Son 1,5 yılda bebeklikten gelen ve "nasıl vazgeçecek bundan acaba?" diye merak ettiğim pek çok şeye veda etti minik adam...
Önce 2 yaşında ayakta sallanmayı bıraktı ve 2,5 yaşına doğru kendisi uyumaya başladı. Sonra 2,5 iken "bezleri çöpe attık". 3 yaşını doldurduğunda mama sandalyesine oturmayacağını ve büyükler gibi masada yemek yiyeceğini bildirdi. Yine 3 yaşını biraz geçmişken, biraz da bizim şuursuzluğumuz sonucu izlediği bir çizgi filmden korkunca, yemek yerken DVD izlemeye de veda ettik.
Bir tek şey kalmıştı ama... emzik! Yalnızca öğlen ve gece uyurken emdiği, sabah uyanınca "aaa, pis olmuş buu!" diye lavaboya fırlattığı ama her uykuya yatarken "emiceeem" diye yeniden istediği sevgili emziği. Bana kalsa, yalnızca uyurken emiyor diye, daha çoook uzun süre ayırmazdım ikisini birbirinden. Laf aramızda, gece o cork cork cork emerek uykuya dalma hali hoşuma bile gidiyordu. Ama yine, ben vesile oldum bırakmasına; tabii ki bilinçsizce!
İki haftada bir Cuma günleri, yıkanması için yuvadan nevresimlerini gönderiyorlar çocukların. Bizimkinin emziği de oluyor içinde. İki hafta önce gönderdiklerinde, emziği sabunla yıkadım, kaynattım, unutmayayım diye vestiyere koydum...
Salı akşamı eve girdiğimde gözüm vestiyerde duran emziğe takıldı. Okula göndermemişim!!!! Başka emziği de yok... hemen Mrs. Hilal'i aradım. "Aaa evet, unuttum sana söylemeyi, pazartesi uyurken zorlandı; ama, bugün emziksiz gayet güzel uyudu, bence yavaştan, ona anlatarak durumu, telkinle ve hikayelerle gece de bırakmayı deneyebilirsiniz" dedi. Hemen o gece icraata geçtik! Ama "şimdi sen büyüdün ya artık, bebek kuşlar hala bebek, onlara emziği tamamen verelim mi, hiç ağlamasınlar" şeklinde uydurmaya ve ballandırarak anlatmaya çalıştığım hikayelerden "ben de bebek olmak istiyoruuuummm" sonucunu aldık.
Akıllı (!) ben hemen B planını devreye soktum: Tatlım, belki bütün emziklerimizi toplayıp oyuncakçıya götürürsek sana o emzikler karşılığında istediğin bir oyuncağı verebilirler, dedim. Yanıt: Kutulu aslan setini de alabilir miyim? olunca, yaşasın, dedik, bu iş tamamdır!
Hemen ertesi sabah emzikleri bir poşete koyduk, akşam da oyuncakçıya, Kutulu Aslan setini almaya gittik...
Oyuncakçıya gitmeye hazır emzikler...
Emzikler abiye, Kutulu Aslan seti Çınar'a...
Peki o Çarşamba akşamı ne oldu? Fiyasko!! O gün öğlen uyumadığı için ilk yattığında hafif arızayla uyudu... ama uyanınca, çok şiddetli tepki gösterdi. Şımarıklık değil, içli içli ağladı, aslanlı seti görmek bile istemedi. Ben de, henüz onu yeterince hazırlamadığımı düşünüp verdim emziğini. Mışıl mışıl uyudu... arada azar azar konuşarak, telkinle bıraktırmaya karar verdim...
Gece emzik istiyor olmasına rağmen, ne okuldaki uykularında ne de cumartesi gündüz anneannesinde emzik istemedi. Pazar gecesi bir eğitim için Kızılcahamam'da kalmam gerekiyordu. Çınar ve babası da babaannede kaldılar. Gece yatarken minik adam emzik sorunca, babaannesi akıllıca bir manevrayla "baba unutmuş emziği evde" demiş. Bizimki üstelemediği gibi, 5 dakika içinde de uykuya dalmış (tarihi not edelim: 26 Şubat 2012).
Baba-oğul Kızılcahamam'a geldiklerinde de -haliyle- emzik evde unutulmuş (!) olduğundan, emziksiz uyumaya devam etti minik adam... dün akşam de evde ilk defa emziksiz uyudu. Bir kez babasına sordu galiba, babası oralı olmadı, bana sormadı bile.
Hoş, perşembe akşamı anneannede kaldığımızda "minicik bir emzik emiyim anne, şu kadaaacık" diyerek parmaklarını bit bit yaptığında hem içim gitti, hem de aslında öylesine de sorduğunu anladığımdan, içimden yalnızca "büyüyorsun bebeğim, ama bu aşamalarda bize hiç zorluk çıkarmıyorsun, ne olgun bir çocuksun ve ne şanslı bir anneyim" dedim...