10 Şubat 2010 Çarşamba

Minik Adam Mutfakta

Tüm çocuklar gibi bizim minik adam da bir mutfak hayranı! Nasıl olmasın ki? Açtığı her çekmeceden, her dolaptan, uzandığı her raftan birbirinden ilginç şeyler çıkan bir mekan mutfak! Üstelik minik adamın annesi, onun yetişebileceği çekmecelerin, dolapların, rafların içini zararsız mutfak araç-gereçleriyle doldurduğundan beri kimse minik adama "orayı açma, yapma, onu alma" diye karışmıyor da... En fazla -o da ara sıra- parmaklarını azıcık çekmecelere sıkıştırıyor, ama "sihirli öpücük" yapıyoruz, geçiyor! Minik adam da bir dahaki sefere daha dikkatli oynuyor :)


Favori mekanımız, anneannemizin mutfağı

Bu akşam misafir geleceği, ve geliş saatleri bizim işten dönüş saatimize denk geleceği için hazırlıkları dünden tamamlayayım istedim. Çınar'ın mutfak ve mutfak araç-gereci sevgisini de gözönünde bulundurarak bu hazırlıklara onu da dahil etmeye karar verdim -maksat hem çocuk değişik bir şey görüp eğlensin, hem de ben zamandan kazanayım! En sevdiği mutfak aktivitesi olan "robot çalıştırma"yı da barındırdırdığı için "anneanne keki"nde karar kıldım! Malzemelerin bir kısmını tezgahın üzerine dizdikten sonra, Çınar'ı da malzemelerin yanına, tezgahın üzerine oturttum. Önce yumurtaları ve şekeri "e-buuuuuuuuu"yla çırptık.

Sakar anne, şekeri kavanozdan bardağa boşaltırken yine tezgaha döktüğü için Çınar da parmaklarıyla o dökülen beyaz şeyin ne olduğunu keşfetmeye başladı. Ama şeker ellerine yapışıp kalınca durumdan pek hoşlanmadı doğrusu... Minik adam şekerle uğraşadursun, anne yağı, sütü, vanilyayı ve kabartma tozunu da ekledi robotta çırpılmış halde bekleyen şeker ve yumurtaya. Sonra portakal kabuğu rendelemeye girişti. Tabii minik adam da arkasından. Önce ne yaptığımı anlamak için dikkatli dikkatli baktı, sonra kendisi de rendelemeye çalıştı (anne önce rendenin minik adama zarar verebileceğinden endişe etti, ama sonra bir şey olmadığını görünce rahatladı). En son, portakal kabuklarını ve unu da robota ekleyip yeniden "eee-buuuuuu" yaptık! Son çırpmanın ardından Çınar'ın ilgisi kekten duvarda asılı telefona dönünce, halihazırda savaş alanına dönmüş mutafığımızda, gayrı-sıhhi görüntüler çıkmış olsa da ortaya, kekimiz pişme aşamasına geldiğinden çok da umursamadık durumu :)



Bir süre telefonu açıp kapayıp hayali olarak ananeyi, dedeyi, dayıyı aradıktan sonra, madem birlikte dağıttık birlikte toplayalım dedik. Yani ben dedim... Neyse ki minik adam, aynen babası gibi görev adamı olduğundan, buzdolabına koyulacak şeyleri pıtır pıtır götürüp dolaba yerleştirdi. Bulaşıklar için de, bulaşık makinesinin kapağına tırmanıp içine girmek suretiyle yardım etmeye çalışıyordu ki babamız olaya müdahale etti, üst-baş değiştirmek için odaya yollandılar. Anne de mutfağı bir güzel temizleyip keki fırına koydu...
Merak edenler için, anneanne kekinin malzemeleri aşağıda, tarifi yukarıda anlattım zaten...


Anneanne Keki

2 yumurta

1.5 su bardağı şeker

1 su bardağı sıvıyağ

1 su bardağı süt

1 paket vanilya (1 çorba kaşığına denk geliyor)

1 paket kabartma tozu (1 çorba kaşığına denk geliyor)

1 portakalın kabuğunun rendesi

Aldığı kadar un (yumurtanın boyutuna göre, 2-2.5 su bardağı)

Kekin tadına bu akşam bakacağız, ama minik adamın eli değdiği için eminim her zamankinden çok daha lezzetli bulacağız... Denerseniz, size de afiyet olsun! Ya da bir gün bize gelin, minik adam size de yapsın!

9 yorum:

Asli dedi ki...

cok lezzetli gorunuyor... canim istedi bak simdi... ben de istiyorum, minik adam bana da yapsin :))

Başak Çelik dedi ki...

Ayyy, valla hiç bunu düşünmemiştik...
O zaman biz Yağmur'u görmeye geldiğimizde minik adamla sizin evde yapalım, olur mu?
Öpüyoruz!

Asli dedi ki...

Tamamdir, anlastik! :)

anneyazar dedi ki...

Valla evlere servis varsa biz de istiyoruz:) Çocukların en iyi öğrendiği ve eğlendiği yer mutfakmış ve oğullarını mutfağa sokan annelere bayılıyorum :))

Başak Çelik dedi ki...

Anneyazar,

Hamilelere evlere servis yapıyoruz, kalan gruplara evde servis :)

Yani şu cinsiyet ayrımcılığı beynimize ne kadar işlemiş, kadınlar olarak ne kadar rahatsızmışız, değil mi? Hala da çocuklara daha bebekliklerinden bu mesajlar veriliyor: kızlar evcilik oynar, erkekler savaşcılık; kızlar mutfakta anneyle yemek yapar, erkekler babayla balığa gider! Hem kız çocukların hem erkek çocukların keyif alabileceği pek çok şeyi ellerinden alıyorlar böyle düşünenler, farkında değiller! Bir bilebilseler, mutfağa giren, "kadınların yaptığı-denilen işlerden" de anlayan erkeklerin "gay" olmadığını, hatta kadın ruhundan anlayan, ince ve harika birer sevgili olabildiklerini... kız çocukları için de aynı şey geçerli değil mi? Her iki taraf üzerinde de gereksiz bir cinsiyet baskısı yaratılıyor, yazık...

Ben kendi adıma zorlama, özel bir şey yapmıyorum, içimden geldiği gibi davranıyorum. Çocuğumla yapmaktan zevk alacağım şeyleri yapıyorum, ya da kendi zevk aldığım şeyleri çocuğumla birlikte yapıyorum. Yaparken de "ay bu kız aktivitesi, erkek aktivitesi" diye düşünmüyorum :) Herkese de burdan tavsiye ederim :)

Sevgiler!

Mehtap dedi ki...

Henüz oğlum doğmadan önce psikolg bir arkadaşım bana " 3 yaşına kadar oyuncak alma, bırak çekmeceleri karıştırsın, kaşıklarla oynasın, etrafı keşfetsin" demişti. Her ne kadar onu dinlemek istesek de dayanamayıp oyuncaklar alsak da oğlum yine tahta kaşıklarla, yumurta kaplarıyla oyunuyor. Minik adamı da görünce arkadaşıma hak vermemek elde değil.

Başak Çelik dedi ki...

3 yaşına kadar oyuncak almamak da epey radikal bir seçim olurmuş bence :) Hepsi olmamakla birlikte, oyuncklar da iyidir. Ama oyuncak olmayan, oyuncak gibi kullanılan ev aletlerinin çocuğun yaratıclığını ve zekasını daha çok geliştirdiği konusunda uzmanlar hemfikir :)

Sanırım, her konuda olduğu gibi, burada da dengeyi korumak lazım: oyuncak-alet/edevat dengesi :)

BERİL... dedi ki...

ben dün denedim keki sonunda :) pek güsel oldu hakkaten..

ama eminim o minik parmaklardan damlayan ballarla daha bi tatlı olmuştur :)) yerim!!!

Başak Çelik dedi ki...

afiyet olsun Berilcim :) evet, o minik tombik parmaklar içine girince daha lezzetli oluyor, bir gün de bizim minik adamdan ye :)