24 Şubat 2010 Çarşamba

Ağlama Bebek!

İnsan bazen, bazı olaylardan çıkaracağı dersleri olay gerçekleştikten çok sonra anlayabiliyor... Bizim minik adam doğduğundan beri, sıklıkla başıma gelen bir şey bu! Geçenlerde de oldu -olmuş-, bugün, az önce dank etti kafama!

Pazar akşamı ablamlar, artık kocaman olan oğulları Alp ve minicik kızları, 2.5 aylık Defne ile annemlere geldiler. Tabii biz haftasonunun kadrolu ailesi olarak oradaydık (cumartesi de çalışıyorum ben, o günler minik adama anneannesi bakıyor; anneannenin evi benim işyerime 10 dk., bizim evse 40 dk. olunca haftasonları taşınıyoruz mecburen...)! Bizim minik adam daha bir büyümüş son zamanlarda, artık "arkadaş" ne, bilir olmuş. Zaten sevdiği Alp Abi'sine daha bir bayıldı pazar günü, hiç peşinden ayrılmadı! Hatta, yemekte onun yanında oturmak istedi -beni bırakıp!!! Defne'ye ise "bu nasıl bir şey ya? dur bi bakiyim... hmmm, ilginç; amaaaan neyse, Alp Abiiiii" tavrıyla yaklaştı daha çok.

Biz yemek yerken, ablam Defne'yi kanepeye yatırdı. Bir süre sonra ağlamaya başladı Defnecik. Bizim minik adam, iletişim kişisini anında belirleyerek, ablama doğru döndü ve "ııııığğğggghhhaaaaaaaaa!!!!" diyerek (ki kendisinin şikayet, bir olaya şaşırma, çözemediği bir konuda yardım isteme sesidir bu) "annesinin" bebekle ilgilenmesini istedi :) Biz hepimiz, bu "iletişim kişisi/contact person" belirleme işine hem çok şaşırdık hem de çok güldük! Evet, komik bir olay, bence şaşılacak bir şey de, orada 8 kişi yemek yerken bebeğin "annesini" bulması... ama altında yatan mesajı ancak bugün anladım (3 gün sonra!).

Pek çok kaynakta "bırakın bebek ağlasın, hatta ağlaya ağlaya uyumayı öğrensin, hiç bişeycikler olmaz" yazar ya, ben hep sinir olmuşumdur bunu yazan kitaplara. Evet, tabii ki ağlamakla çocuğa "fiziksel" bir şey olmaz, hasta olan, ağrısı olan çocuk ağlar, yapacak bir şey yoktur. Rahatlatmaya, sakinleştirmeye çalışırsın en fazla. Çocuk dediğin ağlar... ama yapabileceğin bir şeyler varken ağlamaması için, "bırakın ağlasın" yaklaşımını hiç sevmedim, sevmeyeceğim de. (Buraya hızlı not: şımarıklık ağlamasından bahsetmiyorum, her aklı başında ana-baba şımarıklık ağlamasını gerçek ağlamadan ayırabilir bence) Çünkü, konuşamadıkları, dertlerini anlatamadıkları için ağlıyor bu bebecikler, dertlerini diyebilseler, deli mi bunlar sürekli bağırsınlar? Boşuna mı konuşmaya başladıktan sonra daha az bağırıyor, daha çok sakinleşiyor bu çocuklar?

Dediğim gibi, sevmedim hiç "aman ağlasın ama kucağına alma, kucağa alışır/ aman ağlasın, yanına gitme, sonra kendi kendine uyutamazsın bir daha/ aman ağlasın, dediğini yapma, şımarır" yaklaşımını... Hiç dinlemedim de. "Şımarır" kısmı için, "uğruna ağladığı" şeyi yapmadım tabii, ama bir alternatif sundum, dikkatini başka yöne çektim, oldu bitti :) Neyse, "bırakın ağlasın"ın bebekleri üzdüğünü düşündüm hep. Tamam, hiçbirimiz hatırlamıyoruz bebekken neler olup bittiğini, ama şuna inanıyorum ki, yaşadığımız olayı hatırlamasak da o "his" kalıyor bir yerlerde. Gitmiyor. O yüzden, "terbiye etmek, bir şeyleri öğretmek" adına üzmedim çocuğumu hiç.

Ve minik adam, pazar akşamı bana "doğru düşünmüşsün anne" dedi bir yerde. Ağlamasını istemedi bebeğin. Öyle sesten rahatsız olduğundan falan değil, tepkisi üzüntüydü. Yoksa o ortamda, Defne'den de çok sesi bizzat kendisi çıkarıyordu zaten! Üzülsün istemedi Defne Bebecik, ağlamasın, mutlu olsun istedi. Kime güvenebilirdi bu konuda? Defne'nin annesine... buldu anneyi, kendince anlattı durumu. Çünkü bebekler ağladıklarında "bize bir şey anlatmaya" çalışıyorlar ve ihtiyaçları olan şey, birilerinin, genelde de "en güvendikleri kişi olan annelerinin" onları anlaması, gereğini yapması! Çınar da, yeni bebeklikten çıkmış bir çocuk olarak, görmediğimiz şeyi gösterdi bize, anlamadığımızı anlattı. ve biz de, rötarlı da olsa, anladık oğlumun demek istediğini!

Hatta, "Bebekçe" diye bir şey varsa, belki Defne'nin ne dediğini de anlamıştır, kim bilir... :) Ve daha dikkatli "dinlesek" bu çocuklar kimbilir daha neler anlatacaklar bizlere?..

7 yorum:

Mehtap dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş. Ne yazık ki yurt dışında olmamız nedeniyle oğlumu kendim büyütüyorum. Sizin kadar şanslı değilim, annemlerin evi çook uzakta:)
Uykusuz geçen bir gecenin ardından Ferber yöntemini uygulamaya çalıştım. Ferber dediysem de bakmayın, adamın bırakın ağlasın vs bıdı bıdılarını çok dinlemeden oğlumun emerek uyumasını istemediğimden (bu sebepten gece de en az 5 kez kalkıyor) kendimce çözümler bulmaya çalıştım. Yatağına yatırıp pışpışlama vs.Öğle ve akşam uykusunda olmak üzere iki kez denedim ve ne yazık ki oğlum boş yere nerdeyse 70 dakika ağladı.
Kendi yatağında kendi kendine uyumayı öğretiyorum diye düşündüm ama olmadı.
Velhasıl kıyamadım ağlamasına, aldım koynuma mis gibi kokusunu koklaya koklaya uyudum.
Eğer tembellik etmezsem bununla ilgili bir yazı yazacağım bloguma.
Sevgiler
Sonuç oğlum bizim yatağımızda emerek uyumaya başladı:)

Başak Çelik dedi ki...

Mehtap,

Evet, gerçekten şanslı gruptanım! Her ne kadar annem çalıştığı için kendisinin etinden sütünden hafta sonu yararlanıyor olsak, ve ben "ama ben de kendim baktım Çınar'a -en azından 15 ay-" desem de seninle kıyaslanınca epey epey yardım almışım :) Büyük iş yapıyorsun, öncelikle tebrikler ve kolay gelsin... ama en eğlenceli, ve daha kolay kısımları geliyor, sabret :)

Anlattığın kadarıyla pek Ferber olmamış seninki, daha çok Tracy Hogg'un yatır/kaldırı gibi olmuş. Hani iyi ki de Ferber olmamış, ağlarken çocuğu yalnız bırakmak! Gerçekten mantığım almıyor... Yani işte, her yöntem her çocuğa uymuyor. Tam oldu derken birden düzen değişiveriyor. Şu "Uykuya Özgürlük" yazımda da yazmıştım, anne-bebek birlikte buluyorlar yolunu. İnsan bazen çıldıracak gibi oluyor uyutamayınca, çok ama çok iyi biliyorum, anlıyorum, yaşıyorum... Ama demek ki sen de uyguladığın yöntemle ilgili bir huzursuzlk hissetmişsin ki bırakmışsın. Daha çok yorulmayı göze alarak bırakmışsın, demek ki size uymamış. Bizde de aynı şey oldu.

Çınar da gece sık uyanıyor, daha önceleri saat başıydı, sonra 2 saatte bir... ve 10 aylıktan itibaren geceleri yalnızca 1 kez emiyordu, öyle her uyandığında meme de istemiyordu yani. 13 aylıkken emmeyi bıraktı, ama uyanmayı bırakmadı. Şimdi gecede 2-3 kez uyanıyor, bazen yalnızca bir kez kalkıyor; doktorumuz erken yatan bir çocuk için normal dedi (hoş, bence erken de yatmıyor artık ama...). Ben de öyle kabul etmeye çalışıyorum. Zaten elimden başka türlüsü de gelmiyor. Zamanla düzelecek bütün bunlar. Buna inanıyorum. Mesela bence, Çınar dişlerini tamamlayınca uykumuz da epey düzene girecek (2 köpek kaldı, ha gayret!).

Acaba oğlunda da bir diş aktivitesi vs olabilir mi? Belki o tür bir sıkıntısı vardır ve sana sığınıyordur?

Bir de, bugünler geri gelmiyor, bence o kokuyu içine çekerek uyumanın tadını çıkar ;)

Sevgiler!

Başak Çelik dedi ki...

Yorumu okuduktan sonra çok güldüm kendime, "kendi kendine uyumayı mutlaka öğrensin" ekolünün sıkı takipçileri okusalar bunu, beni topa koyarlar sanırım :)

Dalgic dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Başak Çelik dedi ki...

Dalgıç,

Yine uzun uzadıya yanıtlarsam yorumunu "sabrınıza hayranım" gibi bir yanıt almaktan korktuğum için çok kısa yazacağım.

Kıskançlık son derece tepkisel bir harekettir, 17 aylık bir çocuğun 2.5 aylık bir bebeğin ağlamasına annesini göstererek çare araması ise bambaşka bir davranıştır. Ben oğlumu çok iyi tanıyorum, ve pek çok şeyi yalnızca öylesine yapmadığını çok iyi biliyorum. Ve emin olun, çocukların her hareketinin ardındakini anlamaya çalışmak bize çok şey kazandırır. Çünkü o kadar hesapsız ve düzler ki...

Ferber'le ilgili olarak da, ben burada kendi kişisel yorumumu yazıyorum; ne pedagogum ne de kimseye beni dinleyin diyorum. Zaten her anne baba çocuğuna uygun olanı bulur. Ben fikirlerimi paylaşıyorum, o kadar.

Yine tahminimden uzun olmuş yanıt...

İyi günler!

Evren dedi ki...

Basakcim, yazini gozlerim dolu dolu okudum. Super yazmissin, eline yuregine saglik! Bizim YavruSu da kreste bebekler agladiginda onlari pış pışlıyormuş :) Dediğin gibi ne kadar hesapsız, ne kadar doğrudan davranıyorlar...
Çınar'ı koskocaman öp benim için. İçimizi sevgi doldurdu yine :)))
Sevgiler, Evren.

Başak Çelik dedi ki...

Öptüm bile Evrencim!

Canım benim, demek YavruSu da kreşte bebekleri rahatlatıyormuş :) Ne güzel, sevgi dolu çocuklarımız var! Aslında, hadi kendimize de pay biçelim, çok sevmişiz demek ki onları, güzel anlatmışız/göstermişiz sevgimizi ki onlar da böyle davranıyorlar, gördüklerini yapıyorlar :)

Sen de o güzel, bal gözlerinden öpüver YavruSu'yu, olur mu?