2 Ağustos 2010 Pazartesi

İvme

Hiçbir zaman çok zeki bir çocuk annesi olma derdim olmadı, ya da bizim minik adam çok zeki diye düşünmedim. Çünkü bence akıllı olmak, yani mevcut zekayı en işe yarar şekilde kullanmak, ve çalışkan olmak, bir şeyi başarmak için emek harcamak ve bunun kıymetini bilmek çok daha önemlidir benim için.

Aşağıda yazacağım satırlardan, Çınar'ın zekasını övdüğüm gibi bir izlenim alınmasın diye önden bu ufak bilgiyi vermek istedim. Bir de, alakası olsa da olmasa da, her fırsatta her yerde beyan ettiğim bu düşünce, mümkünse Çınar'a bırakacağım bir anı defterinde de yazılı olmuş olsun...

Neyse efendim, malumunuz minik adam 1.5 ay önce yuvaya -kendi deyimiyle okkula- başladı. Artık okkula tamamen alıştık (evet, o da, ben de), hala sabahları benden öğretmenine giderken ufak çaplı bir "annneeeeaaaaaaaaaa" krizi yaşasak da orada bütün günü mutlu mesut geçiriyormuş.

Buraya not: 2 yaş cüceleri neden 2 yaş krizlerini, tantrumlarını ve bilimium huysuzluklarını yuvanın kapısında bırakırlar? Oğlum, işin profesyoneli orada, bu işin ilmini okumuşlar, annenden daha kolay idare ederler seni! Sen evde melek ol, yuvada az. Hayret bir şey yani!

Ve biz okkulun olumlu etkilerini zaten görmeye başlamıştık ama geçen akşam bir şey dikkatimi çekti. Bu ara Nurturia'daki anı defterine seri şekilde Çınar'ın kelimelerini giriyorum. "Ne kadar da çok kelime öğrenmiş son zamanlarda" diye düşünürken aklıma saymak geldi. Saydım ve şaşkınlıktan ağzım açık kaldı!

Çınar'ın son 1.5 ay içinde, yani okkula başladığı günden bugüne öğrendiği kelime sayısı: 30, yazıyla OTUZ! Bu, ciddi bir ivme.

Yaş dönemi gereği de hızlanmıştır eminim ama okkuldaki sosyal ortamın etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Sevgili Özge "Vaktiyle sen ona kitap okurken, onunla konuşurken kayda almıştır. Ama size derdini her şekilde anlatabildiği için yuvada yeni yeni kullanmaya ihtiyaç duyuyordur." dedi. Haklı sanırım. Kayda almak konusunda özellikle. Çünkü, geçen gün, 1.5 aydır görmediği oyun kartlarına bakarken bir uğurböceği resmi gördü ve parmağıyla göstererek "uböbe" dedi. Bir kaç kez tekrar ettirdim, evet, uğurböceği diyor kendince. Tabii ki 1.5 ay içinde biz onunla uğurböceği gördük, ben ne olduğunu söyledim. Ama karttaki çizgi böcekle ilişkiyi kurup, kelimeyi hatırlayıp ortaya çıkarması beni çok heyecanlandırdı!

Şimdi Çınar'ın son 1.5 ay içinde öğrendiği yeni kelimeleri (ve meallerini; zira pek çoğu pek uyduruk) yazayım buraya, siz de eğlenin:

Okkul = okul
Amaaammm = tamam
Otu = otur
Obbö = otobüs
Du(rt) = yoğurt
Eeette = evet
Aak = ayak
Aydede= aydede
Alp = hem Alp, hem de kalp
Öttü = Öykü (arkadaşı)
Gel/del = gel
Koku = koku
Nen(nen) = zeytin
Ina = Çınar
At = at
Aç = aç
Uböbe = uğurböceği
Bebe = bebek
Böbe = böcek
Be-be = bekle
Ba = Bahar (kuzenin adı, aynı zamanda Başak da demek)
Emme = Emre (bu da öbür kuzeni)
Oooda = orada
Buvaa = buraya/burada
Döl = Göl
Döyye = Gölde (bu aralar en sevdiği kitap)
Omle = omlet
Pipi = pipi (söylenişte sorun yok çok şükür :) )
Oyyö = havuz (nasıl yani, diye sormayın, bilmiyorum!)
Kuvaa = kova
Emme = ekmek

Kelime haznesi bir yana, iletişim kurma becerileri o kadar gelişti ve o kadar sosyal bir çcouk oldu ki, gerçekten şaşırıyorum! Sarım sarım sevgi kelebeği olarak dolaşıyor etrafta!

Uzun sözün özü, biz okkul kararımızdan dolayı pek memnunuz! Düşünen herkese de şiddetle öneririz!!!

Sevgiler :)

3 yorum:

Toprak Büyürken dedi ki...

aman ne güzel ya böyle olumlu gelişmelerin olması.Onun iyiliği için aldığın bu kararın iyi sonuçlarını görmek mutluluk verici.öpüyorum sevgi kelebeğini :)

Seda dedi ki...

Masallah Cinar'a. Kelimeleri yorumlayisi bir ayri komik/guzel.

Bence de okul cok yararli olmustur. Degisik baglamlarda (context) kelimelerin nasil kullanildigini duymak/gozlemlemek cocuklar icin cok faydali.

Sila, 5 haftacik hala ile iletismekten bile dunya kelime ogrendi (hepsi emir kipi ama :) otur, kalk, git, gel, dus, yat ...vs)

Başak Çelik dedi ki...

Özlem'cim,

Evet, gerçekten öyle. Tabii ayı gereği de böyle bir hareketlenme bekliyordum ama okul gerçekten bu işe ivme kattı :) Biz de sizi öpüyoruz :)

Seda'cım,

Hem öyle, hem de gerçekten derdini anlatabilmesi için konuşması gerektiğini de fark etmiş olabilir :)

Hehe, bence Sıla çözmüş olayı! Ara kelimelerle vakit kaybetmeye gerek yok, ver emri hala kölesi yapsın :))) Öptük!