Pedagog maceramızın üçüncü ve son bölümüyle karşınızdayız. İlk iki bölüm için
buraya ve
buraya bakabilirsiniz.
Pedagogumuz genel değerlendirmelerden sonra Çınar'la ilgili, bizim sorun olarak gördüğümüz, konulara değindi. Bu "sorun"ları üç başlık altında topluyorum ben: bağırıp çağırma, uykusuzluk, kusma.
Bağırıp/çağırma
Aslında galiba bu Çınar özelinde bir sorun değil, hemen her çocuk bu yolla ve ağlayarak anne-babayı kullanmaya meyilli. Ama bizim ailede genel olarak bir sinir sorunu olduğun

dan hani nasıl davranmalı bir sorayım istemiştim. Pedagog yine, bizim zaten az çok yaptığımız bir şeyi önerdi: örnek olmayı ve tepki vermemeyi. Yani, öncelikle anne-baba birbirlerine bağırarak bir şey yaptırmaya çalışmayacaklar. Çocuk bağırarak/ağlayarak bir şey yaptırmak istediğinde de tepki vermeyecekler. "Aman sussun da bu seferlik, neyse" dediğiniz an bittiniz! İşe yarayan tavır şuymuş: "Ağladığın/bağırdığın zaman seni anlamıyorum, duyamıyorum!" Daha da ileri giderse "Ağladığın/bağırdığın için yapmıyorum!" Daha da vaz geçmezse ortamdan uzaklaşın diyor pedagog. Onu olduğu yerde bırakın, bir odaya/banyoya girip kapıyı kapayın, ve ona "seni duymuyorum, sakince söyle" diye seslenmeye devam edin. Kabul ediyorum, insanda çelik gibi sinir olması lazım. Ama daha önce de dediğim gibi, anne-baba olmak kolay değil. Sussun diye dediğini yapark günü kurtarmak çok kolay, ama sonra sürekli bağırıp çağıran ve ağlayan bir çocukla uğraşmak o kadar kolay olmayabilir...
Uyku sorunu
Öncelikle Çınar (şu an 16 aylık) hala günde iki kere, her seferinde de 1-1.5 saat arası uyuyor, gündüz uykularında pek sorunumuz yok. Ama gece... aman aman aman... Uykuya geçmesi bazen 1 saati buluyor, gece en az 2-3 defa uyanıyor, bazı geceler uyanıp da 2-3 saate yakın uyuyamadığı oluyor. Hayır öyle kalkayım oynayalım falan da demiyor, gözlerini bile açmıyor çoğu zaman. Ama dalamıyor. Halbuki Çınar doğduğundan beri neredeyse bir uyku rutinimiz var bizim: banyo-masaj-yemek-sakin oyun/kitap okuma-uyku. Ama uykumuz hp sorunlu oldu, son bir aydır da çıldırmış gibi. Tamam, benim işe başlamamla ve yeni misafirlerimiz üst köpek dişlerimizle de ilgisi vardır muhakkak ama... hazır pedagoga gitmişken bu durumu da bir soralım dedik. Bizi, ne yaptığımızı dinledi ve aynen şunu söyledi: "Bana bir aile gelip 'çocuğumuzun uyku sorunu var' dediğinde aynen sizin yaptıklarınızı yapmalarını söylerim... Çınar'ın uykusuzluğu tamamen huy olabilir... sanırım 2-3 yaşına kadar sabretmeniz gerekecek" Buyrun bakalım! Bunu bana kayınvalidem ve annem de söylüyordu zaten :) Bir tek ayakta sallanmasına taktı, yanında yatarak uyutsanız,
.jpg)
dedi. Ya zaten Çınar'ın uykuya geçiş öyküsü çok karışık: önce kucağımızda sallayıp dalmadan yatağına yatırıyorduk. Sonra (4.5-7 ay arası) yatağında müzikli ayısıyla kendisi dalmaya başladı. Fotoğraf da bu mutlu, güzel günlerden. 7 aydan sonra iyice hareketlenip oturmaya falan başlayınca biz yatırıp yatağında pışpışlayarak uyuttuk. 12 aydan sonra işler iyice zıvanadan çıktı, pışpışlanmayı oyuna çevirdi, uyumadı... kendi kendine uyumayı öğretme yöntemlerinin hiçbiri işe yaramadı! Baktık ayağımzda hafif hafif sallayınca pek güzel dalıyor, geleneksel yönteme döndük! Pedagog yanında yatın deyince bir deneyeyim dedim ama yok, mümkün değil uyumuyor öyle... napıyım, aldık yine ayağa!
Gece geç yatması için de tek uykuyu deneyebilirsiniz dedi. Şimdi Çınar genelde 10-11:30 arası ve 15:30-17:00 arası uyduğu için akşam 21:00'den önce asla uyumak istemiyor uykusu gelmiyor bebeciğin! O saatte uyutmaya başlayınca da dalması bazen 22:00'yi buluyor. Ben harap tabii! Tek uyku uyuyunca haliyle daha erken yatacak-tı... geçen pazar, sabah 7'yi geçerek uyanınca (bizim için geç bir saat!) annemle hadi, dedik, tek uykuyu deneyelim! Neyse efendim, oynarken oynarken Çınar elimden tuttu, pıtır pıtır beni yatak odasında götürdü, kendini yer yatağına attı, başını yastığın üstüne koydu. Saate bir baktım: 10:05! "Ne yapalım Çınarcım?" dedim. Önce "fu fu fu" diye su istedi (yatmadan önce hep içiriyoruz), sonra "prrrrffffff" diye emziğini istedi. "Ne yapacaksın emziğini?" diye sorunca da "eeee eeee eee" dedi. E bu çocuk uyumak istediğini daha ne kadar anlatabilir? Tek uyku yalan oldu tabii :) Neyse artık, kendisi ne zaman talep ederse o zaman! Bir süre daha geceler haram bana...
.JPG)
Kusma
Her ne kadar Çınar'ın kusmasının diş çıkarmasıyla bağlantılı olduğundan emin olsam da, en azından bunu sonradan bize karşı kullanmaması için ne yapmalıyız bir öğrenelim dedik. Çünkü Çınar canı istediği zaman herşeyi löp löp yutuyor, canı istemediği zaman ise yemek boğazına takılıveriyor. Pedagog bizi dinledikten sonra aslında Çınar'ın kusma sorununun psikolojik olduğunu düşünmediğini, midesi/damağı hassas olarak tanımlayabileceğini söyledi. Diş çıkarma konusundaki tespitime de katıldı. Ama kusma olayının daha sonra tehdit olarak kullanılmaması için kustuğu zaman çok sakin olmamızı, hiçbir şey yokmuş, olmamış gibi davranmamızı istedi. Tabii sadece kustuğunda değil, öğürdüğünde de "aman aman aman, yok yok yok" falan demeyip ya görmezden gelecekmişiz ya da "yani istiyorsan kusabilirsin ama bu yemek yenecek, kusmanın bir yararı yok" diyecekmişiz. Zaten bir süredir panik olmayı bırakmıştık. Şimdi bir de bu anahtar cümleyi kullanıyoruz. Ha, hala kusuyor, o ayrı... ama en azından huy haline getirmesini engellemiş oluyoruz -gibi :)
Öğürmesiyle ilgili olarak, eğer yemeğin sonuna gelmişsek de öğürüyorsa daha fazla vermiyorum. Çocukcağız daha "doydum anne" diyemiyor ki, derdini ancak böyle anlatıyor. "Doydun aşkım galiba, tamam çok güzel yedin, afiyet olsun!" diyorum ben de o zaman. Mutlu mesut mama sandalyemizden kalkıyoruz!
Eveeet, pedagog maceramızın da böylece sonuna geldik! Yeni maceralarda görüşmek üzere, esen kalın!