İyi olacak hastanın doktor ayağına gelir, derler ya, ben de ne zaman çocuk bakımı/psikolojisi ile ilgili birşeye taksam, bir uzman pedagog yazısı ya da iyi bir bebek/çocuk bakımı kitabıyla karşılaşıyorum. Bu sefer, Çınar'ın oyuncak bolluğuna ve oyuncakları sadeleştirmeye, Çınar'a daha uygun olanları seçmeye/ayırmaya takmıştım kafamı ki Nurturia'dan erenim'in önerdiği şu yazıya rastaldım. Uzman Pedagog Gülsüm Gencay "iyi ve kötü oyuncakları" anlatmış, anne-babalara bazı önerilerde bulunmuş. Açıkçası, Çınar'ın odasını (daha doğrusu oyuncaklarını) yeniden düzenlerken çok işime yaradı önerileri... Şekiller üzerinden anlatarak sizinle de paylaşmak istedim.
Şu aşağıda görmüş olduğunuz fotoğraf, Çınar'ın düzenlemeden önceki oyuncak kalabalığına ait! Ve bu, buzdağının görünen yüzü... Bir alttaki fotoğrafta da, buzdağının denizin altındaki kısmını görebilirsiniz! Şimdi, buradaki yanlışları, Pedagog Gülsüm Gencay'ın gözünden anlatayım:
Öncelikle, oyuncakların iki gruba ayrıldığı bilgisini vermek lazım: yapılandırılmış ve yapılandırılmamış. Yapılandırılmış oyuncaklar, formu hazır, nasıl oynanacağı açıkça belli olan oyuncaklar; araba, ev, müzikli oyuncaklar, vb. Aslında bunlar için "hayal gücüne yer vermeyen oyuncak" tanımlaması yapılmış ama ben katılmıyorum. Her oyuncak çocuğun hayal gücünü kullanmasına yardımcı olur bence. Yapılandırılmamış oyuncak ise oyun hamurları, lego gibi, formu hazır olmayan, çocuğun kendisinin geliştireceği oyuncaklar. İşte bu iki gruptan da ortamda bir kaç tane olması yeterliymiş. Yani bizim fotoğraftaki gibi elli tane arabayı, 5 çeşit legoyu aynı anda bulundurmaya gerek yokmuş. Hatta gereksiz kalabalık, dikkati yönlendirmek anlamında da çocuğu olumsuz etkiliyormuş.
Peki, sürekli önümüze yeni oyuncak alternatifleri sunulurken evi doldurmadan nasıl duracağız? Çocuğumuzun iyiliği için, doyumsuz bir birey olmaması için tutacağız kendimizi. Hatta hem biz, hem de anneanne, babaanne, dedeler, teyzeler, halalar, dayılar, amcalar... Bir kere, çocuk büyüdükçe oyuncak alımının belli aralıklara getirilmesi gerekiyormuş. Mesela, 2 yaşından sonra, çocuğunuzdan gelen oyuncak taleplerine "en fazla haftada bir" diye bir sınır koymak; hatta 3-4 yaştan sonra bunu ayda bire kadar düşürmek sağlıklıymış. Tabii bu noktada, yukarıda saydığım aile grubunu da uyarmak lazım. Anne-babaya istediği oyuncağı aldıramayan çocuğun bu aile grubunun herhangi bir ferdine oyuncağı aldırması yalnızca bir çıkar ilişkisi tesis etmesine yarıyormuş. Burada çok vurucu bir cümle var:
"Bu [aileden birinin çocuğa her istediğini alması] biz farkında bile olmadan çocuğa çok kötü bir yön kazandırıyor. [...] Sizi kullanmayı seviyor. Sizinle oynamayı ya da vakit geçirmeyi sevmiyor; çünkü bunları bilmiyor. Ama sizin oyuncak getirdiğinizi biliyor, dolayısıyla sizden oyuncak isteyebileceğini biliyor."
Yani aslında anlık sevgi gösterilerinin cazibesine kapılmamak lazım; iki taraf için de iyi değil!
Benim en çok takıldığım noktalardan biri, "belki bununla yine bir gün oynar" diye oyuncakları evde tutmaktı. Ama, çocuğun ilgisinin kaybolduğu noktada oyuncağın uzaklaştırılması gerekiyormuş. Amaç aynı: gereksiz kalabalığı önlemek. Bunun üzerine, artık Çınar'a hitap etmeyecek bir sürü gereksiz oyuncağı geri dönüşüme yolladık. Düzgün olan bir kısım "bebek" oyuncaklarını da kuzen Bahar'a gönderilmek üzere ayırdık. Bu vesileyle, bir türlü kaldıramadığım aslanlı yürüme arabasını da emekliye ayırmış olduk!
Bir de, büyük oyuncak konusu var. Eve alınan kaydıraklar, salıncaklar, çadırlar, atlar, vs vs... Bunlarla ilgili ilginç bir yorumu var Sn. Gencay'ın. Diyor ki:
"Bunlarla çocuğu yalnızlaştırıyoruz. Beğendiği herşeyi eve alarak onu daha çok eve kapatıyoruz. Evde enerjisini harcayamıyor ve sakinleşemiyor. Çünkü oluşan sosyalleşme ihtiyacını, sunduğumuz oyuncaklarla baltalıyoruz. Bunun yerine götürüp parkta oynatmak ve başka çocuklarla oynamasını, sosyalleşmesini sağlamak daha yerinde olur."
Bunu okuduktan sonra da evdeki sallanan tahta at emekliye ayrıldı... zaten uzunca bir süredir yalnızca dekoratif ya da akrobatik (üzerine çıkıp tek ayak durmaya çalışmak gibi) amaçlı kullanılıyordu.
Bir de, yine endişelendiğim "sürekli aynı tip oyuncakla oynamak isteme ve dolayısıyla oyuncak seçerken ailenin bu tipe yönlenmesi" durumundan bahsetmiş. Mesela, bizimki gibi sürekli arabayla oynayan çocuğa renkleri de onun üzerinden öğreterek ilgiyi dağıtmak iyi bir fikirmiş. Ya da, 1 saat arabayla oynuyorsa, "hadi 10 dakika da yapbozla oynayalım" deyip, çeşidi bizim sunmamız, zihnen etkinliği çeşitlendirmemiz gerekiyormuş. Böylece, uzun vadede tek tipe odaklanma yaşamasını engellemek mümkünmüş.
Bizim arkadaşın "bavuuu" merakı herkes tarafından biliniyor. Çok seviyor gerçekten. Ama bir baktım, ortalık bavuu dolmuş. Ben de, oyuncakları ayırırken, işlevsel "bavuu"ların bir kısmını ortada bıraktım, bir kısmını da, daha sonra ortaya çıkarmak üzere "sirkülasyon sepetine" koydum. Fotoğrafta görünen kocaman bavuu ailesi sirkülasyona dahil değil, çünkü onlara aşık! Lego tarzı taşıt Mega Block'ları ve yap-boz tarzı ördekli Duplo'yu "lego yapmaya teşvik" olarak bırakıp, yalnızca tekerlekleriyle ilgilendiği çöp kamyonu Duplo'sunu ve hiç ilgilenmediği çiftlik Duplo'sunu biraz ortadan yok ettim. Takılması çok zor olan Clippolar da sonraki bir zaman için sepete konuldu. Bir tane şekilleri-delikten-geçir oyuncağı bıraktım. Sayılar ve şekilleri güzel anlatıyor. İlgisini çekmeye başladı bu ara. Bir de, bir hikaye kurarark oyun oynamak için çiftlik hayvanları setimizi çıkardım ortaya (turuncu karton kutuda).
sadeleştirilmiş oyuncak dolabı
oyuncak sirkülasyonu kutuları
Minik araba koleksiyonumuzun bir kısmını kaldırmadım -Hilal'den aldığım keçeden şahane otoyol halısı gelince çok eğleneceğiz çünkü! Son olarak, dedesi Çınar'a ahşap bir tamir seti almış (bkz. resim). Anneannesindeki bozuk asansör yüzünden tamir işine takmış durumda. Zaten, bayılıyor eline tornavida vs alıp vida sıkıştırmaya -babası kılıklı! Tamir etsin dursun bakalım, altın bilezik! (Muhtemelen bu ikisi gelince, ördekli Duplo'yu ve belki de çiftlik setini kaldıracağım ortadan).Ara Not: Evet, kaldırdım. Yerine tamir setini ve dedesinin tamir setiyle birlikte aldığı bloklardan yap boz itfaiye arabasını (sol alt bölme, en soldaki oyuncak) koydum. Bkz, üstteki fotoğraf. Hilal'in oyun halısı salondaki orta sehpanın üstünde şimdi, sehpanın üstüne çıkmamaya, onun yerine orada arabalarıyla oynamaya teşvik amaçlı :)
Fotoğraftaki bebek ve ayıcığı soracak olursanız, bebek bizim emektar Aliş'imiz. Göğsüne bastırınca öksürüyor. Onunla ve ayıcıkla doktorculuk taklit oyunu oynamayı ve vücudun kısımlarını öğretmeyi planlıyorum -bir taşla iki kuş. Erkek çocuklarının bu amaçla -süslü püslü olmadığı sürece- bebeklerle oynaması da sağlıklı bir durummuş. Hatta, bebekler yerine kuklaları daha çok öneriyor Sn. Gencay. Taklit oyunları da, hem empati kurmayı sağlıyormuş, hem de hayal gücünü geliştiriyormuş.
Yazıda aslında çok bilgi var; mesela, bilgisayar oyunları, bu oyunların sürelerinin ayarlanması ve bunu çocuğa anlatılmasıyla ilgili. İlgileniyorsanız, yazının sonlarına doğru bir göz atmanızı öneririm. Ama benim son olarak aktarmak istediğim, iyi ve kötü oyuncak ayrımını nasıl yapacağımız.
Bir kere, yaş grubuna uygun oyuncak önemli. Yani, çok küçük yaştaki bir çocuğa, ağzına atabileceği küçüklükte bir oyuncak alıyorsak, kötü oyuncak almış oluyoruz.
Sonra, çok iyi bir oyuncağın bile, evde 20 çeşidi olduğunda, artık kötü oyuncak olacağını söylüyor Sn. Gencay. Bu, çocuğu tek tip oyuna yönlendiriyormuş.
İyi oyuncağın materyalinin çok kaliteli olması önemli! Yani, ucuzundan 10 tane alacağımıza, kaliteli malzemeden yapılmış 2 tane pahalı oyuncak çocuğumuz için her anlamda (hem nitelik, hem nicelik) daha yararlı! (Bunu aklımda tutmalıyım!) Yapılandırılmış ve yapılandırılmamış oyuncakların evde çeşitli şekillerde bulunmasını sağlamalı, oyuncak seçerken çok yönlü kullanılmasına dikkat etmeliymişiz. Örneğin;
diyor Sn. Gencay. Ama, çok kaliteli görünen bir ürün, üç yaş için hazırlanmış ama beş yaşındaki bir çocuğun kullanabileceği beceriye yönelik işlev verilmişse, bu kötü bir oyuncakmış. Çünkü, zihinsel olarak üç yaşa, fiziksel olarak beş yaşa hitap ediyormuş. Bu aslında önemli bir nokta. Çocuğumuzun içinde bulunduğu aya göre başarabileceklerini ya da ilgi alanlarını hesaplamadan oyuncak seçmemek gerektiğini bir kez daha hatırlatmış oluyor bize...
Özetlemeye çalıştığım bu röportaj, bana oyuncak seçimi, evdeki oyuncakların düzenlenmesi ve Çınar'ın ilgisini yönlendirmekle ilgil çok güzel fikirler verdi! Umarım, benim de size bir yararım olmuştur. Yine de, geniş bir zamanınızda, yazının tamamını okumanızı öneririm!
Bol oyunlu günler!
Yazıda aslında çok bilgi var; mesela, bilgisayar oyunları, bu oyunların sürelerinin ayarlanması ve bunu çocuğa anlatılmasıyla ilgili. İlgileniyorsanız, yazının sonlarına doğru bir göz atmanızı öneririm. Ama benim son olarak aktarmak istediğim, iyi ve kötü oyuncak ayrımını nasıl yapacağımız.
Bir kere, yaş grubuna uygun oyuncak önemli. Yani, çok küçük yaştaki bir çocuğa, ağzına atabileceği küçüklükte bir oyuncak alıyorsak, kötü oyuncak almış oluyoruz.
Sonra, çok iyi bir oyuncağın bile, evde 20 çeşidi olduğunda, artık kötü oyuncak olacağını söylüyor Sn. Gencay. Bu, çocuğu tek tip oyuna yönlendiriyormuş.
İyi oyuncağın materyalinin çok kaliteli olması önemli! Yani, ucuzundan 10 tane alacağımıza, kaliteli malzemeden yapılmış 2 tane pahalı oyuncak çocuğumuz için her anlamda (hem nitelik, hem nicelik) daha yararlı! (Bunu aklımda tutmalıyım!) Yapılandırılmış ve yapılandırılmamış oyuncakların evde çeşitli şekillerde bulunmasını sağlamalı, oyuncak seçerken çok yönlü kullanılmasına dikkat etmeliymişiz. Örneğin;
"[...] hem doldurup hem boşaltarak, hem çekiştirerek oynayabiliyorsa, içinde ne olduğunu merak edip incelemek istiyorsa, o çocukta o merakı uyandırabiliyorsa, ve bu merakı uyandırırken çocuğun kullanımına uygun bir ürünse, bu iyi bir oyuncaktır."
diyor Sn. Gencay. Ama, çok kaliteli görünen bir ürün, üç yaş için hazırlanmış ama beş yaşındaki bir çocuğun kullanabileceği beceriye yönelik işlev verilmişse, bu kötü bir oyuncakmış. Çünkü, zihinsel olarak üç yaşa, fiziksel olarak beş yaşa hitap ediyormuş. Bu aslında önemli bir nokta. Çocuğumuzun içinde bulunduğu aya göre başarabileceklerini ya da ilgi alanlarını hesaplamadan oyuncak seçmemek gerektiğini bir kez daha hatırlatmış oluyor bize...
Özetlemeye çalıştığım bu röportaj, bana oyuncak seçimi, evdeki oyuncakların düzenlenmesi ve Çınar'ın ilgisini yönlendirmekle ilgil çok güzel fikirler verdi! Umarım, benim de size bir yararım olmuştur. Yine de, geniş bir zamanınızda, yazının tamamını okumanızı öneririm!
Bol oyunlu günler!





.jpg)