölüm:3 (Çınar'la İlgili Konular)

Pedagog maceramızın üçüncü ve son bölümüyle karşınızdayız. İlk iki bölüm için buraya ve buraya bakabilirsiniz.
Pedagogumuz genel değerlendirmelerden sonra Çınar'la ilgili, bizim sorun olarak gördüğümüz, konulara değindi. Bu "sorun"ları üç başlık altında topluyorum ben: bağırıp çağırma, uykusuzluk, kusma.
Bağırıp/çağırma

Aslında galiba bu Çınar özelinde bir sorun değil, hemen her çocuk bu yolla ve ağlayarak anne-babayı kullanmaya meyilli. Ama bizim ailede genel olarak bir sinir sorunu olduğundan hani nasıl davranmalı bir sorayım istemiştim. Pedagog yine, bizim zaten az çok yaptığımız bir şeyi önerdi: örnek olmayı ve tepki vermemeyi. Yani, öncelikle anne-baba birbirlerine bağırarak bir şey yaptırmaya çalışmayacaklar. Çocuk bağırarak/ağlayarak bir şey yaptırmak istediğinde de tepki vermeyecekler. "Aman sussun da bu seferlik, neyse" dediğiniz an bittiniz! İşe yarayan tavır şuymuş: "Ağladığın/bağırdığın zaman seni anlamıyorum, duyamıyorum!" Daha da ileri giderse "Ağladığın/bağırdığın için yapmıyorum!" Daha da vaz geçmezse ortamdan uzaklaşın diyor pedagog. Onu olduğu yerde bırakın, bir odaya/banyoya girip kapıyı kapayın, ve ona "seni duymuyorum, sakince söyle" diye seslenmeye devam edin. Kabul ediyorum, insanda çelik gibi sinir olması lazım. Ama daha önce de dediğim gibi, anne-baba olmak kolay değil. Sussun diye dediğini yapark günü kurtarmak çok kolay, ama sonra sürekli bağırıp çağıran ve ağlayan bir çocukla uğraşmak o kadar kolay olmayabilir...
Uyku sorunu
Öncelikle Çınar (şu an 16 aylık) hala günde iki kere, her seferinde de 1-1.5 saat arası uyuyor, gündüz uykularında pek sorunumuz yok. Ama gece... aman aman aman... Uykuya geçmesi bazen 1 saati buluyor, gece en az 2-3 defa uyanıyor, bazı geceler uyanıp da 2-3 saate yakın uyuyamadığı oluyor. Hayır öyle kalkayım oynayalım falan da demiyor, gözlerini bile açmıyor çoğu zaman. Ama dalamıyor. Halbuki Çınar doğduğundan beri neredeyse bir uyku rutinimiz var bizim: banyo-masaj-yemek-sakin oyun/kitap okuma-uyku. Ama uykumuz hp sorunlu oldu, son bir aydır da çıldırmış gibi. Tamam, benim işe başlamamla ve yeni misafirlerimiz üst köpek dişlerimizle de ilgisi vardır muhakkak ama... hazır pedagoga gitmişken bu durumu da bir soralım dedik. Bizi, ne yaptığımızı dinledi ve aynen şunu söyledi: "Bana bir aile gelip 'çocuğumuzun uyku sorunu var' dediğinde aynen sizin yaptıklarınızı yapmalarını söylerim... Çınar'ın uykusuzluğu tamamen huy olabilir... sanırım 2-3 yaşına kadar sabretmeniz gerekecek" Buyrun bakalım! Bunu bana kayınvalidem ve annem de söylüyordu zaten :) Bir tek ayakta sallanmasına taktı, yanında yatarak uyutsanız, dedi. Ya zaten Çınar'ın uykuya geçiş öyküsü çok karışık: önce kucağımızda sallayıp dalmadan yatağına yatırıyorduk. Sonra (4.5-7 ay arası) yatağında müzikli ayısıyla kendisi dalmaya başladı. Fotoğraf da bu mutlu, güzel günlerden. 7 aydan sonra iyice hareketlenip oturmaya falan başlayınca biz yatırıp yatağında pışpışlayarak uyuttuk. 12 aydan sonra işler iyice zıvanadan çıktı, pışpışlanmayı oyuna çevirdi, uyumadı... kendi kendine uyumayı öğretme yöntemlerinin hiçbiri işe yaramadı! Baktık ayağımzda hafif hafif sallayınca pek güzel dalıyor, geleneksel yönteme döndük! Pedagog yanında yatın deyince bir deneyeyim dedim ama yok, mümkün değil uyumuyor öyle... napıyım, aldık yine ayağa!

Gece geç yatması için de tek uykuyu deneyebilirsiniz dedi. Şimdi Çınar genelde 10-11:30 arası ve 15:30-17:00 arası uyduğu için akşam 21:00'den önce asla uyumak istemiyor uykusu gelmiyor bebeciğin! O saatte uyutmaya başlayınca da dalması bazen 22:00'yi buluyor. Ben harap tabii! Tek uyku uyuyunca haliyle daha erken yatacak-tı... geçen pazar, sabah 7'yi geçerek uyanınca (bizim için geç bir saat!) annemle hadi, dedik, tek uykuyu deneyelim! Neyse efendim, oynarken oynarken Çınar elimden tuttu, pıtır pıtır beni yatak odasında götürdü, kendini yer yatağına attı, başını yastığın üstüne koydu. Saate bir baktım: 10:05! "Ne yapalım Çınarcım?" dedim. Önce "fu fu fu" diye su istedi (yatmadan önce hep içiriyoruz), sonra "prrrrffffff" diye emziğini istedi. "Ne yapacaksın emziğini?" diye sorunca da "eeee eeee eee" dedi. E bu çocuk uyumak istediğini daha ne kadar anlatabilir? Tek uyku yalan oldu tabii :) Neyse artık, kendisi ne zaman talep ederse o zaman! Bir süre daha geceler haram bana...

Kusma
Her ne kadar Çınar'ın kusmasının diş çıkarmasıyla bağlantılı olduğundan emin olsam da, en azından bunu sonradan bize karşı kullanmaması için ne yapmalıyız bir öğrenelim dedik. Çünkü Çınar canı istediği zaman herşeyi löp löp yutuyor, canı istemediği zaman ise yemek boğazına takılıveriyor. Pedagog bizi dinledikten sonra aslında Çınar'ın kusma sorununun psikolojik olduğunu düşünmediğini, midesi/damağı hassas olarak tanımlayabileceğini söyledi. Diş çıkarma konusundaki tespitime de katıldı. Ama kusma olayının daha sonra tehdit olarak kullanılmaması için kustuğu zaman çok sakin olmamızı, hiçbir şey yokmuş, olmamış gibi davranmamızı istedi. Tabii sadece kustuğunda değil, öğürdüğünde de "aman aman aman, yok yok yok" falan demeyip ya görmezden gelecekmişiz ya da "yani istiyorsan kusabilirsin ama bu yemek yenecek, kusmanın bir yararı yok" diyecekmişiz. Zaten bir süredir panik olmayı bırakmıştık. Şimdi bir de bu anahtar cümleyi kullanıyoruz. Ha, hala kusuyor, o ayrı... ama en azından huy haline getirmesini engellemiş oluyoruz -gibi :)
Öğürmesiyle ilgili olarak, eğer yemeğin sonuna gelmişsek de öğürüyorsa daha fazla vermiyorum. Çocukcağız daha "doydum anne" diyemiyor ki, derdini ancak böyle anlatıyor. "Doydun aşkım galiba, tamam çok güzel yedin, afiyet olsun!" diyorum ben de o zaman. Mutlu mesut mama sandalyemizden kalkıyoruz!
Eveeet, pedagog maceramızın da böylece sonuna geldik! Yeni maceralarda görüşmek üzere, esen kalın!