5 Temmuz 2010 Pazartesi

Yuvada Bir Tam Haftanın Ardından...

Minik adam yuvadaki ilk tam haftasını bitirdi...

Beklendiği üzere, daha tam olarak alışmış değil; ama, her geçen gün yavaş yavaş daha iyiye gidiyor yuva macerası -aslında, maceramız! Bütün ailenin derdi oldu tahmin edersiniz ki. Anne-babanın yanında anneanne, babaanne, dedeler, dayı, halalar... herkes bir ayrı "kıyamaaaaaaam" modunda. Aslında ortada "kıyılacak" bir durum da yok. Ve bence Çınar, bu haftaki tepkilerinden anladığım kadarıyla, yuvasını, ya da kendi deyişiyle "okkul"unu çok sevdi! Tek derdi, daha önce de yazmıştım, "benim de orda olmamam!".

Pazartesi, daha arabada giderken nereye gittiğini fark etti Çınar ve mızıldanmaya başladı. Bu arada, hiçbir zaman çocuğu "atta gidiyoruz" gibi kandırarak düşürmedik yola. "Çıkıyoruz" dediğimde "atta?" diye sordu çoğu zaman, ben de "Hayır annecim, okula" dedim. O da hüzünlendi, "anneeee, anneee" ye başladı. Ama kandırmadık. Onun için yeterince zor olan bir şeyi, yalanla "kendimiz için kolaylaştırmaya" çalışmadık.

Yolda, kendini ağlamamak için tutuşu gözümün önünden gitmiyor ama... dudağını büzmesi, çenesini titretmesi, durup durup "anne? anne?" demesi! Öğretmenine verirken kendini paralarcasına ağlaması... almaya gittiğimde ağlıyor/mızırdanıyor olduğunu görmek... Bir arkadaşım "annelik bitmek bilmeyen bir vicdan azabıdır" demişti. Aslında, öyle değil; yani, annelik bu kadar olumsuz bir şey değil. Ama insan yavrusunun üzüldüğünü bile bile bir şeyi yapmaya devam ediyorsa, onun iyiliği için olduğunu bilse bile, müthiş bir vicdan azabı duyuyor; yalan değil!

Ben her gün öğlen yuvayı aradım, bazen de onlar beni aradılar bu hafta boyunca: gün ortası raporu adını verdim bu konuşmalara. Çınar'ın o günkü gidişatını, ruh halini, yemek yeyip yemediğini, uykusunu konuştuk. Akşamüstü almaya gittiğimde de hep "bugün daha iyiydi" dediler, yüreğime su serptiler.

Bir de, salı günü Hilal Hanım "evde çok sevdiği bir oyuncağını ya da kitabını çantasına koymamızı" istedi. İlk koyduğumuz gün, oyuncak itfaiye arabasıyla uyumuş... demek ki gerçekten bildik nesnelerle kendilerini güvende hissediyorlar!

Ama gerçekten, pazartesi günü geçen haftaya göre daha iyiymiş. Öğretmenlerinin sorduğu sorulara yanıtlar vermiş (kafa sallama şeklinde). Salı, pazartesiden de iyi. Hatta, çarşamba günü Hilal Hanım "bugün dağın zirvesindeydik" dedi! Tabii, "iyiymiş" demek "daha az mızırdanıyor; anne anne diyor ama oyunlara katılıyor, etrafıyla ilgileniyor; yüksek sesle ağlamıyor" demek... Hatta çarşamba günü, onu almaya gittiğimde, önce yine "anneee aneeee" diye hafiften ağlayarak kucağıma atladı, sonra baktım, bir eli havada, bana karşıyı gösterip "gııhhhaaaaaa" şeklinde bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Meğer, bahçeye çadır kurmak için salıncakları toplamışlar. Çadır kalkmış ama salıncaklar tepede duruyor! Yani, oğlum bana gününden bir kesit anlatıyor! Bayıldım bu gelişmeye tabii!!! Perşembe günü almaya gittiğimde ağlamıyordu. Kucağıma atladı hemen tabii, ama sonra "kaydıraktan nasıl kaydın, göstermek ister misin?" diye soruğumda kucağımdan inip kaydırağa çıktı! Daha önceki günlerde yaptığı tek şey, arabamızı gösterip, gidelim diye bağırmak oluyordu :) Cuma sabahı ise, daha evden ağlmaya başlamış olmasına rağmen (haftasonu yorgunluğuna verdim), yuvaya varıp da öğretmeni kucağına alır almaz bana dönüp, ağlayarak da olsa, "ba-baaaaa" dedi -hem ağlarım, hem giderim :) Ve sonra 9:30 gibi Hilal Hanım aradı "Çınar şu an oldukça keyifli biçimde öğretmeniyle puzzle yapıyor; yani, bugünleri de gördük, ne harika!" dedi... evet, gerçekten harika! Öğlen de yine gün ortası raporu aldım; yemeğini gayet güzel yemiş, 1 saattir uyuyormuş, sınıfta çok durmak istememiş, ama daha sakinmiş. Akşam aldığımda ise keyifliydi. Ağlamıyordu! Ne güzel... ağlamasın artık! Yalnız, emziğe çok fena sardırdı; yuvadakiler de, "şu an onu rahatlatacak bir şeye ihtiyaç duyuyor; ama, merak etmeyin, buraya tam olarak alışsın, onu aramayacak bile" dedikleri için kafama takmıyorum.

Özetle, bu hafta minik adamımız yuvaya alışacağının sinyallerini verdi bize! Biliyorum, haftasonundan sonra bir "pazartesi sendromu" yaşayacağız. Ama, "okkul"unu seviyor. Öğretmenleriyle, arkadaşlarıyla olmaktan keyif almaya başladı... bir de ben olsam...

Bitirirken...

Sevgili Banu,

Çınar'la ilgili yaptığın bütün güncellemelerin, verdiğin haberler, telefonun, ilgin için çok ama çok teşekkür ederim! Yüreğime nasıl sular serpildi her seferinde, en iyi sen anlarsın sanırım :) Yaşa, varol!

Ve bir de...

İşte "OKKUL" ritüelimiz.. İyi seyirler :)



Okkul from Basak Celik on Vimeo.

8 yorum:

Sen Gelince dedi ki...

Başak'çım her şeyin yoluna girmesine sevindim... Ya o videoda nasıl öyle Çınar:) Bayıldım resmen:) Her şey daha güzel olacak emin ol:)

Toprak Büyürken dedi ki...

Ne güzel gelişmeler çok sevindim..Bunları yaşamaları da çok normal ve alışmaları da normal olucak.tabi bizde alışıcaz.tamam mı? amammm :))) öpüyorum çınarı kocaman

Seda dedi ki...

bayildim videoya, bayildim!!!! aksam diyince sana dogru egilmesini isirmak istiyorum!! :)

Başak Çelik dedi ki...

Özlem'cim,

Teşekkürler; iyiyiz iyi :)

Toprakana'm,

"Amaaammmmm!!" Biz de Toprak'ı öptük pek çok!

Seda'cım,

Gelince yersin, ısırısın; tükan senin!

Evren dedi ki...

Cinar, coook tatlisin sen ya :))) Bayildim rituelinize, sevimli sevgi kupleri sizi ;)

Başak Çelik dedi ki...

Evren'cim,

Ritüel iyi tuttu... rahatlatıyor Çınar'ı :) ama okula giderken yaptığımızda bu kadar neşeli olmuyor. (Bir ara da onu mu çeksem acaba? :D)

Sevgi küpü :)))

Biz de seni öptük çok!

Bahar dedi ki...

Merhaba, bloğunuzu yeni takip etmeye başladım
Biz de Eylül'de yuvaya başlayacağız haftanın üç yarım günü. Ama öncesinde anneli bir oyun grubuna gittiğimiz için aynı yuvada, orayı tanıyor ve biliyor, alışmamız kolay olacak sanırım. ama okuduğun kadarıyla bence Çınar'da kolay adapte olmuş. Anne olarak tabi ki ağlamalarına dayanılmıyor maalesef :(( Ama herşey onlar için.
Sevgilerimle

Ahmet dedi ki...

Merhaba Bahar,

Evet, kesinlikle çok iyi bir şey yapıyorsunuz; böyle olunca ben de daha kolay alışılacağını düşünüyorum. Her ne kadar yine anneyi yanında istese de, daha önceden güven duyduğu bir ortam olduğu için adaptasyon kısa sürecektir.

Biz iyi gidiyoruz, çok şükür! Hala sabah ağlamalarına devam. Ama son iki gündür onu okkuldan almaya gittiğimde arabaya koşmak yerine bahçede oynamaya devam etmeyi tercih ediyor :)

Size de şimdiden kolay gelsin. Haberleşiriz nasıl olsa, iyi ki Nurturia var :)

Sevgiler!

NOT: Şu an kullanıcı adım Ahmet olarak görünse de yazan kişi benim, Başak, blogun sahibi :))