25 Ekim 2011 Salı

Çınar Puzzle Yapıyormuş!

Gülmeyin :)

Benim için bugünkü veli toplantısının en şaşırtıcı cümlesi buydu!

Evet, bugün 3. veli toplantımıza gittik -bire bir olanlardan. Güzel şeyler duyduk; zaten, beklenen 3 yaş krizleri dışında çok büyük sorunlar yaşamıyoruz Çınar'la -ki okulda, anlattıklarına göre, evde yaşadığımız kadarını bile yaşamıyorlarmış. O da, ben de -ya da biz de- büyüyoruz, anlaşmayı da öğreniyoruz yavaş yavaş... "Uyumlu" olduğunu da söylediler. Tüm arkadaşlarıyla iyi geçiniyormuş; karakterleri çok farklı olanlarla bile. "Onların tempolarına uyuyor" dediler.  Bunu önemsiyorum... Belki de, kendim de öyle olduğum için ve insan ilişkilerini önemsediğim için, hoşuma da gidiyor.

Neyse, hal böyle olunca "okulda neler yapıyor, nelere ilgisi var, yemeklerini yiyor mu?" gibi kozmetik sorulara odaklandık daha çok. Ve işte bu şaşırtıcı şeyi duydum. Tabii, puzzle denen şey atla deve değil. Ama evde en basitinden olanı iki dakika uğraşıyormuş gibi yapıp fırlatıp atınca, okuldaki -bana göre- kompleks olanları yapıyor olduğunu duymak şaşırttı beni. Özge Teyze'sinin söylediği gibi: "işle evi birbirine karıştırmıyor çocuk!".

Aslında, konuşurken, bu tür "ayrımların" onun için önemli olduğunu ve bir çok farklı durumun gayet güzel farkında olduğunu da anladık. Mesela, evdeki İngilizce kitapları İngilizce okumamı istemediği için İngilizce anlamıyor olduğunu düşünmüştüm. Sonra, geçen "ağlak" haftamızda, Susan'la diyaloglarını görüp şaşırmıştım. Evet, gerçekten anlıyordu Susan'ın söylediklerini. Sorularına evet/hayır diye ya da kafa sallayarak yanıt veriyordu. Bugün Susan dedi ki "İngilizce biliyor; şarkılar olduğu zaman konuşabiliyor da. Bütün İngilizce şarkıları biliyor. Benim her dediğimi de anlıyor -bu arada, Susan çocuklarla hiç de tane tane konuşmuyor, bildiğiniz İngiliz aksanıyla ve son derece normal hızda bir İngilizceyle konuşuyor. Konuşmamasının nedeni, henüz bildiği kelimeleri sıraya sokamıyor olması. Mesela, ben de siz Türkçe konuşurken çok iyi anlıyorum; ama, konuşurken çok zorlanıyorum." Susan'ın bu söyledikleri, Özge'nin şu cümlesiyle aslında anlam kazandı: "Benim bir Türk olduğumun ve Türkçe konuşabildiğimin çok iyi farkında. O yüzden de, benimle İngilizce iletişim kurmuyor; kitapları da Türkçe okumamı istiyor. Ama Susan'la gayet güzel İngilizce anlaşıyor, kitapları ondan İngilizce dinlemeye de itiraz etmiyor. Aiace ile de mesela çok güzel anlaşıp konuşuyorlar..."

Yani, işte Çınar ve ayrımları:

Okulda oynanacak oyunlar vs. evde oynanacak oyunlar
Türklerle kurulacak iletişimin dili vs yabancılarla kurulacak iletişimin dili
Okulda nasıl davranırım ve evde nasıl davranırım?

Sosyal hayatı çözmüş, dedim içimden. Gereğini biliyor ve yapıyor!

Beni biraz şaşırtan, çokça da mutlu eden bir diğer konu da, müziğe ve dramaya olan ilgisi oldu. Hani, babası da ben de vaktiyle birer enstrüman çalmış olsak da, devam ettiremediğimiz için öyle müziğe yetenekli olduğumuzu söyleyemeyiz. Ama Çınar, şu yaşında bile müzik aletlerinin isimlerini unutmuyor, nasıl çalınacaklarını biliyor, şarkıların ritimlerine uygun hareketleri yapabiliyor, gidişattan müziğin yavaşlayıp hızlanacağını anlayabiliyor-muş. Özge ve Susan mutlulukla bahsettiler bu gelişmelerden. Ben de mutlu oldum... hırslı görünmek istemiyorum; ama, gerçekten bu ilgisinin devam etmesi için teşvik etmek de istiyorum. Bunaltmadan bunu nasıl yapabilirim, o konuda biraz karışığım yalnızca.

Hırs deyince, yine ufak bir not... Susan, Çınar'ın "hırslı" bir yapısı olduğundan, "birinci olmayı" önemsediğinden bahsetti. Kötü bir şey olarak anlatmadı, tam olarak "competitive" dedi aslında. Yani, rekabetçi! Babasını düşünürsek, şaşırtıcı bir durum değil :) Neyse, artık baba-oğul squash oynarken birbirlerini yerler, ben de rahat ederim :D

Bu yazı aslında, geleceğe not gibi oldu...

O zaman, bir not daha. Hilal Hanım'ın söylediği güzel bir şey. Çınar'ın merakını, heyecanını, hayata karşı ilgisini hiç kaybetmemesini umduğunu söyledi. Büyüdükçe çoğumuzden silinip giden şeyler yani... Çınar o kadar coşkulu bir minik adam ki, ben de hiç kaybetmemesini umuyorum.

Kaybetmemesi için de elimden geleni yapacağım.

1 yorum:

SENAYC dedi ki...

Başak'çım,ben güldüm:)
Yazını okurken de gülümsedim hep,Hilal hanım ın söylediği gibi kalacağına emimin,seni tanıyorum:)
İkinizi de öperim
Sevgilerle
Şenay