14 Ekim 2010 Perşembe

Algı

Aslında karşımızdakini, kendini anlattığı kadarıyla bilebiliyoruz, değil mi?




Mesela, iş çıkışı eve gelince, resimdeki bu kekleri yaptım diye, Nurturia'daki arkadaşlarım çok hamarat olduğumu düşündüler. Şimdi, ailemdekiler bu kısmı okuyunca, muhtemelen gülme krizine girecekler... Başak ve hamaratlık! Hadi canım sen de!

Bütün hayatımız böyle geçiyor aslında. Çoğumuz birbirimizi, çocuklarımızı "yazdıklarımız kadar" tanıyoruz. Peki ne kadarı doğru? Hepsi doğru olsa bile, biz ne kadarını yazıyoruz?

Dün akşam bunları düşündüm ve aylar aylar önce, blogları okuyup okuyup Çınar'a, kendime, anneliğime sardığım zamanlar aklıma geldi. Düşündüm; önce üzüldüm. Sonra güldüm!

Gerçekten, büyüyen yalnızca çocuklar değil; biz de onlarla birlikte büyüyoruz, olgunlaşıyoruz. Bazen de onlar gibi çocuk oluyoruz. Kimi zaman yalnızca "çocukça" davranıyoruz. Bu, bazen iyi, bazen kötü.

Bütün mesele, içindeki çocuğu kaybetmeden olgunlaşabilmekte sanırım. Bunun farkında olarak büyümek, çocuğumu da büyütmek, bundan sonraki amacım.

15 yorum:

öznur-ata dedi ki...

merhabalar..gerçekten de öyle..anne olmak çok enteresan..onlara ayak uydurmak ve onlarla büyümek çok güzel :))sevgiler

yeliz dedi ki...

çok güzel yazmışsın başak. yeliz bunu beğendi. ne kadar anlatıyorum desen de hayatının tamamını nasıl anlatabilrsin. misal... o kitaplardan dem vuran ben, belki okuyana vay dedirttim ama bak işe yaramıyormuş, yaramadığını yazmasam herkes o vay'da kalacaktı belki. sevgiler arkadaşım, çok net kısa ama vurucu olmuş, eline sağlık

Başak Çelik dedi ki...

Öznur-Ata,

evet öyle... büyümek güzel!

Yeliz,

Teşekkürler :) Ben de sanki, hep "toz pembe" bir tablo çiziyorum blogda. Belki da Çınar'a yalnızca "güzel anılar" kalsın istiyorum. Beni hiç tanımayıp da dışarıdan okuyanlar da buna "vay bee" diyor olabilirler :)

Bu arada, dediğimi yap yaptığımı yapma da, kendine de çok yüklenme arkadaşım...

füsfüs dedi ki...

başakcım blog yazan herkes zamanla bunları düşünüyor, ilk zamanlar aynı senin gibi vay ben ne anneler ne hayatlar var diyordum ama sonradan anladım sadece yazılanlar bunlar, kimse hergün gezmiyor, hergün aktivite yapmıyor, her an hamarat değil mutlaka. ama bloglarda arka arkaya görünce öyle bir izlenim oluşuyor değil mi? benim için de geçerlidir belki bunlar kimbilir. ama sadece yazmak istediğimizi, blogda görmek istediklerimizi yazıyoruz, herşeyi olduğu gibi yazmak zaten mümkün değil. herkes görmek istediği gibi görüyor zaten, toparlayamadım yahu uzattım çok velhasıl güzel yazı, öperim

Başak Çelik dedi ki...

Füsun,

Yok aslında, düşünüp de yazmadıklarımı yazmışsın.

Hepimiz için geçerli, ve herşeyi olduğu gibi yazmak mümkün değil, evet :) İşte bunu herkes bilsin istedim aslında!

Öperim!

Evrim dedi ki...

Herkes mi aynı yollardan geçiyor yahu? :)) Daha geçen gün aynı şeyi düşündüm zamanında "kraliçe ana" gibi gördüğüm blog sahibi anneler ile aynı platformda aynı sorunlar, aynı heyecanlar, aynı tereddütler ile boğuştuğumuzu görünce, hissedince... Eline sağlık duygularımıza tercüman olduğun için hamarat ana kraliçe :))

Evrim dedi ki...

Herkes mi aynı yollardan geçiyor yahu? :)) Daha geçen gün aynı şeyi düşündüm zamanında "kraliçe ana" gibi gördüğüm blog sahibi anneler ile aynı platformda aynı sorunlar, aynı heyecanlar, aynı tereddütler ile boğuştuğumuzu görünce, hissedince... Eline sağlık duygularımıza tercüman olduğun için hamarat ana kraliçe :))

Yasemin Aktuğ dedi ki...

Kesinlikle doğru tespit Başakcım. Yazı ile ifade bir yere kadar. Çoğu zamanda yanlış anlama ve anlatma sebebi. Vurgu yok, ses tonu yok vs. dolayısıyla bir kişiyi tamamen anlama yada anlatma aracı değil.
Bir kişiyi anlamak yada kendimizi anlatmak için kişiyle kanlı canlı paylaşımlarda bulunmak en doğrusu.
Birde ister istemez bloglara yada paylaşım yerlerine hep güzel ve hoş şeyleri yazıyoruz doğamızda var sanırım. Hiçbirimiz mükemmel değiliz, hepimizin farklı farklı ve güzel özellikleri var. Mesela ben senin ses tonuna ve vurgulamalarına hayran kaldım. (kendi sesim çocuk gibi ince ve tiz olduğu için hiç hoşlanmam) Tanışmamış olsaydık nirden bilcektim o kadar hoş bir sesin olduğuna.
Öpüyorum

Başak Çelik dedi ki...

Evrim,

Hepimiz benziyoruz işte birbirimize :)

Bak hala hamarat diyor :)) (ana kraliçeliği kabul etmişim gibi :P)

Yasemin,

Yazı dili öyle gerçekten. Ve dediğin çok doğru, kanlı canlı tanışmak gibisi yok! Çok teşekkür ederim bu arada, ya ben hep genizden konuşuyorum ya, hiç sevmezdim sesimi... sayenizde kendimle barıştım :) (NOT: Kendine öyle deme, cıvıl cıvılsın sen! Videolarda sesini duyunca neşe doluyorum!)

Burcu dedi ki...

Bir ara ciddi bunalıma girmiştim, ben oğlumla hiç aktivite yapamıyorum mesela diye. Sandım ki herkes yazılarında yazdıkları gibi he gün değişik aktiviteler yapıyorlar.. Eyvah dedim benim oğlum benim gibi bir annesi olduğu için ne kadar şanssız! Hiçbirşey sadece göründüğü ya da gösterildiği gibi değil.. En azından sürekli devam eden öyle muhteşem hayatlar yok..

Sen Gelince dedi ki...

Ben de seni okurken o anlarım geldi aklıma... Ne sorgulama ama... Hala da bitmedi, bitmez... Çok defa sordum bunu, ben mükemmel değilim ya siz?

Başak Çelik dedi ki...

Burcu,

Evet ya, hepimiz aynı şeyleri hissetmişiz!

Özlem,

Ben hiç değilim :)

ikicocukannesi dedi ki...

yahu ben yeni okuyorum:)

aylar sonra blog okuyorum:) once kendime bravo, ardından, basak;

haksızlık etme kendine, hamartasın diyorsam oylesin iste:)))

ceee-eee.

imza : kosusturmacanın icinde kendini kaybetmis, lakin illa fırsat yaratıp arkadasını okuamadan duramayan baska bir anne, ustelik ikicocuklu.

Başak Çelik dedi ki...

Hayır buraya bizim aileden biri yorum yazmıyor ki "hakikaten elinden pek iş gelmez bizim kızın" desin de tevazu göstermediğim anlaşılsın :)))

İki çocuğunu da kocaman öpüyorum! Seni de!!!

Adsız dedi ki...

Basakcigim hislerime tercumansin
Insan bunlarin sadece gorunen kisim oldugunu anlayana kadar hirpalaniyor cok yazik.
Sunu hep aklimda tutmaya calisiyorum, yeri degilmis gibi gozukse de yeri bence su lafin
"amaciniz cocugunuzu mutlu etmek degil, hayata hazirlamaktir"
Insan bi kaptiriyor sonra kendine geliyor.
Cok opuyorum.

Kiraz