10 Mart 2010 Çarşamba

Pembe Kurbağa İftiharla Sunar:

Pon Pon Kuyruk'un Pastası!

Kayıtlara geçsin lütfen; yukarıdaki başlık, bizim minik adamın, 17 ay 1 haftalıkken gittiği ilk tiyatro oyununun adı.

Geçen hafta, sevgili eşimin arkadaşı ve minik adamın arkadaşı Naz'ın babası (bu, sadece Naz, Elif Naz değil), bizim çocuklar için bir tiyatro olduğundan bahsetmiş ve minik adamı götürmek isteyip istemeyeceğimizi sormuş minik adamın babasına. "Yapılamayanı yaptıklarını" iddia eden bu "cesur" tiyatrocular, 3 yaş altı çocuklar için gösteriler hazırlıyorlarmış. Bahsettiğim "cesur" tiyatrocuların ismi Tiyatro Pembe Kurbağa! Daha önce de söylediğim gibi, çekirdek Çelikler olarak, bayılırız aktiviteye... hemen "tamam" dedik, "en azından, ne yapacaklarmış bir görürüz!" Tabii, yalnız anne-baba olarak ben ve sevgili eşimin değil, ananenin, babanenin, dedelerin, hatta ve hatta benim arkadaşlarımın aklında aynı soru vardı: 17 aylık çocuk nasıl tiyatro oyunu izler, herşeyden önce, izlemek için yerinde durmayı başarabilir mi? Bu çılgın tiyatrocular gerçekten iddia ettikleri gibi yapılamayanı başarabilecekler mi?

Aklımızda bu sorularla, en azından neler olacağını görmek, deneyimlemek ve hiç olmazsa bir kaç arkadaşla vakit geçirmiş olmak için giyindik, kuşandık, pazar öğlen düştük yola. Minik adama da anlattık gitmeden, "bak, seni tiyatroya götürüyoruz şimdi; Naz da orda olacak" dedik. Arkadaşını göreceği kısmı az çok anladı ama "tiyatro" kelimesi pek bir şey ifade etmedi ona; koca gözlerini daha da koca koca açarak baktı yalnızca. Normalde arabada ilgi ister, en azından kitap okutur (Zıpla Tiger Zıpla, namı diğer Googo). Ama bu sefer, büyüdüğünün ilk işaretini verirmişçesine, biraz direksiyonuyla oynadı, biraz camdan arabaları izledi. Pek uslu seyahat etti yani...

Tiyatroya tam vaktinde geldik, oyunun başlamasından 5 dakika önce! Ne erken (uzun süre başlamasını beklerse sıkılmasın), ne geç (oyunu kaçırmayalım)... İçerisi, kelimenin "gerçek" anlamıyla, ana-baba günü :) Yaşları 1-3 arasında değişen 10-15 civarı çocuk, anneleri, babaları, bir kısmının anane/babanesi... Önce Naz ve Çınar ortama bir alışmak istediler, attılar kendilerini ortaya; hem diğer çocuklarla kaynaştılar, hem ortama ısındılar. Sonra, ışıklar söndü, çocukları ortadan toplayıp kucağımıza oturttuk, ve oyun başladı!



...ve bizim çocuklar büyülenmiş gibi tiyatrocu amcayı izlemeye başladılar! Konu şu: O gün Pon Pon Kuyruk'un doğumgünüymüş. Bir gün önce rüyasında, doğumgününde neler yapacağını görmüş. Ertesi gün de doğumgünü için pasta yapmaya karar vermiş. Ama bunun için de önce buğdayı ekmiş, sonra biçmiş, sonra un yapmış, sonra da ondan pasta yapmış! Tiyatrocu amca öyle güzel anlattı, şarkılar ve kuklalar çocukları öyle güzel yakaladı ki ilk 20 dakika (biraz daha küçük iki çocuk dışında) kimse yerinden kıpırdamadı! Biz, Naz'ın annesiyle birbirimize bakakaldık; bizim çocuklar nasıl oldu da bu kadar uzun süre pür dikkat oturabildiler diye... Üstelik, sanırım konuyu da anladılar. Çünkü, tiyatrocu amca bir süre Pon Pon Kuyruk'u arayıp da sonra şapkadan çıkarınca bizim minik adam "aaa" deyip kikir kikir güldü!

Sakin geçen 20 dakikadan sonra bizimkilerde bir hareket başladı tabii. Çınar, önde oturan çocukların yanına gitmek istedi, ben de kendisini minderin üzerine oturttum. Pek güzel oturdu diğer çocuklarla, bir süre de öyle izledi oyunu, "abi gibi"! Sonra, sahnede ve sağda solda dolanan çocukları görünce kurtlandı tabii bizimkiler. Ama zaten oyun da interaktif. Tiyatrocu amca çocukların arasında dolaşıyor, buğdayı, unu gösteriyor, dokunmalarını istiyor: buğday sert, tavşan kardeş yumuşak, un da tavşan kardeş gibi yumuşak, diye diye. E bizimkiler de kah peşinden dolaştılar tiyatrocu amcanın, kah dekoru keşfettiler, kah müzikle dans ettiler, el çırptılar... Ama, tiyatrocu amca ne zaman sahneye dönse, onu dinlemeye de devam ettiler :)


Çınar'dan dekor kontrolü

Hmm, bi' dinleyeyim bakayım, ne anlatıyor?


Ben de mi tiyatrocu olsam acaba? Sahne tozu yuttum sayılır çünkü...


Ama replikleri unutuyorum, bana sağlam bir süflör lazım!

Oyun bitiminde tiyatrocu amca ve abla, Pon Pon Kuyruk'un yaptığı kurabiyelerden dağıttılar bize. Biz de afiyetle yedik. Sonra da oyunu müzik ve dansla bitirdiler. E tabii, müzik başlayınca durur mu bizimki, yine attı sahneye kendini. Hatta kendini epeyce kaptırıp, ordan bir çocuğun annesini dansa kaldırdı. Çok güldü kadıncağız bu medeni cesarete! Kızıyla tanıştırdı bizim minik adamı. Bir süre de çocuklar dans ettiler karşılıklı (Resimde, pembe kıyafetli, kurabiye yiyen Naz, bej bolerosu olan da Çınar'ın dansa kaldırdığı bayanın kızı)!

Müzik ve dans bitip de bizimkiler yine de eve gitmeye pek gönüllü olmayınca, bıraktık ortalığı keşfettiler. Biraz birbirleriyle oynadılar. Amfinin basamaklarına tırmandılar. Sonra Çınar, sahne arkasını keşfetmeye karar verdi. Perdeyi açıp da içeride tiyatro oyunundaki kuklaları ve dekoru görünce pek sevindi! Bir süre açıp kapadık perdeyi. Sonra, eve gtme vakti geldiğini anlattık. Ayrılmaya çok gönüllü değildi minik adam, ama parka gideceğimizi duyunca razı oldu sahneyi bırakmaya :) (Evet, gerçekten parka da gittik sonrasında. Bizde kandırmaca yoktur efendim!)

Sevgili arkadaşlarımız sağolsunlar, sayelerinde çok ilginç bir deneyim yaşadık, çok güzel bir gün geçirdik! Ve oğlumuzun biraz daha büyüdüğünü de keşfetmiş olduk, sevindik, duygulandık... Artık Pembe Kurbağa'nın web sayfasını takip edeceğiz. Çünkü her ay bir masal varmış, 3 yaş ve altı için anlatacakları! Keyfine vardık bir kere, sanatsal etkinliklerimize devam edeceğiz!

NOT: Bir kaç video da çektik. Bir kısmı, bebekleri/çocukları olanlara da fikir versin diye biraz uzun. Bir kısmı, anı yakalamış olmak adına çekildiğinden, kısa. İlgilenirseniz, bir tık! (Videoların boyutları çok büyük olduğu için bir program kullanarak küçülttüm, ama böyle olunca picasa'da pek düzgün görüntülenmiyor. Videoyu açtıktan sonra yukarıda sağda çıkan "yüksek kaliteli videoyu görüntüle" seçeneğine tıklarsanız, nispeten daha düzgün izleniyor. Bir de, yine boyutlandırma programının azizliği, videolar üstüste iki kere oynatılıyor...)

2 yorum:

anneyazar dedi ki...

Çınar çok cool ya :)) Kadını dansa kaldırışını yakalamanız muhteşem:) Tam bir centlmen olacak bu:) Bayıldım bayıldım:))

Başak Çelik dedi ki...

Hehe, o videodaki dans ediş şekliyle "cool"luk nereye kadar diyorum :))

Evet yalnız, o videoyu çekerken, dansa kaldırma kısmında ben de "allah" dedim "süper oluyor bu video!!!" Zaten, başındaki dansına gülmemek için dudaklarımı ısırdım resmen :)) Bu vesileyle, yine video teknolojisini geliştiren dehayı bir kez daha kutlamak istiyorum!

Oğluma yazdığınız iltifartlara teşekkürler :)

Sevgiler!