20 Nisan 2010 Salı

Organize İşler Bunlar

(Üst not: Yazıda bahsi geçen herkesin onayıyla yayınlıyorum... hepinize teşekkürler!)

Bu pazar çok keyifli bir gün geçirdik...

Sevgili sitemiz Nurturia'da tanışıp yazıştığımız/yazışıp tanıştığımız, çocuklarımızı, hayatımızı, sevinçlerimizi, hüzünlerimizi, kaygılarımızı paylaştığımız 9 aile bir araya geldik! 9 aile demek, 9 çocuk, 9 anne, 9 baba demek! Dev kadro!

Her ne kadar Uğurtan ve ailesi sabah bizden habersiz (!) brunch keyfi yapmaya gelmiş ve biz geldiğimizde Uğurtan'ın pili bitmek üzere olduğu için erken kalkmak zorunda kalmış olsalar da, onları da bizim klandan sayıyorum ben!

Oynak bahar havası yüzünden elli kez plan değiştirmek zorunda kalmış olsak da, hava güzel olduğunda çocukların açık havada koşturabileceği, yağmur yağdığında ise içeride dağıtabilecekleri bir mekan bulduk en sonunda: Nüve Park, İncek. Bahçe kısmı gerçekten başarılıydı: salıncaklar, kaydıraklar, mantar ev, sallanan hayvanlar, tahterevalli, hamaklar ve tavuskuşları, bıldırcınlar, kuşlar, ve benim hatırlayamadığım bir kaç hayvandan daha oluşan yarı-açık hayvanat bahçesi!

Ne şanslıyız ki, hafta boyunca "yağmur yağacak" denen o pazar günü, saat 16:30'a kadar hava kapatmadı ve bizim çocuklar 1 küsür saat bahçenin tadını çıkarabildiler. Minik adam salıncağı kimseye kaptırmamak konusunda iddialıydı! Bir ara Batuhan, Kutluay ve Yağız binmeyi başardılar gerçi... Onlar sallandığı arada Çınar önce Nilsu'nun, ardından Aral'ın topuna musallat oldu. Sanırım paylaşmak için erken bir yaş, hepsi yalnızca ben oynayayım istiyor. "Paylaşalım evladım" temalı konuşmalar yapsak da, pek etkisi olamadı, tahmin edersiniz ki :) Tüm bunlar yaşanırken, Uğurtan bıldırcınların peşinden koşuyor, Tan da afiyetle domateslerini yiyordu!


Tam çocukları babalara postalamış, anneler olarak semaverden çay içip gözleme keyfi yapacaktık ki bahçede, yağmur bulutları üşüştü, başımıza pıt pıt damlalar düşmeye başladı. "Hadi" dedik o zaman "madem kapalı yeri de çocuklara uygun, boşuna ıslanmayalım!" Çoluk çocuk üst kata çıktık. Çekirdek Çelikler olarak yolda, ortada gezinen papağana ve kafeslerinde şebeklik yapan maymunlara bakmak için ufak bir mola verdik. Sonra, anne-babalar şark odasına, çocuklar hemen karşıdaki oyun odasına! Oyun odası, bizim klan için biraz ufaktı doğrusu, ama çocuklar içerideki evle, kaydırakla, çitlerle, tahterevalliyle, toplarla, kısacası tüm oyuncaklarla pek bir ilgilendiler. Çaylar ve gözlemeler gelene kadar oyun odasına çoluk-çocuk doluştuk! Yemeklerimiz gelince, oyun odasından ayırmayı başarabildiğimiz çocuklar ve mutlu anne-babaları olarak şark odasına geçtik. Oyun odasını bırakmayan çocukların anne ve babaları kaderlerine küsüp, nöbetleşe yediler "mama"larını :)



Şark odası da, koşturup durabilecekleri açıklık alan ve darbukalar sayesinde çocuklar için eğlenceli bir mekan oldu doğrusu! Bizim minikler gözlemelerini yediler, darbuka çaldılar, oyun odası-şark odası arasında mekik dokudular! Çınar'ın en çok ilgisini çeken ise yer minderleri oldu! Yüz kez mindere oturdu, kalktı, oturdu, kalktı, oturdu, kalktı!... Gerçekten sürprizlerle dolu bu minik adam bizim için. Dünyanın en komplike oyuncağını al, oralı olmaz; ama önüne yer minderi koy, dakikalarca oynasın! Annesi de saçını başını yolsun :)) Bu arada, -çocuğu kreşe gitmeyenler olarak- çocukların bir aradayken yarattığı sinerjiye de şahit olmuş olduk: yemek yememesinden en çok şikayet edilen minik bile eline gözlemeyi alıp lüp lüp yutuverdi! Ne mutluluk! Bir şey daha öğrendik, ya da yeniden deneyimledik diyelim, bu yaş grubunun birbirinden çok çevrelerine ilgisi var. Birbirlerini gözlemliyorlar, kopyalıyorlar ama henüz oyna-ya-mıyorlar. Ama sonradan anladık ki, bir arada olmaktan gerçekten keyif almışlar. Mesela Çınar, Pembe Kurbağa videolarını izlerken, daha önce tiyatroda tesadüfen yan yana oturduğu Tan'ı görünce çığlıklar atarak onu gösteriyor artık :) (Fotoğrafları henüz gör-e-medi; bilgisayarı açınca, tuşlara ayı pençesi elleriyle vurmaktan vazgeçmediği için fotoğraf göstermeyi başaramıyoruz!)


Böyle böyle saat 6'ya kadar oldukça koşuşturmalı, neşeli, bol kuzulu, sohbetli-muhabbetli vakit geçirdik. Bizim minik adam bu kadar çok arkadaşıyla ilk defa bir araya geldi ve anladığım kadarıyla, çok da mutlu oldu! Ben de, çocuğumu, mutluluklarımı, endişelerimi, hüzünlerimi paylaştığım, görmeden arkadaş olduğum, sevdiğim, merak ettiğim annelerle tanışmış olmaktan dolayı pek sevinçliydim! Artık yalnızca isimlerimizi değil, cisimlerimizi de bilerek paylaşıyoruz hayatlarımız; ve böylesi gerçekten daha bir keyifli...

Ne iyi etmişiz de bir araya gelmişiz o gün! Daha nice buluşmalara diyor, sizi miniklerin oyun odasındaki halleriyle başbaşa bırakıyorum...


NOT: Nüve Park'ın bana göre iki olumsuzuğu vardı: aksayan servis ve merdivenler. Pazar kalabalığı, bizim kalabalığımız ve telaşımız nedeniyle aksayan servisi daha sonra değerlendirilmek üzere bir kenara bırakıyorum; ama, oyun odasını merdivenin dibine koymak pek akıllıca bir iş değil doğrusu. Her ne kadar miniklerin başında mutlaka içimizden biri bulunmuş ve miniklerimiz de uslu çıkıp aralarından hiçbiri merdivene doğru pike yapmamış olsa da, yine de tehlikeli! Oraya en azından bir bebek güvenlik kapısı yapılabilir (ey yetkili, duy sesimizi! Biz Evren'le oyuncak çitlerden kapı yapmaya gayret ettiysek de ömrü pek uzun olmadı...).

4 yorum:

Damla dedi ki...

Ay çok güzel, hepsini birden yakalayıp ısıracaksın. Çok sevindim iyi geçtiğine.

Başak Çelik dedi ki...

Damla,

Ben elime geçenleri mıncırmaya çalıştım, ama daha ilk tanışma olduğu için çok üzerlerine gidemedim. Bir sonraki buluşmada affetmeyeceğim ama :)

Biz de şimdi Caddebostan etkinliği postunu bekliyoruz... Umarım siz bizden de çok eğlenirsiniz :)

Sevgiler!

Batuhanınannesi dedi ki...

Başak'çım çok güzel bir yazı olmuş.E böyle güzel organizasyonun böyle de güzel yazısı olur işte:))

Başak Çelik dedi ki...

Teşekkür ederim Batuhan'ın annesi :) Batuhan'ı öpüyorum kocaman!!!