9 Aralık 2010 Perşembe

Uçuk Siyah

Anne-bebek bloglarının toz pembe bir havası vardır, değil mi? Muhteşem çocuklar ve herşeyin en iyisini bilen anneler! Ama bu okuyacağınız yazı, öyle toz pembe bir yazı değil; uçuk siyah! Ne gri -yani ortada, ne de kapkara -yani salt kötü... bildiğiniz uçuk siyah...

Hala ve ısrarla "2 yaş kötü değildir" diyorum kendime. Etiketlemek istemiyorum bu yaşadığımız dönemi; etiketleyip de geçiştirmek istemiyorum. Anlamaya çalışıyorum. Böylesi bana daha iyi geliyor. Ama gerçekten, bu geçiş döneminde yaşanılanlar zormuş, çok zor.

Karşımda artık bebek olmadığını bilen, ama daha çocuk da olmayan bir insan yavrusu var. Fiziksel olarak (yani kaba ve ince motor gelişimi derler ya) epey ilerledi, hareketlerini takip edince insan gerçekten büyüdüğünü anlıyor. 15-20 gündür de konuşuyor! Gerçekten, söyleyeceği ne varsa söylüyor (ya da biz öyle sanıyoruz). İsteklerini net bir biçimde ifade edebiliyor:

"Galoşlarımı giydiirme baba, baççede oynıycam beeen!", "Baba ben acıktım, pooça al bana!", "Anne Çinay'i sakın giydiiirmeeee!!!"
Konuşmasını dinlemek, istediklerini söyleyebildiğini farketmek müthiş keyifli mesela! 2 yaş kesinlikle sürprizlerle dolu, eğlenceli bir yaş!

Ama işte handikapları da var. O da, biz de, geçen seneye göre müthiş gelişen hareketlerini ve konuşmasını gördükçe, sanki her şeyi artık yapabilirmiş ve anlatabilirmiş hissine kapılıyoruz. Halbuki, öyle değil. Yapabilecekleri hala sınırlı, ama Çınar öyle olmadığını sanıyor; ve bir şeyi başaramayınca şaşırıyor, üzülüyor, sinirleniyor.

Ya da sanırım, biz ona herhangi bir şeyi önce söyleyip sonra yapıyoruz ya; o da bize "anne sakın Çinay'ı giydiirmee" ya da "ben banno dapcaaaaaaam, çıkmııcam bannodan!" dediğinde kendisini yüzde yüz dinleyeceğimizi sanıyor. Tabii, ardından kıyamet kopuyor! Sesimizi duyan biri, Çınar'a işkence yaptığımızdan emin olur! O derece...

Bir de tabii, "gereksiz" ağlamalar var. "Gereksiz" damgası tamamen bizim tarafımızdan yapıştırılmış. Çocuk konuşmaya başlayınca sanıyoruz ki, aklından geçen herşeyi söyleyebilecek. Biz ifade edebiliyor muyuz allah aşkına aklımızdan her geçeni! Yapabiliyor olsak, hangi ilişkide sorun kalırdı? Toplamda 15-20 gündür net konuşabilen bir çocuktan ne çok şey bekliyorum/bekliyoruz! Kimbilir neler düşünüyor ve ifade edemiyor:

Çınar iç ses: Evimizde değiliz uzun bir süredir, anneannemde kalıyoruz... burayı seviyorum, ama, neden evimizde değiliz? Babam da yok 3 gündür, işe gitti diyor annem ama işe gidince, gelirdi... şimdi gelmiyor... endişeliyim, merak ediyorum...

Çınar dış ses: Üvveeeeaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!!!!!!!!!

Belki fazlasıdır hatta iç sesin söyledikleri. Tabii, bu banyo-tadilatı-dolayısıyla-annemlerde-kalma durumu, bizim aileye özel bir durum oldu; ama eminim, her çocuğun kafasından dile dökemedikleri şeyler geçiyordur.

Ve bu değişim-gelişim ve ardından gelen "yine de yetememe" duygusu bizde kocaman bir "itirazlar" sinsilesine dönüştü. Ben öyle olduğunu düşünüyorum ya da. Her şeye itiraz ediyor Çınar, herşeyin sonu ağlayarak bitiyor: giyinmek, banyodan çıkmak, yemek yemek, uyumak, oyunu bırakmak, parkı bırakmak... Hepsi büyük bir olaya, hatta trajediye dönüşüyor!

Ve ben çok yoruldum! İdare edemiyorum. Bazen sinirleniyorum, bazen alttan alıyorum, bazen oturup kısaca anlatıyorum... ama çözüm bulamıyorum. Beklemekten başka çare yok gibi, ama ne kadar hasarsız atlatıyoruz bu dönemi, bilmiyorum. İşin kötüsü, benim de canım sıkkın (iş, güç, vs -oğlumun alanını işgal etmeyeyim). Hissediyordur tabii gerginliğimi, ama elimden hiçbir şey olmuyormuş gibi davranmak da gelmiyor. Öyle olunca da işler iyice sarpa sarıyor. Belki bu kısım önemsizdir, hani, hangimizin hayatı gerçekten toz pembe ki? Ama ben, anne olarak, yetemediğimi hissediyorum.

Biliyorum ki, bir çok anne aynı dönemden geçiyoruz, benzer şeyleri yaşıyoruz. Bazılarımız daha dirayetli, bazılarımız değil. Ve geçiyor bugünler, sağlıkları yerinde olsun da, sıkıntı dediğimiz bu şeyler atlatılıyor, yerini başka tasalar alıyor.

Ama bu ara, ben biraz uçuk siyahım. Arz ederim...

17 yorum:

eylemyiğit dedi ki...

Başak,
Çok güzel anlamışsın Çınar'ı ve ifade etmişsin olan biteni.Bazen de böyle herşeyi anlasak da ,bilsek de müdahale edemiyoruz,yetersiz kalıyoruz.Bazen ne diyeceğimi,nasıl davranacağımı bilemiyorum ben de Yiğit'e.Ama hayatlarındaki düzen değişikliklerinde çok daha huysuz oluyorlar.Eminim ki sakinleşek zamanla.Ama sonra yine hayatımızdaki bir düzen değişikliğinde ortaya çıkacak bu huysuzluk.Hepimiz yaşıyoruz bunları dediğin gibi.Ben de burada buna benzer bi şey yazmışmıştım.belki okumamışsındır:)http://binbirrenkle.blogspot.com/2010/12/yanlis-nerede.html

SENAYC dedi ki...

Offf Başak çım,
zor bir dönem, kendi sınırlarını zorladıkları bizim sınırlarımızı zorladıkları bir dönem. Yapa yapa öğreniyorlar, malesef tecrübe bu yaş döneminde tek öğrenme metodu. Geçecek tabii bu da geçecek.
Sabır diliyorum
Sevgilerle
Şenay

Sen Gelince dedi ki...

Başak'cım Nilsu zaten hiç bir zaman kolay bir çocuk olmamıştı ama yazın benzer bir durumu yaşadık. Gereksiz! ağlamalar, her şeye itirazlar, inatlaşmalar tavan yaptı. Ben gerildikçe her şey daha kötüleşti... Sanırım biraz zamana ihtiyaç var. Hiç bitmeyecek gibi geliyor ama bir gün bakıyorsun her şey yolunda. Hiç olmuyor değil tabii ama inan çok daha kolaylaşacak...

öznur-ata dedi ki...

ahhhh...biri bana tercüman olmuş ne güzell..sabır sabır diyorum ama bazen ben de çookkk sıkılıp sinirleniyorum..

Burcu.. dedi ki...

Çok güzel ifade etmişsin durumu.
İçses-dışses oalyı cuk oturmuş :)

Toprak Büyürken dedi ki...

süper anlatmışsın Başak.Hepimiz birbirimizi bu kadar bile anlatmaya gerek kalmadan anlıyor olması ne büyük şans.Nurturia sırf bu yüzden bile güzel.
ve evet iç ses-dış ses çok güzel anlatılmış.Bazen bunları unutuyoruz.Ama hepimiz insanız mükemmel anneler değiliz.Çocuklarımızında mükemmel anne babaya ihtiyaç duyduklarını düşünmüyorum.bunları çok çabuk unutucaz.çocuklarımızın yeni gelişimlerine dalıcaz.onların yanında olmaya devam edicez.bu onlara yeticek.

Zeynep dedi ki...

Pek güzel anlatmışsın, özellikle konuşmaya başladıklarında adam olduklarını sanıyoruz demişssin ya, biz o hataya çok düşüyoruz işte, her istediğini ifade edebileceğini sanmak gafletine.. Zaman zaman o ifade edebildiğini sanıyor, biz de anladığımızı ama ortada buluşamayınca krizlerden kriz beğeniyoruz ailecek :) Kolaylıklar diliyorum hem sana hem kendimize :) sevgiler

Ömer Tuna dedi ki...

Aynı sorunlar bizdede yaşandı ve şu sıra bitti aman dilimi ısırayım. Hep dönemlerden bahsediyoruz. Kimi çocukta daha belirginken başkası hafif atlatıyor. Sanırım biz hafif atlatan grubundayız. Ama sonunda atlatıyoruz. Şu ana dünya kendi etrafında dönüyor zannediyorlar . Olmadığını anladıklarında işler daha kolaylaşıyor. Üzülme geçici..
Sevgiler

elif dedi ki...

Başak, seni o kadar iyi anlıyorum ki. Yetersizlik hissi, acemilik hissi, çaresizlik, işe yaramayacağını bilmemize rağmen bile bile kuzuyla inatlaşmak...

bezi bıraktıktan bir ay sonra geriye dönüş yaşayıp bir pedagog görüşmesi yapmıştık geçen aylarda. ondan sonra biraz rahatladık. herşeye sıfırdan başladığınızı düşünün dedi tuvalet konusunda.onun bir bebek olduğunu hatırladık tekrar. biz rahatlayınca kuzu da rahatladı. şu aralar daha iyi durumlar. ama hala gel gitlerim oluyor, yetemiyorum ben Yağız'a diye başlıyorum yeniden:) biz de büyüyücez galiba onlarla beraber...

Elif

YesiM dedi ki...

Aynen bu iki yas donemini ben de etiketlemek istemiyorum ama gercekten zor. Duzen degisikligi cok etkiliyor minikleri, biz tatile gittigimizde hersey iyiyken, babasi bizden once eve dondu ve biz 10 gun daha istanbul'da kaldik. Ben ne kadar egleniriz diye dusunurken, o kadar yoruldum ki Ela'yi taniyamadim resmen. Aynen dedigin gibi hersey krize donusuyordu, babanin ortada olmamasi baska bir evde olmak cok etkiliyor bence. Eve dondugumuzde hersey normale donmustu. Umarim sizde de oyle olur. Ve hep dedigimiz gibi bu bir donem ve gecicek sabirli olmak gerek...

Başak Çelik dedi ki...

Arkadaşlar, çok teşekkürler yorumlar için... evet, hepimiz benzer şeyler yaşıyoruz/yaşadık. Paylaşınca rahatlıyor insan!

Sevgiler :)

Banu Özçelik dedi ki...

Bence siz evinize geçince bile herşey daha iyiye gidecek. Bence 'ben biraz kötüyüm, ona da yansıyor' hissi de inanılmaz yıpratıcı. Ben de bu ara Poyraz'ın kontrol çıkmış halini benim depresyonuma yorup bundan dolayı daha depresif olup ruhumu iyice kısır döngüye sokuyorum. Hep olacak bizim depresyonlarımız, onların zor dönemleri, temelleri sağlam attıysak (ki sizin temellere biz bile yerleşebiliriz :) ) hepsi geçecek, güzel günler bizim olacak. yürüüüyelim arkadaşalar, lay la laylalaa...

ElfAna dedi ki...

Basakcim,
Etiketlememeye devam:)) Ne guzel bir yaklasim. Anlamaya calisman, farkinda oldugunu gosteriyor. Evet,cidden zor bir donem. Yipratici olabiliyor. Ama kim demis buyumek kolay istir diye? 2 yas doneminde ne ekersen, onu biceceksin. O yuzden yazdiklarini sevdim. Optum.

Evrim dedi ki...

Ben yine geriden geliyorum, yetişmeye çalışıyorum :) Çok güzel anlatmışsın Başak. Sadece benim gibi sıpası iki yaşa görece daha kısır konuşma ile girenler ne yapsın (ühühühühühü) demek istiyorum :( Bu günlerde aklı dil gelişiminden çok önce giden ama aklından geçenlerin çok çok daha azını ifade edebilen bir bunalım sıpa var elimde... Bu gün çok fenayız mesela. Delirdi, delirdi ve günlerdir gündüz uykusu bile yapmayan sıpa bu gün sabah 10 da yorgunluktan bayılarak uyudu.

Başak Çelik dedi ki...

Banu, aslında dediğinde haklısın. Ben bazen kısır döngüye giriyorum, nadiren de toparlanmama yardımcı olabiliyor (sorunun boyutuna bağlı olarak). Yalnız yine koparttın beni, yani ben senin bunalıma gireceğine bile inanamıyorum :)

ElfAna'm, yorumunu okuyunca içim sevinç doldu! Çok teşekkürler, nimetsin!

Evrim, evet, konuşamamak çok zorlarına gidiyor. Bilemiyorum Demir için niye öyle dedin ama, Çınar da son 15-20 gündür net olarak konuşabiliyor. Daha vakti var yani. Ama işte, iş konuşmakla bitmiyormuş; en azından bir süre daha :)

yeliz dedi ki...

canım arkadaşım aynı hisleri paylaşıyorum daha ne diyeyim bilemedim doğru yoldayız bence?

Başak Çelik dedi ki...

Yeliz, valla hangi yoldayım bilemiyorum; yalnızca anlamaya çalışıp sabrediyorum...