19 Haziran 2010 Cumartesi

Babaları Çocuklarından Mahrum Etmek...

Geçenlerde bir arkadaşım, sabah 6'da kalkan kızıyla ilgilendiği, kahvaltısını yaptırıp kendisinin uyumasına fırsat verdiği için eşine teşekkür ediyordu... Aslında gerçekten, arkadaşım için harika bir jest! Babaya bravo...

Ama, son zamanlarda anne ve baba rolleri üzerinde düşünüyorum ve aslında bu yapılanın "bravo" denecek bir şey olmaması gerektiğini söylüyor beynim bana!

Gelin görün ki, toplumun dayattığı roller var -yalnızca Türk toplumundan da bahsetmiyorum. Dünyada kadınlara ve erkeklere biçilmiş roller var ve bu kalıpların dışına çıkıldığında "bravo" deniyor insanlara; hayretle karşılanıyorlar, alkışlanıyorlar, takdir ediliyorlar.

Peki niye, aslında normal olan bir şeyi takdir etmek için çabalıyoruz? Anne her sabah 6'da kalkıp, bebeğe kahvaltı ettirip, bebekle ilgilenip, oynayıp, "bütün gün işte yorulan" babayı daha sonra uyandırınca herşey normal de, baba yapınca niye alkış? Bu bebeği anne tek başına var etmedi, değil mi? Bu canlının genlerinin %50'si babadan, %50'si annedense, bakımını da aynı şekilde birlikte üstlenmeleri en doğalı değil midir?

Geçen Evren'in son yazısı üzerine de bu yorumu yapmıştım. Babaları niye bu kadar öteliyoruz çocukların hayatından? Biz anneler de yapıyoruz bunu, toplum da, hatta bazı uzamanlar da... Mesela, bu uzmanlardan en meşhuru, 3 yaşına kadar çocukla yalnızca annenin ilgilenmesi idealdir, diyor! 3 koca yıl! Demagoji yapmaya çalışmıyorum, baba ya da başkası hiç ilgilenmesin, demiyor; ama, aklıma iki soru getiriyor bu gibi cümleler:

1- Annelere neden bu kadar yük yükleniyor?
2- Çocuklar neden babalarından bu kadar mahrum ediliyor?

Bu toplum/uzman baskısı sonucu anne olarak biz de azıtıyoruz! Zaten hormonlar da müsait, bebeğimi benden başka kimse koruyamaz, ona benim gibi kimse bakamaz halet-i ruhiyesi içinde önce kimseye ama kimseye, babasına bile elletmiyoruz bebeği. "Bırak ben uyuturum, bırak ben altını değiştiririm, bırak ben yıkarım, bırak ben giydiririm, ayyy sen yediremezsin şimdi yemeğini ben yedireyim"... derken derken anne kişisinin pili de bir gün bitiyor ve üstteki cümleler bu sefer "ne olur bir kere de sen altını değiştirsen/yedirsen/yıkasan/uyutsan..."a dönüşüveriyor! Babalar afallıyor tabii! Bunca ay mahrum edilmiş bebeğinin bakımından, birden nasıl başlanır ki? Yapabilenler de zaten "kahraman baba/koca" mertebesine yükseliyor!

Sonuç ne oluyor peki? Temel bakım ihtiyaçlarıyla ilgilenmeyi iş edinmiş anne, oyun arkadaşı baba! Bir yandan en "çatışma çıkmasına müsait işleri" anne yapmak zorunda (alt değiştirmek, uyutmak, yemek yedirmek, banyo yaptırmak), ki çatışma hali hiçbir anne-çocuk için sevimli değildir. Ama tüm çatışmaya rağmen, çocuk "temel bakımını" yapan kişiye, annesine, güvenir. Peki bir çocuk, yalnızca "oyun arkadaşı" olarak gördüğü birine ne kadar güvenir? Belki de bunun içindir, çoğu ailede, çocukların tüm sırlarını anneler bilir, annelerle herşey paylaşılır. Baba "saygı duyulan", bazen de "korkulan" kişidir. Ne fena! Oysa anne de baba da "dayanağı" olmalıdır çocuğun. Her ikisi de güveneceği, sığınacağı liman olmalıdır.

Kendi hayatımızda görüyorum, Çınar bana çok düşkün; ama, babası olmayınca da kolu kanadı kırık... geçen hafta Ahmet 3 gün yoktu evde, seyahatteydi. Cuma sabahı Çınar önce babasının seyahat çantasını gördü, "baba?" dedi. Ben çantayı tanımasına afallamışken hemen ayakkabılığa koştu, bu sefer babasının ayakkabılarını görünce "babbaaaaa???" diye yüzüme umutla ve sevinçle baktı! "Evet tatlım, baba geldi, koş yatakodasına" deyince fırlayıp "babaaa, babaaaa" diye bağırış çağırış babasının üstüne bir atlayışı vardı ki, görmeliydiniz! Benim gözlerim doldu! Baba da mest oldu! Hatta şaşırdı...

Yani anlıyorum ki, onlar da hayatlarında var olmak istiyorlar çocuklarının, anneler kadar ilgi görmek, sevilmek, aranmak istiyorlar... ama çocuğun herşeyiyle anne ilgilenmek isteyince (binbir türlü nedenle), öteleniyorlar çocuklarının hayatlarından. Bu durum anne için yorucu (temel/lüks gereksinimlerimizi karşılamak için harcadığımız zamanı bazen çocuklarımızdan çalmışız gibi hissediyor, herşeyi uyku vakitlerine sığdırmaya çalışıyoruz; babalarsa normal hayatlarını yaşamaya devam ediyorlar...), baba için dışlayıcı. Ve böyle olması gerekmiyor, hatta bence, böyle olma-ma-sı gerekiyor!

Babalar günü arifesine denk gelmesi bu yazımın, tamamen tesadüf! Belki de değildir, ortada bu kadar çok "baba" lafının dolaşması bilinçaltımdan çıkarmıştır bu yazıyı.

Ama, hadi bir vesile olsun, babalara bu babalar gününde çocuklarıyla artık daha çok ilgilenme, onların daha çok yanında olma fırsatı hediye edelim!

Tüm babaların babalar günü kutlu olsun!

NOT: Fotoğraf Gökhan Altınören'e aittir...

Güncelleme: Daha yeni, sevgili Evren de bu konuyla ilgili yazmış... "cross reference" da yapmış oluyorum gerçi bir yerde ama, nefis bir yazı olmuş yine, bir TIK! Hem de bu yazıda, yukarıda bahsettiğim "uzman" kim, öğrenmiş de oluyorsunuz...

10 yorum:

Damla dedi ki...

Çok güzel bir konuya değinmişsin. Ben de bu hakkı kesinlikle babaların elinden almamamız gerektiğini düşünüyorum.

İşte tüm dünyada çocuklarla ilgili platformlar hep annelere hitap ederken, bizim Nurturia'da her zaman "Anneler ve Babalar" dememizin ve tüm sistemi "aile" üzerine kurmamızın temel nedeni de bu.

Başak Çelik dedi ki...

Damla,

Çok da iyi yapıyorsunuz. Ben Nurturia'ya üye olan babaları gördükçe mutlu oluyorum. Hepimizin sayesinde yavaş yavaş bu bakış açısı değişecek diye umuyorum...

Toprak Büyürken dedi ki...

Çok güzel yazmışsın.Eksiksiz bir yazı olmuş değinmek istediğin konuda.Ve o kadar katılıyorum ki söylediklerinle hem duygularımla hem mantığımla.

ezgi-duru dedi ki...

Başakcım bahsettiğin arkadaş sanırım BEN im:)Tamam sen o zaman da bunun çok normal olduğunu düşündüğünü yazmıştın. Ancak olayın bana göre bir de öteki yüzü var. Sen de Eşin gibi çalışıyorsun, sen de dışarda onun kadar hem beynen hem bedenen yoruluyorsun. Yani Çınar'ın yaşamsal ihtiyaçlarını beraber karşılamanız en olması gereken şey. Ama ben çalışmıyorum dolayısıyla, dışarda bütün gün çalışıp yorulan bir baba, evde ona göre daha rahat bir gün geçirmiş anne. Bu durumdaki ailelerde sorumluluğun büyük çoğunluğu annede oluyor. Ancak bizde durum çok farklı. O sırada yazamadığım birçok şeyi de ekleyeyim o zaman. Duru doğduğundan beri onu uyutmak, gece yatırmak, ilk zamanlar gecede 15 kez falan yatağından kalkıp Duru'nun odasına gidip düşen emziğini vermek, ben uykusuz kalmayayım diye sütümü sağdırıp, gece ısıtıp bebeğe vermek, altını değiştirmek(özellikle kaka temizlemek sadece eşime ait) Sabah 6da parka götürmek, sonra kahvaltısını yaptırıp uyutup, öyle işe gitmek, akşam en geç 5de evde olup kızının bütün sorumluluğunu almak, ofisi 2 sokak ötede olduğu için nerdeyse 2 saatte bir Duru'yu görmeye gelmek, bana SEN ARKADAŞLARINLA KAHVE İÇMEYE GİT, ALIŞVERİŞE GİT, BEN KIZIMIZA BAKARIM demek... (biraz daha yazarsam abarttığım düşünülecek diye çekindiğimden daha fazlasını yazmayıp burada kesiyorum)
Yani canımcım, benim eşim hakikaten BRAVO denilecek sınıftan:) En azından benim için öyle. Ve varsa benim eşim bundan daha fazlasını yapıyor diyen ev hanımı, onu ayakta alkışlarım....

ezgi-duru dedi ki...

Ayşe Arman pazar günü bir babayla röpörtaj yapmış. Konuyla alakalı diye linkini eklemek istedim. Şimdi bu babaya da BRAVO demeyecek miyiz? Babaları o, tabiki yapacak mı diyeceğiz???
http://www.ntvmsnbc.com/id/25107723/

Seda dedi ki...

Daha guzel dile getirilemez annelerin hissiyati: "(temel/lüks gereksinimlerimizi karşılamak için harcadığımız zamanı bazen çocuklarımızdan çalmışız gibi hissediyor, herşeyi uyku vakitlerine sığdırmaya çalışıyoruz; babalarsa normal hayatlarını yaşamaya devam ediyorlar...)"

Ayni konuyu konustuk bir anne arkadasimla bugun, ozellikle Turkiye'deki babalarin cocuk islerinden ne kadar guzel siyrildigini. Ayni Turk baba,baska bir toplumun icine girip, farkli beklentilerle karsilasinca gayet de guzel %50 hatta daha fazlasini yapan baba oluyor!

Bizim kusaga cok is dusuyor yani, gelecegin anne babalarini ayni mukkemmellikte yetistirmek icin ;)

Hülyanın Tunası dedi ki...

bizim neslin erkekleri bir öncekine göre daha katılımcı da olsa bence hala yetersiz. tespitin çok doğru. temel ihtiyaçalrını kim gideriyorsa bebek de ona bağlanıyor. bakıcısının ardından ağlayan bebekler de bakıcıyla benzer bir bağ kurduğundan ağlıyor sanırım. ben çok isterdim oğlumu geniş ailede büyüteyim. zira hala arkamdan ağlar. azıcık gözden kaybolsam aranır, ağlar falan filan. bilinçaltında "annem beni bırakırsa kim yedirir, uyutur, öğretir? bittim ben.. hemen ağlamam lazım...." düşüncesi mi var nedir?

Evren dedi ki...

Cok onemli bir konuya deginmissin Basak, eline-aklina saglik!
Bu babaya ovgu yazilari tespitin de super. Kesinlikle katiliyorum, simdi dusununce cok komik geliyor hakikaten. Baba yapinca olay oluyor. Bir baba da "bugun cocugun altini annesi degistirdi" diye guncelleme yapsa, baskalari da "vay be anneye bak" diye yorum yazsa nasil olur :))) Boyle yazinca uc gibi duruyor ama dedigin gibi esit olmali, ikisi de uc durmali.

Bu arada fotografa da bayildim :) Bu ozel gunlere karsi tepkiliyim aslinda. O yuzden A.nin babalar gununu degil de babaligini kutlayayim bu guzel fotograf nezdinde.

Sevgilerimle,
e.

Başak Çelik dedi ki...

Ezgi'cim, evet sendin! Ne güzel, eşin sana yardımcı oluyor, ama ben hala bütün bunların "zaten yapılması gereken" şeyler olduğunu düşünüyorum... Evren'in yazdığı gibi, bir baba Nurturia'ya "bugün bebeğimizin altını annesi değiştirdi -hem de kaka yapmıştı!!!" diye yazsa 50+ yorum almaz, değil mi? Bu bakış açısının değişmesi gerektiğini düşünüyorum ben. Yoksa, tam da bu yazıda yazdığım, olması gereken gibi bir babaymış eşin, harika!

Toprakana, Seda, Hülya, Evren... biz beklentilerimizi, olması gerekeni anlatarak yavaş yavaş eşlerimizi değiştiriyoruz, snra onlarla birlikte çocuklarımızı yetiştireceğiz, sonra da dünya daha eşit bir yer olacak, olması gerektiği gibi :)

Foto Not: Fotoğrafa ben de bayılıyorum! Khan'ın ellerine sağlık :)

ezgi-duru dedi ki...

Canım, bence de her babanın yapması gerekir böyle şeyleri. Ama bak dün ne oldu. Duru'yu parka götürdüm, bir anneyle sohbet ediyoruz, o sırada eşim aradı, parkta olduğumuzu söyledim. 2 dakika sonra eşim de yanımıza uğrayıp birkaç dakika sonra işe döndü. Sohbet ettiğim anne hayretler içinde SADECE 2 DAKİKALIĞINA KIZINI GÖRMEYEMİ GELDİ diye sordu. Ben de evet dedim. Kadın öyle şaşırdı ki, benim eşim kızımızla hiç anlaşamaz(ki kızı daha 25 aylık) birbirleriyle hiç ilişkileri yok sayılır, eşim ilk günden beri böyle davrandığı için, kızımız da babasına karşı çok soğuk ve tepkisiz dedi. Kimbilir eşimin diğer yaptıklarını anlatsam kadın neler düşünürdü:)
Yani diyeceğim o ki, bizim toplumumuzda, babalar çocuk konusunda çok geri planda kaldıklarından, hala alt değiştirmelerine bile şaşılıyor:) Evet, benim de temennim, KEŞKE HER BABA ÇOCUĞUYLA, EN AZ ANNESİ KADAR İLGİLENEBİLSE...