23 Haziran 2011 Perşembe

Oğlum Büyümüş

Önce şunu yazayım: bir daha "bu çocuk neden dışarıdan eve girmek istemiyor hiç?" diye sızlanmayacağım. Nedeni biziz. Biz bir kırıp dizimizi evimizde otursak, belki bizim oğlan da her sabah uyandığında ve onu yuvaan her almaya gittiğimde "bugün neleye didiyoluz aanneee?" diye sormayacak :)

Neyse efendim, dün akşam, bu sefer de bizim şirketin bowling turnuvası için yapmış olduğu antrenman etkinliği vardı. Aslında, Çınar'ı anneme bırakarak gitmek istemiştim; ama, annemin işi çıkınca, şirkettekilerin "getir yaa, biz oyalarız burada, hem görmüş oluruz" baskılarına dayanamadım. Çın'ı yuvadan aldık, vardık RollHouse'a. Son derece plansız gittiğimiz için ne mama sandalyemiz vardı yanımızda, ne yedek kıyafetimiz ve iç çamaşırımız! Tek hazırlığımız, her daim arabada duran çiş kavanozumuzdu :)

Ve fakat oğlum, fırsat verildiği zaman, gerçekten büyük bir çocuk gibi davranacağını kanıtladı bize! Önce bir etrafı keşfe çıktı, Ankuva ve sonrasında Real'de dolaştı bir süre. Sonra, "sürülecek oyuncak" istedi babasından. 1 ay boyunca oyuncak almamaya karar vermiştik aslında (ve 3 hafta boyunca da almadık); ama, yemek yemesi uğruna kuralları ufaktan esnetmeye karar verdim. Ahmet'le ufak bir kaş-gözden sonra "Şimdi baba sana minik bir araba almaya gidecek, biz de bu arada ne yiyeceğimize karar verelim ve yemeye başlayalım" dedim. Ufak araba değil, ufak kamyon istedi, olur, dedik :) Sonra, tavuk çorba ve tavuklu pilavda karar kıldık. Mama sandalyesi de vardı; ama, Çınar "ben burda oturmak istiyorum" diye normal sandalyeyi gösterdi. Tamam, dedim. Bebek muamelesi çekmeye gerek yok! Oyuncağı gelene kadar da gayet güzel yedi yemeğini. Babası da ona ne zamandır istediği "çekici kamyon"u almış. Keyfine diyecek yoktu.

Yemek bitti, "kakam geldi" dedi. İşte bunu hiç beklemiyordum! Çınar, dışarıda bezine bile yapmazdı... yanımızda adaptör yoktu. Neyse ki, Real'in çok çok temiz bir aile tuvaleti varmış. Kollarından tuttum, anne kakayı evine gönderdik :) Bu aşamayı da böylece tamamlamış olduk!

Sonra, RollHouse'a, şirketten arkadaşların yanına gittik. Bizim minik adam, kah babasıyla hemen dibimizdeki oyun alanında oynadı, kah yanımıza gelip oyunu seyretti, kah kendisi de bowling topunu kucaklayıp atmaya çalıştı.


O zamanlarda, sıra bana geldiğinde, Çın'ın elinden tuttum, el ele tutuşup labutları devirmeye çalıştık. İşte o anlardan birinde, Gülseren de bize katılmışken, tam topu gönderdik ki Çınar kendisi de peşinden gitmeye karar verdi ve baammm diye yüzükoyun atış koridoruna kapaklandı. Ayağı takılıp düştüğünü sandığım için onu kurtarmak üzere hamle yapmıştım ki p.pomun üstüne yere oturdum. Kafamı bir çevirdim ki, bizi kurtarmaya çalışan Gülseren de aynen havalanıp kanala düşmüş. Neden? O toplar orada boşuna vıj vıj kaymıyor sayın okur, yerler cilalı da ondan! Kalkmaya çalışıyoruz, kalkamıyoruz. Bir yandan gülmekten de dermanımız kalmadı. Baktık, herkes de bize gülüyor, gecenin neşesi olduk kısacası :) O andan fotoğraf yok, herkes anı yaşayıp bize gülmeyi tercih etmiş... belki RollHouse video kayıtlarını verir, akıllı TV'de görürsünüz zaten o zaman :))

Bu arada, o düştüğümüz atışta da strike yapmışız iyi mi? :)


Neyse efendim, özetle, yine çılgınlığını yağmış olmasına rağmen gerçekten büyümüş olduğunu hissettirdi bana oğlum dün gece.. demek ki neymiş? Büyümesine fırsat vermek gerekliymiş...

1 yorum:

Bahar dedi ki...

"Demek ki neymiş büyümesine fırsat vermek gerekmiş!" işte vurucu cümle :))
Bazen biz mi engelliyoruz çocukları diye düşünmüyor değilim.